renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Zeyneb el-Gazali Hakka Yürüdü

Asrımızın aktif ve seçkin İslâm davetçilerinden Zeyneb el-Gazali dün vefat etti. Türkiye’de "Zindan Hatıraları" adlı kitabıyla tanınan Zeyneb el-Gazali, çağımızın Rabiatu’l Adaviyyesi olarak biliniyordu. Zeyneb el-Gazali 4 Ağustos'ta kılınan cenaze namazıyla toprağa verildi.

İslam Dünyasının tanınmış kadın davetçilerinden Zeyneb el-Gazali dün (03-08-2005) hakkın rahmetine kavuştu. 88 yaşında vefat eden Zeyneb el-Gazali, hayatını İslam yoluna adayan çağdaş Rabiatu’l Adaviyye olarak da biliniyordu. Gazali bugün Kahire’nin doğusundaki Nasr kentindeki Rabiatu’l Adaviyye camiinde kılınan öğlen namazının ardından defnedildi.

Türk kamuoyu onu, 1980’li yıllarda yayınlanan “Zindan Hatıraları” adlı eseriyle tanıdı. Yazarının bizzat yaşadığı anılarından oluşan bu eser, okuyucusuna İslâmi hareketin içerisinde aktif olarak yer alan, bu konuda kadınlara öncülük eden ve bu uğurda kadın olmasına rağmen akla hayale gelmedik işkence ve eziyetlere katlanan bir hanım kahramanı tanıtıyordu. Bu büyük hanım kahraman, Zeyneb el-Gazali el-Cübeyli’’den başkası değildi.

Zeyneb el-Gazali, Miladi: 2 Ocak 1917 (Hicri: 8 Rebu’l-Evvel) tarihinde, Kahire’ye 80 kilometre uzaklıkta bulunan Meyyit Yaiş köyünde dünyaya geldi. O, Ezher bilginlerinden olan ve pamuk ticareti ile uğraşan bir kişinin kızıydı.

Zeyneb el-Gazali, ilk çalışma yıllarında Hüda Şaravi’nin başkanlığını yaptığı “Kadınlar Birliği”nin en genç üyesi iken Ezher Üniversitesinde dinlediği konferansların etkisi ile, bu teşkilattan ayrılıp Ezher’in İslam Hukuk (Şeriat) Fakültesi konferans salonunda “Müslüman Kadınlar Birliği”ni kurduğunda (1937 / 11 Rebiu’l-Evvel 1356) henüz yirmi yaşında idi. Mısır’da İslâmi ve siyasi alandaki çalışmalarıyla ortaya çıkan bu birlik, ülkenin siyasi hayatında çok önemli roller üstlendi. Gerçekleştirdiği protesto eylemleri ve mitinglerle kısa zamanda Mısır siyaset gündemine oturdu.

Gazali ve Hasan el-Benna

Zeyneb el-Gazali, 1938 yılında Hasan el-Bennâ ile tanıyıp “Müslüman Kardeşler Teşkilatı”na katıldı. 1951’den 1958 yılına kadar “Müslüman Hanımlar” adı altında bir dergi neşretti. Mısır Devlet Başkanı Abdünnnasır, Müslüman Kardeşleri dağıttığı ve bütün mallarına el koyduğunda Zeyneb el-Gazali'nin kocasının da servetini devletleştirdi. Gazali’nin oturduğu evi ve özel eşyalarını bile el koyan hükümet, dergiyi de kapattı.

1959 yılında “Müslüman Kardeşler Teşkilatı”nı yeniden organize etmede aktif rol oynadı. Tutuklu olan mahkum aileleri ile yakından ilgilendi, onlara yardım elini uzattı. Evi, Abdünnasır tarafından zindanlara atılan Müslümanların geride kalan çoluk çocuğunun sığındığı sıcak bir yuva ve himaye gördüğü bir yer olmuştu.

