renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Öle Öle Gelinen Yakınlık

gidip gidip durdum gözlerinde
kalıp kalıp gittim ellerinde
-bir sahnesi eksik bu oyunun-
bilip bilip sustum içinde

/beni delirdiğimde gömün; yarimin gözlerine/

kalk ayağa ve bağır gözlerime gözlerime. delirdi desinler, ellerini sırtında birleştirsinler, sen çırpın ben seyreyleyeyim seni. uzaktan bir garip olurmuş mazlumun hali. “zalimler” diyeyim “bırakın sevsin beni!” ne garip değil mi, sevgilisine yardım edemeyen bir aşığın hali?
vuslatım! kaçıp kaçıp sana gelen yanlarıma tutuşturdular gitmelerimi. durdurak bilmeyen ayazlarda kahrolmaktı benim çilem. essin diye beklediğim perilerin kanatlarındaki aheng, artık mutlu kılmıyordu beni. uçurumlara yuvarladığım çakıl taşlarının son sesleri, kısıktı, bıkkın birazda. ellerinden tuttum uçurum çiçeklerinin...solgundular...

aynam! devriliyordu ağaçlar rüzgarına. yaprak kıpırdamayan gecelerimde ter döküyordun ya sen, üşümekti sensizliğimin hali. bilmez miydin sen? kanatlarıma can suyu kattığında dönüşüyordum periye ve ışınlanıyordum uzaklığına. yakından seni seyretmek nasip olmayacaktı da bana , birgün saklandığın yerlerden çıkartacaktı sevgim seni. oysa ki uzaklığındaki “deli çığlık”lar tırmalıyordu içimi. gerilerde durmak isteyen seyirciydi sesim. görüntülerin loş odalara gizlendiği gizemli oyunlardan alkışlar yükseltiyordum sana, bir sahnesi eksikti bu oyununun. alnımı serinliğine dayayıp, “başla” dedim sonra. “başla!” ... aynı oyunu sergileyeceğim, senden uzaklarda…

/bir de beni öldükten sonra gör; gömüleceğim içine içine/

şimdi yenilgilerimi büyütüyorum içimde. karşımda duran hiçbir kapı seninkine benzemiyor ve hiçbir kapıda senin izlerini göremiyorum. yalnızlığımla dalıyorum senin kalabalıklarına. ulaşmıyor mu sesim? devleşen düşlerime yeniden doğuyorsun aşkla. her saniye büyüyorsun içimde, küçülmen gerektikçe. acımasızca sürüyorum yelkenlerimi ırmaklarına, tırnaklarını bilemiş kadınlardan alıyorum haberlerini. taradığın saçlarıma takılan güller kurudu, değişmiyorum yenileriyle. ellerinin değdiği teller saçlarımdan düşer diye. binlerce kez tekrar ettiriyorum kalbime: "alıştır kendini, sevdiğinin gelmeyeceğine"... tutsaksın sevdiğim / tutsağınım içinde

usandım, uslanmaz sevdalarımın dişlilerinde ezilmekten. yüreğime sorsalar bir de, gömüldüğüm topraklar ne anlamlar taşır içimde. sanma ki ölmektir arzum, öldüğümde sana kavuşmaktır umudum.

vuslatım! kederli değilim; sevdandır içimde ateşlerle oynayan. dokunma ellerin yanar, dokurum sana gelebilmek için sahte sahte yollar. "şaka" de, hadi; "oyun"de bitsin bu şakadan oyunlar...

aynam! düşeceğim beni çağırdığın uçurumlara, gözlerime değer kanatları göklerin... bakışlarını gördüğüm gün, barışacağım ömrümle! coşkun ırmaklardan sesi gelen yarim, sensizdir bir yanım... koşup durduğum kervanların,hiçbirinde yoksun... kalabalıklaşıyorum senin peşine düştükçe ve yalnızlaşıyorum her ümidimi yitirdiğimde... örüyorum yeni baştan düşlerimi... yerimde değilim, ellerini tutmak için kaçtım bu diyarlardan...sana öle öle geleceğim…

mümine sena
26.ağustos.2006

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

''beni delirdiğimde gömün''

yorgunuyum bilek zoruyla sevdalık taşımaların
öyle ya
sessiz sanırlar boğazımdan beni öylece yakalayan sarsıntıları
ne kadar sen isem o kadar ben miydi bu ayna?
yada bu aynaya aksi düşen kaç zifir yürek,
kaç diz çökümü toprağa?

hoşgeldin ablam...

kabus düşkünü gözlerimin mor halkaları
bileklerime terfi ettiğinden beri
sevmiyorum nezarethaneyi

"Otuzuncuharf"

"... yerimde değilim,

"... yerimde değilim, ellerini tutmak için kaçtım bu diyarlardan... Sana öle öle geleceğim ..."

