renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

gezi notları

Yörükler

Sarikiçili Yörükler- Peki mutlu musun?
- Ne var ki olmayacak...

Arabanın turbo denilen herzesi -ne demekse- Konya-Antalya yolunun 250.KM de su koyuverince eşimle ben yolda kaldık. İyi ki kaldık yoksa bu yazıyı yazamayacak yukarda yazının başında yaptığım hayatımın en felsefi diyalogunu gerçekleştiremeyecektim.

- Peki mutlu musun?
- Ne var ki olmayacak...

Bosna ve Hersek

Bosna Hersek’ e geçtiğimiz yılın Mart ayında gittim yani bilgiler taze sayılır, Bosna Hersek’ e Türk Havayolları ve Bosna Air ile uçabilirsiniz, hali ile THY nin fiyatları biraz yüksek, BHY nin ise uçakları pervaneli fakat oldukça yeni güvenilir uçaklar, uçuş ile ilgili başka söyleyebileceğim Sarajevo havalimanına yaklaşma 180 derecelik bir açı ile yapılıyor yani türbülans ve hava boşluklarına hazır olun, küçük bir havalimanı sizi karşılıyor onuda söyleyeyim. Bir diğer havalimanı Mostar şehrinde bu gezinize nereden başlıyacağınıza ya da sadece nereyi görmek isteyeceğinize göre değişen bir seçenek ama önce ya da sadece Sarajevo' yu ziyaret edeceksiniz direkt uçuş olmasına dikkat edin yoksa uçağınız önce Mostar havalimanına iniyor burada inecekleri indirdikten sonra tekrar havalanıyor ve Sarajevo havalimanına iniyor yani yolculuk biraz uzuyor.

Nepal; Fotoğrafın Ta Kendisi

Nepal

Katmandu Havaalanı garip bir yer. Şehrin/ülkenin kendine has kokusuna alışmaya çalışıyorsunuz evvela. İstanbul’un hızından sonra, Doha’da yavaşlayan hayatın seyrinin burada iyiden iyiye irtifa kaybettiğini düşünüyorsunuz önce. Hiç kimsenin acelesi yok, pasaport kontrol görevlisi bir yandan birkaç gün evveline ait gazetesini karıştırırken aheste aheste basıyor pasaportunuza kaşesini. Vize için ödemeniz gereken 30 dolar için bozuk para arayan görevli kadının hiç de acelesi yok. Usulen doldurulmuş formlar dostlar alışverişte görsün babından bir o yana bir bu yana evirilip çevriliyor, sanki sakız çıkartma kâğıtlarından üretilmiş vize kâğıdı pasaportumuza alelade yapıştırılıyor.

Pierre Loti Nâm Mekânı Tartışalım mı ya da Ölmüşlerin Ruhuna Bir Bardak Çay ve Kaşarlı Tost

Pierre Lotti

Modern hatta post-modern hayatın gereklerinden olan geçirilen vaktin ancak absürd mekânlarda anlam kazanmaya başlamasıyla birlikte kapitalist dünya da modern! insanlara bu tarz mekânlar sunmaya başladı. Daha önce burun kıvrılan semtler popüler dünyada nam salmasıyla birlikte en çok gezilen yerlerden oldu.

Bu kriterlere uyan semtler arasında en çok rağbet göreni belki de Pierre Loti’dir. Tevatür oldur ki 1850-1923 yılları arasında yaşayan ve asıl ismi Louis Marie Julien Viaud olan Pierre Loti nam zat-ı muhterem! ve dahi İstanbul aşığı! deniz subayı bir Fransız romantiğinin –kimilerine göre bir ajan- mıktar-ı kâfi ikâmet eylediği ve insanlığa muhteşem eserler! telif ettiği bu müstesna mekân konumu itibariyle de dikkat çekicidir.

Hz. İnek / Hindistan Notları (I)

Hindistan

Uçaktayız ve Hindistan’a doğru seyrediyoruz. Sınır dışı her seyahatte yanıma neden aldığımı bilemediğim heyecan yine bavulumda. Uzun soluklu yolculuklar, içimde, derinlerde barınan bir şeyleri harekete geçiriyor. Onların yüreğimin çeperlerine dokunduğunu hissedebiliyorum. Yolcuları süzüyorum. Nev-i şahıslarına münhasır sarıklarıyla Sihler, burnu hızmalı alnı kırmızı noktalı Hint kadınları, gözleri sürmeli küçük çocuklar, esmer tenli adamlar ve aktarma nedeniyle yolculuklarının ikinci ayağını Türkiye’den gerçekleştiren Avrupalı yolcuların hepsi gurbet olgusunu ünlüyorlar. Hepimiz yolcuyuz diye geçiriyorum içimden. Bu aşina olmadığımız yüzler ceviz kabuğu hayatlarımıza uzak olduğu kadar, dünyada oluş sergüzeştimize son derece yakınlar.

Gidiyoruz, Giderek Kendimizden Geçiyoruz

Bir uçak ve dört İHH temsilcisi... Ümmetin ortak sesi olmaya gidiyorlar. Bu bir hikâye. Gerçek bir hikâye. Yaşanmış bir hikâye...

Uzağa diye yola çıkıyoruz. Ama uzak bize hiç uzak değilmiş aslında... Büyük İskender Havalimanı'na indiğimizde bunun farkına iyice varıyoruz. Uzağa değil kendi yakınımıza gelmişiz de bunu ancak fark edebiliyoruz.

Dilini bilmediğimiz bu ülkede "Selamün Aleyküm" sesiyle irkliyoruz. Bir şey demeye gerek duymadan "evet, biziz" diyoruz.

Mekki Kareler

Kaba- 1920

Lübnan İzlenimleri

Dostlarımla fikir birliği edinip “www.idealeast.org” projesini hayata geçirmeyi arzu ederken, projenin temelini oluşturacak eylemin “doğu medeniyetlerini tanımak” olduğunda hemfikirdik… Doğu medeniyetleri, Nihat GENÇ’in tabiriyle “batının bombalarının düştüğü topraklar”dı. Bu toprakları gezip görmeden, bu topraklar hakkında fikir sahibi olup yorum yapmamız doğru olmazdı; gitmediğimiz, görmediğimiz köy “bizim” olabilir miydi?

Edirne'den Ayvaz Dede'ye

Mostar

Uyandığımda Sunce Oteli’nin mezarlığa bakan penceresinin önünde buldum kendimi. Saat sabahın dördüydü. Birazdan telefon çalacak,otel görevlisinin kahvaltıyı haber veren cümlelerini “thank you”diyerek kesecekti oda arkadaşım. “Biliyor musunuz?Ben bugün kaybolacağım, rüyamda gördüm.” Diye tekrarlayıp durdum kahvaltı masasında. Gülümsediler.

Aksa'da Çocuk Olmak

Aksa

Kudüs'ün gözlerini gördüm, yaşlı
Saçları vardı, zeytin yaprağı gibi
Sonra o beyaz taşlar, ak sakalıydı Kudüs'ün...
Her sokağında bir damla gözyaşı, bir sızlayan yürek
Patlamaya hazır bir öfke ve şehitlerin ruhu vardı
Kudüs’te bin can vardı.
Kan vardı!

Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’na iner inmez hiç vakit geçirmeden Kudüs’e gitmek, o kutsal topraklara ayak basmak arzusu vardı içimde…

İçeriği paylaş