Gazali’nin “Zindan Hatıraları

1965 yılında, “Müslüman Kardeşler Teşkilatı”nın çok sayıda üyesi ile birlikte Zeyneb el-Gazali de tutuklandı ve cezaevinde her türlü işkence ve eziyete katlandı. Zulme boyun eğmeyen şahsiyetlerin yetişmesinde büyük emeği geçti. Allah yolunda sayısız kırbaç yedi ve türlü işkencelere uğradı. Defalarca falakaya yattı. Soğuk günlerde buz gibi sulara batırılıp saatlerce ve günlerce bekletildi. Erkeklerden bir çoğunun sabredemediği şartlara büyük bir azim ve cehtle katlandı. Böylece Resulullah'ın "Ey Ümmü Ammana! Senin katlandıklarına kim katlanabilir?" hadisini bize hatırlattı. Sonunda ömür boyu hapse mahkum edildi.
Altı yıl hapis yattıktan sonra, Suud Krali Faysal’ın gayretiyle affedilerek 1971 yılı Ağustos ayından hapisten çıktı. Bu tarihten itibaren Mısır içinde ve dışında geniş bir coğrafyada aralıksız olarak hizmetini sürdüren Zeyneb el-Gazali, Suudi Arabistan, Pakistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Cezayir, Türkiye, Sudan, Hindistan, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika, Kanada, Avusturya, İspanya başta olmak üzere pek çok ülkede tebliğ ve irşat faaliyetlerine katıldı. Son on-yirmi yıldır Kahire’deki evinde rahmetli Seyyid Kutub’un kız kardeşi Emine Kutub ile birlikte genç bayanlara yönelik ilmi çalışmalarda bulunuyorlardı. Zeyneb el- Gazali, burada genç bayanlara verdiği tefsir derslerini daha sonra kitaplaştırarak buna “Nazarât Fi Kitâbillah” ismini koydu. Böylece Zeyneb el-Gazali yapmış olduğu bu tefsiriyle çağdaş bayan müfessireler arasına girmiş oldu.
Zeyneb el-Gazali, çağdaş alimlerden Hafız et-Ticani ile, onun vefatından sonra ise hayırsever ve zengin bir kişi olan Seyyid Muhammed Salim ile evlendi. Bu evliliklerinde hiç çocuğu olamayan Zeyneb el-Gazali, bütün Müslümanlara karşı bir ana şefkati beslemekteydi. Mekke-i Mükerreme ve Peygamber aşığı olan Zeyneb el-Gazali, 39 kez Hacc ve 100 kez de Umre vazifesini yerine getirmiştir.

Zeyneb el-Gazali’nin Türkçe’ye kazandırılmış eserleri:

1- Kur’an’a Bakışlar, Uysal kitabevi, 1994. (Zeyneb el-Gazali’nin tefsiri.)
2- Zindan Hatıraları, Madve Yayınları, 1984.
3- Müslüman Aileye Doğru, Madve Yayınları, 1991.
4- Gençlerle Mektuplaşmalar, İstişare Yayınları, 1997.

Gazali’nin Türkçe’ye kazandırılmamış olan eserleri ise şunlar:

1- İlâ İbnetî (Kızıma).
2- El-Erbeûn en-Neveviyye (Kırk Hadis).
3- Nahve Bahsin Cedid (Yeni Bir Konuya Doğru)
4- Min Havâtırı Zeyneb el-Gazali Fi’d-Din ve’l-Hayat (Zeyneb el-Gazali’nin Din ve Dünya’ya Dair Düşünceleri).
5- Makalât (Bu kitapta çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış makaleleri değişik adlarla kitaplaştırmıştır.

Ali Aslan'a ait bu haber metni İslam Dünyası adlı siteden alınmıştır.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Şahidliğimiz Vardır

Okuduklarımız bize öğretti ki;

O, hep birgün karşısında Seni bulacakmış gibi yaşadı hayatını.

Hepimizin üzerinde emeği vardır.

Şahidiz ya Rab! Rahmetin O'nunla olsun!

bir kucak dua sana bir damla gözyaşı

"Alimin ölümü alemin ölümü gibidir"diyor efendimiz bu kokuşmuş çağda Müslüman kadınlara örneklik eden bir mütefekkir olarak geriye bıraktığı eserler okunmaya ve bizleri aydınlatmaya devam edecek."İnna lillahi ve inna ileyhi raciun"

Ahmet Deedat da Hakk'a Yürüdü.