Ellerim ki; rüzgarlarla dolu tıka basa,
özgürlük sevdasıyla biriktirdiğim bir avuç rüzgar...
yaşaya yaşaya bekliyorum ben de seni
bak, yitirdiğin ümitlerini de topladım koştuğun kervanların ardından
gel hadi...

hoşgeldin, güzelliklerinle geldin...
Yüreğine sağlık Mümine Sena
Kalbî muhabetle...

"Bilgece yap. Yani koruyarak. Yani için titreyerek. Yani yıkılmasın diye. Tutkuyla yap. Sana verilen yaşama gücünü kullan. Yılmadan, bilgece ve tutkuyla. Önce yap, sonra açıklarsın."(İ.Özel)

ayna...

son zamanlarda cemaatte okuduğum en oturaklı yazıydı... birkaç kere okudum hepsinde de aynı tadı yakaladım... zaten bir yazı için de önemli olan budur... birkaç kere kendini okutabiliyorsa, başarmıştır yazar bir şeyleri... ayna; şiirde-nesirde sık kullanılan bir unsur, siz de bunu iyi kullanmışsınız... ve ayna, aynı zamanda bir iç hesaplaşmadır... kendinize attığınız bir nazar'dır, yüzleşmedir... kaleminizin mürekkebi kurumasın... aslında, cemaate yorum dahi yazmayacaktım, lakin yazınız beni bu kararımdan son anda döndürdü... baki selam...

Mustafa Nazif Ne Garip

Ne gariptir ki hiçkimse merak etmediği halde sayın Mustafa Nazif aslında cemaatte yorum dahi yazmamaya karar verdiğini ilan etmiş. Sonra da bakmış ki bir yazarımızın harika mı harika bir yazısı çıkmış. Dayanamamış kendileri ve lütfedip bahşedip bizlerin huzurlarına o unutulmayacak kelimelerle örülü, eşsiz musikiye sahip sözlerini sunmuş huzurlarımıza.

Gördük yazdıklarınızı.. okuduk..

Sahi bu site nasıl bir sitedir ki;

aslında mecbur olmadıkları halde, birileri, "aslında ben yazmayacaktım da... " gibi bir cümle kurmaya kendisini mecbur hissediyor?

ya da

"silin benim üyeliğimi.. ben ayrılıyorum" falan gibi...

amaç nedir? bunu ilan etmek demek kendini nereye konumlandırmanın adıdır acaba?...

kimsenin kimseye yalvardığı aman n'olursun yaz dediği falan da yok bildiğim kadarıyla burada...

yazık çok yazık..

kendi halinde seyreden bir site burası dileyen yazar dilemeyen yazmaz... dileyen online olur dilemeyen sitenin yüzüne bile bakmaz...

gidecem deyip de bi türlü gidemeyenler var anlaşılan aramızda.. ne diyelim etkilenmemek elde değil...

sağlık olsun...

... jerfi QazaQ!!!

... klasik cemaat.com savunuculuğu... size, şahsınıza isnad edilmiş veya cemaat'e isnat ettiğim herhangi bir nokta var mı yazdığımda?... el-cevap: hayır!... peki, size ne oluyor desem?... bu saldırı da durduk yerde neyin nesi?????!!! asıl siz garipsiniz vesselam!

peki neden çevremde dolaşıyorsunuz?...

sadece yazmama kararı almıştım dedim... bunu kendi çapınızda kendi kurgunuzla kendi tiyatral anlayışınızla nereye oturtuyorsunuz?... ve neye yazık?... cemaat.com'da yazmamaya niyetlenmiştim dediğim için mi yazık?... ne gaflet!...

