renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

edebiyat

Şiiri Kurtarmak

M. C. Escher - Birbirini Çizen Eller

Bundan yirmi yıl önce Türk sinemasında bir film oldukça meşhur olmuştu; “Asiye Nasıl Kurtulur?” Bu film ve özellikle filmin adı o kadar ilgi görmüştü ki işleri yolunda gitmeyenler için bu filmin adı bir özdeyiş olarak kullanılmaya bile başlanmıştı. Çünkü Asiye kurtulma mücadelesi verirken bin türlü zorluklardan geçmiş, tecavüzlere uğramış, kurtuluşa ulaşması o kadar da kolay olmamıştı.

Tutar Redifli Gazel-2

Fuzuli divanıÂmâl-i istikbâl ümmîdiyle cân
Hayâl-i mâziyle âh ü zâr tutar

(Gelecek beklentisinde olan gönül,
Geçmişin hayaliyle, ağlayıp sızlar.)

‘Âmâl-i istikbâl, istikbâl, gelecek beklentileri demek. İzâfeti oluşturan her iki kelime de ‘arapça. ‘Âmâl, emel sözcüğünün çokluk hâli; emeller, istekler, hayâller, beklentiler, arzular, umutlar anlamlarına geliyor. İstikbâl ise gelecek zamân, birini karşılama, zıtlaşma, birine veya bir şeye yönelme, bağımsız ma’nâlarına sâhip.

Tutar Redifli Gazel (1)

Sirişk-i kalbim dem-â-dem nâr tutar
Sulb-i necîbim ser-tâ-pâ yâr tutar

(Kalbimin göz yaşları, her zaman kan tutar,
Seçkin zümrem, baştan ayağa sevgili tutar.)

Sirişk, farsça bir kelime göz yaşı demek. Etimolojik olarak ser ve eşk kelimelerinden mürekkep oluşu kuvvetle muhtemel. Farisi lisanında ayrıca eşk, arabi lisanda dem’ ve ingiliz literatüründe tear müteradif anlamlı karşılıkları.

Cenazenin Vaazı

Cenaze

Fenâ-yı âlemi eyler cemaate tefhim
Cenaze vaaza çıkıp kürsi-i musallada

Nâbî

“Cenaze, musalla taşına çıkıp âlemin gelip geçici olduğunu cemaate anlatıyor.”

Hikmet ehli bir şairden başka ne beklenir ki? Evet. Urfalı Nâbî böyle işte. Bizim sıradan bir hâdise vezninde gördüğümüz maslahatı, bu denli güzel neticeye bağlamak her babayiğidin harcı olmasa gerek diye düşünüyorum.

Kopuk Sayfalar II

Karalama

uyku

Bütün gün kuyunun karanlığında dinlenen uyku, gecenin rengiyle birlikte evimize geçer de ona uğramazdı.

Gecenin koyu karanlığında, kan çanağına dönmüş gözlerle sorardı hep:

‘Bir dilim uyku alabilir miyim?’

Cevap alamayınca da yazardı, kendisinden kaçana yaklaşmak için.

Franz Kafka: ‘ Bir Şeyden Yoksun... ’ Bir Yüzyılın Alınyazısı

Franz Kafka

Hayatını, birbiri ardına geçen gün doğumlarını gün batımlarına ekleye ekleye adeta bir mecburiyetmiş gibi yaşayan bir insan için, dünya kesinlikle tahammül edilemez bir yer olur. Böylesi bir dünyada böylesine mecbur edilmiş bir yaşamı sürdürebilmek ise hiç kuşkusuz hem dünyayı hem de yaşamı kişisel bir mesele haline getirir ve insan varlığı er yada geç gitmekle kalmak arasında salınan bir inadın cenderesine sıkışıp kalır…

Bununla beraber dünyasıyla mecburiyetinin o gayrimeşru beraberliğinden doğurduğu inadı ne kadar güçlü olursa olsun fazlaca

-ân'ım Redifli Gazel (5)

Sadi

Hükm-i Bûstâna giriftârsın ‘Ârifâ
Bir derde mübtelâ kim sormayın cânım

(Ey Arif; Bostan’ın hükmüne tutkunsun,
Canım, bir derde düşmüştür ki sormayın.)

Hükm ‘arabî bir kelime. Hüküm, emir, fermân, komuta, güç, kânûn anlamlarına geliyor güzel türkçemizde. Yaygın bir kullanım sahası var dil denizimizde. Hükm- âdil Sâsânî soyundan İrân hükümdârı Nûşirevân’ın sıfatı.

Sigaraya Bir de Bu Açıdan Bakalım!

“Sigaramın Dumanı Sen Olsan Ateşi de Ben...”
Zâhid bu bürûdetle eger dûzaha girsen
Bir lü’le duhan yakmaya ateş bulamazsın

“Ey yüzünden düşenin bin parça olduğu anlayışsız sofu! (Ola ki) bu soğuk yüzünle cehenneme girdin diyelim. Bu soğukluğunla sen cehennemdeki ateşi bile söndürür sigara yakmaya bir ateş bile bırakmazsın.”

Hey Gidi Koca Râgıb Paşa Hey!

Koca Ragıb Paşa
Sadrazam. Devlet adamı. Büyük adam. Sanatkâr. Dört başı mamur bir edîb-i şehir. Türk tefekkür edebiyatının İstanbul doğumlu kudretli şairlerinden. O, adı üstünde bir Türkmen “Koca”sı. Paşa, hakikaten bir erkek güzeli imiş. Merhum Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı adlı eserinde bu hususu şöyle ifade ediyor: “Paşa, eskilerin vecîh dedikleri bir erkek güzeli idi.”

Bir Ütopya

Bin şair, bin muhacir kızına âşık olsaydı. Bin şair, bin muhacir kızı için bin şiir yazsaydı. Bin âşık bin sevgiliye bin Monna Rosa okusaydı. Bir ömür bin destana yazılan, bin destanın yağmurunda nihayete kadar sürseydi. Bin şair, bin sevgili için, onuru yerle yeksan etseydi. Bin çile nehri, bin çilekeş şairin gönlünde, bin sevgili sesine inkılâp etseydi. Bin kurşun, bir şairin gönlüne "kıyamayız" deseydi. Bin güzel, bin şairi i'zaz etseydi. Aşk kadar kelime olsaydı. Izdırap kadar deva. Onur kadar mükâfat… Değer kadar kıymet. Hayat, ölüm ile olmasaydı.

İçeriği paylaş