Dünya çapında yaptığı davet çalışmaları ile bilinen Güney Afrikalı düşünce adamı Şeyh Ahmed Deedat, bugün Güney Afrika'nın Durban şehrinde hakka yürüdü. 1996 yılında Avustralya’ya yaptığı tebliğ amaçlı ziyaretinden kısa bir süre sonra yatağa düşen Deedat, felç olunca gözleri hariç vücudunun hiçbir yerini hareket ettiremez oldu. Ancak bu durum bile onu tebliğ çalışmalarından alıkoymadı. Deedat daha önce verdiği konferansların video kasetlerini çoğalttırarak dünyanın değişik bölgelerine göndermeye devam ediyordu. Deedat'ın idare ettiği Güney Afrika'da İslâm Davasının Yayılması İçin Uluslararası Merkezi sayesinde Afrika'da İslam çok hızlı bir şekilde yayıldı. Özellikle 1980’li yıllarda Batı insanına dönük tebliğ ve davet çalışmaları sonucunda binlerce insanının İslam ile şereflenmesine vesile olan Şeyh Ahmed Deedat, bugün hakkın rahmetine kavuştu. 40 yılı aşkın bir süre önce kurduğu Uluslar arası İslami Propaganda Merkezi (Islamic Propagation Centre International=IPCI) aracılığı ile kendini İslam’ın tebliğine adayan Deedat, adeta misyonerlerin korkulu rüyası idi. Zira, getirdiği yaklaşımlar ve açıklamalar ile misyonerlerin tüm propaganda çalışmalarını boşa çıkarıp, Afrika, Avrupa, Asya ve Amerika’daki insanların kalplerine hitap ediyordu.

Tatlı mizahi üsluba sahipti

"En iyi münazaracı/tartışmacı" olarak da adlandırılan Deedat, İslam'ı anlatmadaki tatlı mizahi üslubuyla tanınıyordu. Anıtsal başarılarına layık bir şekilde, İslam dünyasındaki prestijli konumunun nişanesi olarak 1986'da Uluslararası Kral Faysal ödülü kendisine verildi. Hiçbir ödül veya nişan Ahmed Deedat'ın İslam için duyduğu heyecanın karşılığı olamaz. Fakat kitaplarını bunun haricindi tutmalıyız. Kitapları Deedat'ın misyonerlerin tahriplerine karşı verdiği mücadelenin ve bu mücadelenin kazandırdığı eşsiz tecrübenin bir derlemesidir. Son günlerine kadar kendisinin kurmuş olduğu Uluslararası Davet Merkezi'nin başkanlığını yürüttü. 20'nin üzerinde kitap yazan Deedat, kitaplarının 20 milyondan fazla kopyasını ücretsiz dünyanın her yerine ulaşmasına vesile oldu. Dünya'nın dört bir yanında binlerce konferans ve seminer veren Deedat, Evangalistleri de bir çok defa açık oturum tarzı tartışmalarda susturmayı başardı. Bir çok insan onun çabaları vasıtasıyla Müslüman oldu, kendisiyle tartışmaya giren Hristiyan Teologları ve papazlar İslamı tercih ettiler. Deedat 1996'da geçirdiği felçten sonra konuşamıyor ve hareket edemiyordu. Deedat son kitabı olan "İslam ve Hristiyanlık Arasında Tercih"i eski ABD Başkanı Bill Clinton başta olmak üzere birçok devlte başkanı ve eşlerine hediye etti. Clinton'un eşi Hillary Clinton kitabı çok beğendiğini ifade etmişti.

