renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

portre

Dehanın Müslüman Olmuş Hali: Necip Fazıl

Necip Fazıl Kısakürekİman, insanın ufkunun müntehasında başlar. Ufkun içi imana konu değildir. Zira ufuk alanı idrak edilebilir alandır. İdrak edilebilir alan (genellikle) akıl alanıdır. Dehaların zor inanmalarının sebebi, ufuk çizgilerinin diğer insanlardan uzakta olmasıdır. Herhangi bir iman sistemi dehanın ufkunu ihata edemediğinde dehanın o sisteme (dine, ideolojiye) iman etmesi kabil değildir. Dehanın ufkunu ihata edebilmek, muhteva cihetiyle olduğu gibi üslup cihetiyle de olmalıdır. Her ne kadar üslup cihetiyle olması şart olarak ileri sürülemese bile, dehanın iman sistemine muhatap olması, beyandaki üslup ile kabildir.

Diriliş Şairi Erdem Bayazıt

Erdem Bayazıt

İnsan, umut ile yaşar. Yürümek, umut ile…“Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı”. Karanlıklar dağılacak elbet. Kötü gidiş bir gün son bulacak. Fert fert varoluş sorgusu. Karşı duruş, bilenmiş bir bilinç ile…Yangınlardan, yıkımlardan geçip yeniden başlamak mümkün. Yaralarını sağaltan yiğitler yolda şimdi: “Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu”.

Zarif Müslüman

Cahit Zarifoğlu

Modern değerlerin etrafı kasıp kavurduğu, reklam panolarının her yeri işgal ettiği, küreselleşme çığırtkanlarının adamakıllı pohpohlandığı, insanların tüketmeye zorlandığı, aklın ilahlaştırıldığı, bilimin zorbalaştığı, duyguların önemsenmediği bir dönemde elbette ki muhalif bir söylem gerekir.

Tam da mantığın hükümranlığına hazırlanırken, insanlar tartışma programları karşısında sabahlarken, söz uzayıp giderken ve hiçbir anlam ifade etmezken…

Yollar Arasın Seni, Deniz Baksın Yüzüne...

Rasim Özdenören

Bizimle aynı mahallede, belki aynı sokakta ya iki duvar ötemizdeki mesela 18 numaralı müstakil evde yada oturduğumuz apartmanda bir iki kat aşağıda ya da yukarıdaki kimi doğalgaz tesisatı döşenmiş kimi döşenmemiş sözgelimi 3 yada 7 numaralı dairelerden birinde oturan, yani çokça bize benzeyen ama bir biçimde de dolaplarını, vitrinlerini bizim süslediğimiz şeylerden başka şeylerle süsleyen,

Murat Kapkıner'in Sesinden Sürgün Ülkeden...

Audio: 

Murat Kapkınerİlk defa 1990 yılında Karamürsel'de bir kitabevinde dinlemiştim Kapkıner'in bu enfes yorumunu. O günü yaşar gibi oldum şiiri tekrar dinleyince.

Üstad Sezai Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" isimli muhteşem şiirini okuyan Murat Kapkıner 1950 yılında Malatya'da doğdu. İlk öğretimini burada tamamladı. Malatya Erkek Sanat Enstitüsü (1967), 1969 da Hava Astsubay okulunu bitirip kıtaya katıldı.

Meriç Sağcı mıydı Solcu mu? Mütefekkir mi, Mütercim mi?

Bu soru dilime vird oldu haftalardır soruyorum kendime gerçekten cemil meriç kimdi?! Cemil Meriç bana göre en büyük fikir işçisi idi. Kültür semamızın ‘münzevi yıldızlar'ından biri Cemil Meriç'tir. Ne hazindir ki, adeta unutuldu bu büyük mütefekkir yeni nesil tarafından. Halbuki o, kendini irfana adayan bir fikir adamı idi... Tanzimattan beri devamlı bir arayış içerisinde olan intelijansiyamızla paralellik arz eden, fırtınalı, dağdağalı müthiş bir macera. İmandan şüpheye, şüpheden inkara, inkardan maddeciliğe ve nihayet tekrar aslına rücu eden bir hayat. Biraz daha yakından tanımak için ruh dünyasına girelim isterseniz. Çünkü, “Bir adamı tanımak için, düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lazım hiç değilse. Hayatın maddi olaylarıyla kronoloji yapılabilir ancak. Kronoloji, aptalların tarihi.”

“Dili Faldır Aşkın Ey Taş”

İlhami Çiçek

“Umut kesilmiyorsa dostlarım
Kesip barikatlar yaparak kangrenli gövdemizden
Şurda güneşe ne kaldı”

İlhami Çiçek

Müslüman dünya görüşünün sarsılmaz kalesi, kirlenmiş çağın küskün çocuğu İlhami Çiçek. 1954 Erzurum-Oltu doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Oltu'da yaptı. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. Öğretmenlik yaptı. Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi şairleri arasında yeraldı. 1983'te vatani görevini yaparken yakalandığı amansız bir sinir krizi sonucunda intihar ederek hayata veda etti.

Dönemine Cevap Veren Bir Ruh; Necip Fazıl

Necip Fazıl

Eğitimde Gestalt ekolünün bilinen bir teorisi vardır. Gestaltçılar, 'bütünün, onu oluşturan parçaların toplamından daha fazla bir şey' olduğunu söylerler... Ben şimdi onların bu ifadesini bir şair ve mütefekkirimiz için uyarlayacağım, Necip Fazıl Kısakürek için... Eğer üstadın yazdığı eserleri parça, onun şahsını da o parçaların oluşturduğu bütün olarak tanımlarsak, Necip Fazıl eserlerinin toplamından daha fazla bir şeydir diyebiliriz hemen. Yani yazdıklarıyla beraber, yazdıklarının toplamının oluşturduğu bir hava, ruh olarak önemlidir Necip Fazıl... Büyük Doğu, Necip Fazıl ve büyük halkanın büyük zinciri olarak...

Senin Köylün Olayım

Sezai Karakoç

“biz karakoç`un sezai olanını, biz yorulmamış adamları
severiz amcalar”

İsmail Kılıçarslan

I
Kültürümüz iflas ettirildi, değerlerimizden utanır hale getirildik, ufkumuz daraldı… Üzerimize çullandılar. Bir toplumu yok etmek için bütün varlıklarıyla geldiler. Direndik. Vuruştuk. Asalet bunu gerektirirdi çünkü. Sonra yenildik. Kaç zamandır düşünüp dururum; bir daha nasip olacak mı bu millete şereflice vuruşarak yenilmek. Yenildikçe bileğilenmek. Ve bileğilendikçe kazanmak.

Ebedî Hikmetin Peşinde: Seyyid Hüseyin Nasr

S. Hüseyin Nasr1933 yılında, Tahran’ın meşhur âlim ve fizikçilerinin mensup olduğu bir ailede dünyaya gelen Seyyid Hüseyin Nasr’ın, ‘Yaşayan Filozoflar Kitaplığı’nın kendisine ayrıldığı 1000 sayfalık cild, eleştirel makale ve bu makalelere verdiği cevapları da (bibliyografya şeklinde) kapsayan entelektüel biyografisi İnsan Yayınları tarafından yayınlandı.

Yetmiş yılını ilim ve irfanla geçirmiş bu büyük âlimin hayatını bir çırpıda okuyup geçmek faydalı olmaz. Uzun ömrüne sığdırdığı bilgi birikimi, tecrübeleri üzerinde uzun uzun düşünerek, mütalaa ederek okumak son derece faydalı olacaktır.

İçeriği paylaş