renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

arayış

Slaven Biliç’in Anlayamadığı Şey !

İnancın gölgesinde toplanır bütün ruhlar.
Diller yaradan'ı çağırır.

Hayat acısıyla tatlısıyla geçip giderken; birbirinden habersiz hüzünler, sevinçler yaşar insanoğlu; ama bazı zamanlarda tek yürek, tek bilek olur. Bu anlardan biri de Milli duyguların coştuğu anlardır.

Malumunuz kupa heyecanı tüm dünyayı ve tabiî ki Türkiye yi sarmış durumda.

Sessiz Dünyaların Keşfi İçin; Bir İki Üç Tıp!

Konuşa biliyor olmanıza rağmen kaç hafta susabilirsiniz?
Ya da kaç gün hal dili ile konuşarak, susmayı başara bilirsiniz?

Etrafınızda herkes konuşuyorken ve her zaman yaptığınız şeyleri yapmaya devam ederek, dilinize kadar tırmanan kelimelerinize dur diye bilir misiniz?

İşte Türkçe öğretmeni ve yazar Niyazi Sanlı, duyduğu halde konuşamayan fakat huzurla gülümseyen öğrencisi Hümeyra’nın sessiz dünyasını keşfetmek için tam 17 gün susuyor.

Tüketim Köleliği ya da Kölesel Tüketim

"Batının ilmini ve fennini alalım ama onun ahlakını ve kültürünü almayalım"

Bu mümkün müdür acaba?

Bu kadim anlayış Batılılaşmanın sözde sorgulanıp post- modernize edilip, hayatımıza adapte edilme çabasıdır.Bir medeniyetin bilim ve teknolojisini alıp,onun kültürünü ve hayat felsefesini bunun dışında tutmak ruh ve bedeni birbirinden ayırmaya benzer.Buna işlevlik kazandırmak pek mümkün görünmemektedir.

İslam Medeniyetinin Yol Haritası

Evi perişan bir zavallı, evin delik deşik haline bakıp, her gün şöyle dermiş: ‘Sakın bana haber vermeden yıkılma ha! Allah korusun çoluk çocuk hepten biteriz.’ Bu konuşmalarla yıllar gelip geçer...Derken gelir bakar ki, bir akşam, o köhne evi yıkılmış, zavallı aileyi altına almış. Adamcağız bu acı manzarayı görünce evin yıkıntılarına feryat figan içinde döner ve derki: ‘Meğer aldanırmışım, desene! Ne oldu bunca yalvarmam ey eski dostum! Çocuklarım olacakken, işte ben yetim oldum! Sakın yıkılma haber vermeden dememiş miydim? Bu muydu senden a zalim, bu muydu ümidim? Hukuku, ahdi gözetmek nedir bilmedin, yazık, yazık sana sarf ettiğim emeklerime!...’

Sapere Aude!

I.
İslam aleminin modernite karşısında en temelde yitirdiği belki de özgüveniydi. Kendi temel kaynağına yabancılaşmış Müslüman düşünürün kurtuluşu Batılı düşünürde aradığında şahid oluyoruz. Kuran’la hisseden, Kuran’la akleden, Kuran’la yaşayan düşünür modeli yok gözlerimizin önünde. Bugün Kuran, ahkam ayetleri modern yaşama uyuyor mu uymuyor mu konusunun tartışılmasından öte bir anlam ifade etmiyor Müslüman düşünürün gözünde.

Foucaultyen söylemsel etiğe uymamak haram. Heidegger’e referans vermemek cehalet göstergesi.

Hükümsüz Vakitler

Zaman

İnatçı bir yalnızlığın işgâline uğruyordu şehrin karanlığı
Sessizdi şehir, kayıptı kalabalıklar, boştu otobüs durakları
Uyumak, idamlık suç, geceleri yasaktı
Tımarhâneleşen evlerin kapıları açıktı…

Ankara/2006

Kimseler kalmamış. Bir yalnızlık alameti. Hava soğuk. Şu ıssız odaya çekilmeler... Bardakta yarım kalmış bir su. Yarım kalan şu bir bardak suyu kaç vakit bekletsem?

Sahte Medeniyet

Garb medeniyeti sakat. Kurbanları bunu söylüyor. Ardında kan ve gözyaşı bırakıyor. Hayatları doğruyor.
Garb medeniyeti cellât. Beni âdemin iç dünyasını tarumar etmiş. Sessiz figanlar var derunlarda.
Bu medeniyet hayata kıyıyor. Kurbanı hayat.
Onun tek dişi kalmamış hayır. Bütün dişleri var. Sırtlan dişlerine sahip. Biçarelere acımıyor.
Aldatıcı bir medeniyet... Cennet vadediyor yalnız aldananları cehenneme sürüklüyor.
Garb medeniyeti bu kürenin bahtsızlığı.

Allah Yâr

Gerçek kul olmanın “La” ile başlaması, aslında insanın inkârcı tabiatının nasıl da doğru bir tercihle kapıları sonuna kadar açarak “kul” olma bilinciyle donatılacağını göstermektedir. İnkâr etmek! Bilinci her türlü olumsuzluktan soyutlamak! O’ndan başka ilah yoktur, ancak O vardır diyebilmek! Eşikten içeri bu bilinçle girildiğinde gerçek kul olmanın güzelliğiyle donatılıyor insan. Aradan tüm vasıtaları kaldırarak sadece O’na yönelmek! Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz…

İçimde Sümeyyeler Var!

B - Başörtüm sancımdı, gözyaşımdı, kefenimdi…

Sedef sedef açılan taşlarda
Zümrüt zümrüt parlayan başörtüleri…

Acziyet ufkunda kanat çırpan kuşlardı
Yanaklarından süzülen şebnemlerde dua dua katreler

Averroes'in Arayışı

Borges

Borges’in en çok önemsediğim yanı, varoluşla ilgili yoğun meseleleri nisbeten daha kolay ve anlaşılır bir dille ifade etmedeki ustalığıdır. Öykülerinde kader, özgürlük, düş/gerçek ilişkisi, zaman ve sonsuzluk gibi ağır konulara korkusuzca temas eden ve okuyucuyu adam akıllı hırpalayan kusursuz bir anlatıcıdır Borges.

Ölüm ve Pusula’yı okurken zorlandığımı hatırlıyorum. Borges’in fantastik dünyası oldukça sarsmıştı beni. Kum Kitabı’ndaki gibi kendimi labirentlerin içinde buldum, aynalara baktım, bilmeceler çözdüm ya da bir anda mitolojik bir kahramana dönüştüm.

İçeriği paylaş