Hıristiyanlık hakkındaki bilgisi Papazlardan bile fazla idi

Ahmed Deedat, şaşırtıcı bir şekilde Hristiyanlık hakkındaki bilgisi papazlardan daha fazla olması dikkat çeken, misyonerlerin kendisiyle tartışmaya girmeden önce 100 defa düşünmek zorunda kaldığı büyük bir İslam alimi. Farklı İncillerden tamı tamına doğru olarak verdiği birbiriyle çelişen bir çok ayet örnekleriyle Deedat, on binlerce Misyoneri dinlerini sorgulumuk zorunda bıraktı. Yaşadığı Güney Afrika'da bunlerce misyoner de dahil olmak üzere birçok papaz onun vesilesiyle Müslüman oldu. 1918'de Hindistan'ın Surat bölgesinde doğdu, kendisi doğduktan sonra Güney Afrika'ya göçen terzi babasıyla ilgili 1926'ya kadar hiçbir anısı bulunmuyor. Hiç bir ciddi bir eğitim görmeden ve fakirlikle geçen uzun mücadelelerden sonra 1927'de Güney Afrika'ya babasının yanına gitti. Bu vedası aynı zamanda bir kaç ay sonra ölecek annesini son görüşü oldu. 9 yaşında eğitimi ve İngilizcesi olmayan bir çocuğun yabancı topraklarda atıldığı hayat, ileriki yıllarda üstleneceği rolün hazırlıklarına başlangıç teşkil etti. Bütün gayretiyle kendisini derslerine veren bu küçük çocuk, dil engeli olmasına rağmen başarılı oldu. Okumaya olan aşkı çok çabuk İngilizcesini de ilerletmesini sağladı. Maddi nedenlerden dolayı 16 yaşında okulu bırakmaya mecbur kalan Deedat bir çok işte çalıştı. Bu işlerden, hayatının dönüm noktasını teşkil edecek olanı; Güney Natal'daki 1936'da çalıştığı, papaz okulunun yanındaki Müslümanlara ait bir dükkan oldu. Papaz öğrencilerin işyerine uğradıklarında İslam'a yaptıkları aralıksız saldırılar ve tahkirler, genç Deedat'da misyonerlerin yanlış propagandalarına mukabele etme şevki uyandırdı.

"İzharu'l Hak" onun için çıkış oldu

Bu hırsla, Ahmed Deedat Müslüman dükkanında kendisine yarayacak kitabı arayışına koyuldu. Kaderin güzel bir cilvesi; karşısına tam da onun aradığı gibi bir kitap olan Hindistanlı meşhur İslam alimi Rahmetullah Hindi'nin "İzhar-ü'l Hak"ı çıktı. Kitapta Hindistan'daki Müslümanlar'ın İngiliz hakimiyeti döneminde nasıl misyonerlerle mücadele ettikleri ve Misyoner faaliyetleri İslam'ın propagandasına çevirmeyi sağlayan teknikleri ve kazandıkları başarı anlatılıyordu. Özellikle misyonerlerle tartışma yapma fikri Deedat'ın üzerinde derin etki yaptı. Yeni heyecanının verdiği şevkle Deedat ilk İncilini aldı ve ardından papaz öğrencilerle münazaralara başladı. Öğrencilerin ona mukabele edemeyip, dişine göre olmadıklarını görünce çevre bölgelerdeki Papazları ve Hristiyan ilahiyatı hocalarını münazaraya çağırdı. Bu başarıları Ahmed Deedat'ı kendisini adadığı davası doğrultusunda teşvik etti. Deedat İslam'ın hakikatını ve güzelliğini ortaya koymak hususundaki büyük bir tebliğci heyecanıyla, ömrünün son otuz senesinde birçok aktivite içinde bulundu. İncil üzerine bir çok dersler verdi ve bu konudaki çalışmaları yürüttü. Es-Selam adlı enstitüyi kurarak İslam yüzlerce tebliğci yetiştirdi. Ailesiyle birlikte kendi imkanlarıyla kurdukları, içinde mescidin de bulunduğu bina bugün hala simgesel önemini devam ettirmektedir.

Ahmed Deedat'ın Türkçe'ye kazandırılan kitapları:

1- Kitab-ı Mukaddes Allah Sözü Müdür? / İnkılab Yayınları
2- Mucizeler Mucizesi Kur'an / İnkılab Yayınları
3- Araplar ve İsrail - Çatışma mı, Uzlaşma mı? / İnkılab Yayınları

(Bu haber İslam Dünyası isimli siteden alınmıştır. Orijinali için tıklayınız)