kendi içinizde çelişkidesiniz:
madem diyorsunuz ki; "kendi halinde seyreden bir site burası dileyen yazar dileyen yazmaz"... o zaman bu uygulanıyor demektir... yani; dilediğimiz zaman yazıyoruz dilediğimiz zaman yazmıyoruz (sorun nedir?)... ne yani; ismet özel için onları yazdık diye mi bunları yazıyorsunuz bize?... ne mantık!... öncelikle kendinizle çelişmeyin, klasik savunmaları bırakın bir kenara, ve sadece ve sadece "size bir şey söylendiği zaman karşıma geçin ve konuşun..."

neyi üstünüze alındınız anlamıyorum... burada 1.5 ayda bir tek yorum yazan mı gidecem deyip de gidemiyor... eğer burada hala birilerini okuyorsam, F.Mehmet Tiyanşan ve birkaç değerli kalem erbabı gibi, bu onların hürmetinedir... hürmetimiz de web sitesine hürmeten değil, onlar yazdığı içindir... başka yerde yazarlar, oraya girer oradan okuruz... mesele isim değil, mesele hangi mekanda gönül dostunun olduğudur...

bu kadar... şimdi çekilebilirsiniz...

:::
bir de ek;
bu öfkeyi ben de algılamakta güçlük çekiyorum lakin, bu konuda fazla alttan almamı da kimse beklemesin... durduk yerde insanın sabrını taşırmanın anlamı var mı bilmiyorum... bir edebi metnin altına bir yorum yapıyoruz karşımızda yazılan şeyin yazdığımızla hiç alakası yok... madem ki yazdığımı okudunuz ve bunu ironik bir dille ifade ediyorsunuz, çıkarsınız, eleştirinizi yaparsınız yayınlanan yerde... biz de adam gibi eleştirinizi yayınlarız!... bu kadar basittir jerfi Qazak... durduk yerde saldıranlar da başlarının okşanmasını hiç beklemesin...

baki selam! kandiliniz ve bayramınız mübarek olsun...

serin gel mustafa nazif

belli ki genç ve de heyecanlı bir arkadaşsın. ama sakinlikte fayda var. sakiiin, sakiiiin. hişşşş.

sakin...

isa bey... gayet sakinim... cümleler sert gelmiş olsa da, hala içinde bulunduğum sakin ruh hâlini koruma gayretindeyim... bu tip konuşmalar olacak arada galiba!... zamanı gelince her konuşma yapılıyor... zannedersem siz benden gençsiniz:) sizin ve okuyan herkesin gecesi ve bayramı kutlu-mübarek olsun...

Başımızın okşanmaya ihtiyacı yok.. başımız dimdiktir!

Sanırım ne söylemeye çalıştığımı anlamlandıramadınız. Cevabınızda da aynı şeyi yaptınız zaten. Yine anlamayacaksınız lakin ben söyleyeyim size...

Hürmetleri hatırına yazdığınız, Fatih Mehmet Tiyanşan ve birkaç değerli kalem erbabını yanınıza çekmeye çalışarak bize lütufta bulunmakta olduğunuzu yineliyorsunuz.

Evet burası kendi seyrinde bir yerdir.. dileyen yazar.. dilemeyen yazmaz... Mevzu budur.

".. aslında ben yazmayacaktım ama..."

cümlesine İtiraz ediyorum sayın yargıç.. kabul edilse de edilmese de...

sayın QazaQ

burada yorum yaptığım belli konular vardır ve zannedersem bu konu ile bareber 2. yorum konu başlığım bu...

