renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

sosyoloji

Bilgi-İktidar İlişkisinde Türban Gerçeği

Bilgi-İktidar İlişkisinde Türban GerçeğiTarihin bütün dönemlerinde bilgi insana iktidar alanları sunarak, yaşamı ve doğayı dönüştürme gücü verir. İnsanın sosyalleşmesi ve toplum olarak var olması bilgiye olan gereksinim dolayısıyladır. Doğasındaki sorularla doğan insan hayvanlar gibi bir bilgiyle dünyaya gelmez. Sorularına karşılık bulabilmek için toplumsal aktarımlara ihtiyaç duyar. Bu anlamda bilgi kendisi ile teması olan insana ya da insanlara yaşama hakkı ve fırsatı verir.

Devletler kurumsallıklarını tamamladıktan hatta bilgiyle var olduktan sonra gözlerini bu alana dikerler ve kanaat yaratma gücüne ihtiyaç duyarlar.

Karşı Darbede Fethullah Gülen Korkusu

Fethullah Gülen

Doğu kültürü ve devlet örgütlenmesi üzerine düşünüldüğünde militarizm, geçmişten günümüze yaşamsal bir gerçekliktir. Silah ve onu kuşanan güçlü bilekler geri kalmış dünyada devlet olarak toplumsal bir güven unsuru olmuş ve birey de kolektif yüklemelerin eziciliği altında devletiyle varlığını anlamlandırmıştır.

Avrupa’nın dışındaki toplumların devletlere olan gereksiniminin bireysel noksanlıklardan dolayı devam etmesinin nedeni askeri yetersizlik, ekonomik imkansızlıklar ve en önemlisi eğitim sorununun çözülememesidir.

Hicret

Hicret

Her medeniyet hicretle başlar. Var olanın ötesindeki bir zamanı ve anlamları üretmek için olanın karşısında olması gerekene inanarak, hayır der. Herkese ve her şeye…Hicrete inanan ve onun yolculuğundaki adımların zorluklarına göğüs geren, mazlumların seslerinin çağırdığı adaletle yol alan insan, zamanın bütün evetlerini hayıra çevirmek için kutsal yolculuğuna çıkar. Çölün ortasından bütün zamanlara meydan okur. İnancının ne getireceğini düşünmeden, inandığı doğruyu varlığının yasası yaparak...

İslam Peygamberi bütün mahlukata seslenir, insanlara, cinlere… Köle Bilal’dan zengin Mugire’ye, Ebul Hikem’den Ebu Talib’e, Mekke’ye, Taif’e, Medine’ye, Şam’a, İran’a, Roma’ya...

Mediapolis

Medya

“Şimdiye kadar Roma imparatorluğu zamanında Hıristiyanlığın bu kadar çok efsane yaratması matbaanın henüz keşfedilmemiş olmasına yorulurdu. Oysa bunun tam tersi doğrudur. Bugün günlük basın ve telgrafın bir günde yarattığı efsane, eskiden bir yüzyılda yaratılandan daha fazladır” K.Marx

Gören insan yerine gösterileni gören insan şeklinin yaratılması bilmem kaçıncı güç olan medyanın sayesiyledir.

Liderlerimiz ve Biz

İnsan birbirine bağımlı yaratılmıştır. Tek başına var olamamakta ve sürekli değişik kişi veya gruplarla etkileşme- yardımlaşma içerisinde bulunmak zorunda kalmıştır. Bunun sonucudur ki ahlakın temeli bir başkasının haklarına saygı göstermek, başkası için kendini feda edebilmek ve bir şey yaparken karşısındakinin yerine kendini koyarak hareket etmektir.

Sosyal hayat içerisinde doğuştan verilen veya sonradan kazandığımız rollerimiz vardır. Bu rollerin en önemlilerinden biri liderliktir.

İnsana Yakın Olmak

Modernitenin filozofları insan nedir?... sorusuna değişik cevaplar vermişler. Kimi düşüncesi, kimi aklını kullanan canlıdır demiş...kimileride kullandığı eşyalarla değerlendirip, alet kullanan hayvandır diyerek tanımlamışlar insan olmayı...Bunlar tabi ki mistik düşüncenin karşısında bilimin popülerlik kazandığı 18. ve 19. yüzyıl yaklaşımları.

Siz Hangi Kuşaktansınız?

İnsanlar kendini tanımlamak için mecburi olarak bazı isimlendirmelerde bulunurlar. Bu tanımlar; ait olunan ideolojiye, kavime, sosyo- ekonomik sınıfa vb. durumlara göre değişir. Bir veya bir çok taşıdığı isim, hayatı boyunca o kişinin hayatını çok boyutlu olarak etkiler ve belirleyici olur. Bu kimlikleri aynı zamanda kendisinden sonra gelen kuşağa da miras bırakmaya çalışır. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan tanımlamalardan biri ait olunan kuşaklardır.

Özdeki Batı ve Suçlu Dünya

Fransız siyaset bilimci Jacquas Donzelot’a göre modern toplum; bireyi doğumundan mezarına kadar çekip çeviren bir disiplinler şebekesidir. Özerk bireyi, rasyonelleştirme sürecinde kamusal egemenlik alanının genişlemesiyle sıkışmış bir evrene doğru itelerken her türlü davranışını denetime tabi tutmuştur. Kapitalist toplumun bir sonucu olan birey, liberal değerlerle piyasaya endeksli bir mekanizmaya dönüşürken denetime tabi tutulan insanın özdeki kötülüğüdür.

Sosyal Güvenlik Alanları

Avrupa aydınlanmasıyla ortaya çıkan siyasal söylemler, 18. yüzyılda bireyi monark ve aristokratların yönetimindeki cemaatçi yapının hiçliğinden çıkartırken, bireyin kendisinden aklını kullanmasını istemiş, sınırsız istemi haklı göstererek “isyanı ahlak bilen” bireyler yaratmıştır. Bu vesile ile sosyal güvenlik alanı monarşilere karşı gerçekleştirilen devrimlerle burjuvazinin eline geçmiştir.

4. Dünya Savaşı

İnsanın zaafiyeti kadar dünya acı çekiyor. İhtirasları, doymak bilmez hırsı, hep daha fazla almak arzusu oldukça, daha büyük elemler bırakıyor yeryüzüne. Adaletin ikamesi için çalışanlar vardıysa da adaleti engelleyenler de vardı elbette... Ve...

I. Harb-i Umumi. Kaynayan düdüklü tencerenin artık dayanamayıp patlaması gibiydi. Alttan alta dünya ısınıyor, felaket sirenleri çalıyordu.

İçeriği paylaş