öncelikle bazı noktaları açığa kavuşturmak lazım... sayfa genelini, şu ana kadar yapılmış diğer yorumları da göz önüne alırsanız eğer, benim söylemiş olduğum "aslında yazmayacaktım" gibi bir telaffuzun ilk defa söylenmediğini göreceksiniz... ve insan sırf bunu dedi diye sizin yazmış olduğğunuz gibi bir cevabı haketmez... eğer bir yazının hatrına burada birkaç kelam ediyorsak, başta da dediğim gibi, bu yazarın hürmetinedir... elbette ki sizin hürmetinize değil... aynı yazıyı siz de kaleme almış olsa idiniz, sizin de hürmetinize teşekkürlerimizi ve beğeninimizi sunardık... mesele burada Jerfi QazaQ'ın yazıyor olup olmaması değil... bunu mesele de yapmıyoruz... ama siz, insanları sırf böyle bir söylemi dile getirdiği için ve herhangi bir gerekçe de gösterme gereği duymadığı h alde, alıp yerden yere vurma taktiğini ve bunu kişiselleştirmeyi hedef aldınız... yapılan yanlış budur.... bu yanlış daha önce de yapıldı... bu yüzden yazmama kararı almıştım... bu açıklayıcı oldu mu?... olmadıysa bilahare sizinle ayrıyeten yazışabiliriz... gönül, kimsenin incinmesinden kırılmasından yana değil, lakin durduk yere olayın kişiselleştirilmesi elbette ki huzursuz eder bizi... bu huzursuzluğuğmuzun bir dışavurumu olarak böyle bir telaffuzu yapabilir miyiz?... bana göre evet... aslına yazmayacaktım gibi birtelaffuz yerindedir tıpkı benzer serzenişleri yapan diğer üyeler gibi... daha sert eleştiriler de geldi cemaat geneline... neden onlara yazmadınız da benim sırf bu sözüme dayanarak birçok ş ey söyeme selahiyetini kendinizde buldunuz?... merak ettiğim nokta bu...

başka aksak bir noktanız: ben sayın mehmet tiyanşan'ı ve cemaat.com da gerek yazılarını gerek şiirlerini yazan bir çok kişiyi tanımıyorum... dolayısıyla ne onları yanıma çekmek gibi bir gayretim olur ne de buna ihtiyaç duyarım... ve neden ihtiyaç duyayım buna.... ismi - bahsi geçen kişilerin kalem oynatmadaki hassasiyetleri ve bazı konuları ele alış noktalarını beğendiğim için bu isimler zikredilmiştir... hepsi bu.... siz ise sırf bu isimleri zikrettim diye, bu sefer yine tiyatral maharetinizi göstererek "onları yanıma çekmeye çalıştığımı" iddia ediyorsunuz... bahsi geçen isimler kendi isimlerini, ben de kendi ismimi temsil ediyorum... olay budur...

ve hala, "burası kendi seyrinde bir yerdir... dileyen yazar, dilemeyen yazmaz" diyorsunuz ama hala çelişkidesiniz be güzel kardeşim... yapmayın bunu.... madem ki durum bu minval üzre, bırakın da dilediğimizi yazalım, dilediğimizi konuşalım... ama bunu "kişiselleştirmeden!"...

hoşça kalınız...

yorumlarınıza yorum

Şefkat ve Merhamet Sahibi Allah'ın adıyla,

Öncelikle siteye üye olmamı sağlayan emre dinç'e, yazılarıma her eleştirisini getirdiğinde mutlu olduğum ayşe mahcup'a, yine kendisine otuzuncuharf'ten aşina olduğum büşra kurt'a(umarım yanılmıyorumdur), yorumu ile beni mutlu eden(enaniyet olarak algılanmasın lütfen) ve "acaba bir daha böyle beğenilebilir bir yazı yazabilir miyim acaba?" dedirten Mustafa Nazif'e ve her ne kadar yazımla alakası olmasa da yorumda bulunan Jerfi QAZAQ'a minnetlerimi sunarım...

Ve sonra...

Asıl demek istediğim şu idi, böyle bir ortama geleli çok kısa bir süre oldu... cemaat.com'u oldukça kaliteli bulup bir kaç arkadaşımı da yönlendirdim. Lakin son yorumla biraz garip oldum.

Acaba diyorum, küçüklüğümden beri soruyorum, "dünya neden böyle?" ...
varsın yazsın mustafa nazifler... varsın jerfi'ler yorumlar eklesin...

bu ne hiddet ki sanal ortamda bile "kin rüzgarları" esebiliyor...

ancak üzülüyorum... ancak.

evet biliyorum yeryüzünde mükemmel yer yoktur, buraya gelerek de bulduğumu sanmadım asla...

öneleştirilerimizi iyi yapabilenlerden olabilmek duasıyla...

ah... vahyin doğum günü... kadrini bildir ya rabbi bize...

selam ve dua ile.

dilime sürüyorum lâl-ü akşını od'un
yanıyor gökyüzü içim(iz)de
derviş sabrı isteyen ayrılık,
beni sen yapıyor her geçen günde
...

"Otuzuncuharf"

Mümine Hanım için düşülmüş nottur.

Mümine Hanım;

Öncelikle ifade etmem gereken husus şudur;

güzel yazınızın altında, güzel yazınıza yaslanarak başkaca mevzuların satırarasından ifade edilmesine tahammülsüzlüğüm sözkonusu olmuştur.

Mevzu bundan ibarettir.

Eğer sayemde yazınızın kirletildiğini düşünüyor iseniz yaptığım yorumu derhal kaldırılmasını talep edebilirim. Hem sanırım meramım da anlaşılmış oldu.

Yine söylüyorum;

Hiçkimsenin bizlere lütufta bulunurcasına burada yazı/yorum yazmaması gerekir. Dürüst olmalı.

".. aslında cemaatte yazmayacaktım ama..."

cümlesini bir ana cümlenin arasına sıkkıştırmanın ne yeridir ne de zamanıdır. Bir okur olarak İtirazım;

bu cümlenin asıl söylemek istediği

"ey cemaat! hadi yine iyisiniz.. bakın benim gibi bir kalem şövalyesi bugün de size bir güzellik bir ihsan, bir bağış, bir lütufda bulunuyor da yazıyor..kıymet bilin la!..."

cümlesinedir. Ve daha da önemlisi bu cümlenin sizin yazınızın letafetinden güç almaya talip olmasıdır.

Umarım meramım anlaşılmıştır.

müteessirim

Her iki tarafta meramını çok iyi şekilde ifade etmiştir. Ben kendi yazımın buna sebebiyet vermesinden dolayı müteessirim. Tartışmaya sebebiyet verecek her yazının "cemaat yöneticilerince" silinmesini talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

dilime sürüyorum lâl-ü akşını od'un
yanıyor gökyüzü içim(iz)de
derviş sabrı isteyen ayrılık,
beni sen yapıyor her geçen günde
...

"Otuzuncuharf"

Tartışmaya sebebiyet veren yazı sizin yazınız değil

Mümine Hanım;

"Ben kendi yazımın buna sebebiyet vemesinden dolayı mütessirim. Tartışmaya sebebiyet verecek her yazının "cemaat editörlerince" silinmesini talep ediyorum."

diyorsunuz.

Ancak yazınızı ve yapılan yorumları gözden geçirdiğimizde çıkan tartışmanın yazınızla bir ilişkisi olmadığını müşahade ediyoruz. Yazınızla herhangibir bağlantısı olmadığı gibi yazınızın buna sebeb olması da söz konusu değildir. Bundan dolayı yazınızın silinmesi hususunda alenen yapmış olduğunuz müracaat cemat.com yönetiminin gündeminden düşmüştür.. :)

Bilgilerinize..

-yoksa talebi biz mi yanlış anladık?-

Yazılarınızın devamını ilgiyle beklediğimizi bilmenizi isteriz.

Selamca kalınız...

Yorumlar ve Teessüriyet

Es-Selam

Öncelikle cemaat.com'a hoşgeldiniz Mü'mine hanım. Yazınızın yayınlanması ve akabinde yorumlarla gelişen süreç sizin şu an için belki de yabancı olduğunuz bir süreçtir. Bu şekilde gelişen şeyler elbette şahsım adına razı olduğum bir durum değil. Sayın Şadan Ercan'ın sükunet çağrısına hepimizin uyması gerektiğini düşünenlerdenim. Bazı yorumlarda ismimin geçmesi sebebiyle yazmayı kendime bir gereklilik gördüm. Sayın Yusuf Armağan'ın da bahsettiği gibi esasında yazınız böyle bir şeye sebebiyet vermemiştir bana kalırsa, çünkü yazının içeriğinde buna yol açacak bir durum yoktur. Ben bunu yazıdan ayrı düşünmemiz gerektiğini ve buna bağlı olarak da müteessir olmamanızı tavsiye ederim size.

Ara sıra bu tip atışmalar olabiliyor, bunu insaniyetimiz açısından değerlendirmek doğru olur. Elbette herhangi bir durum bizim hoşumuza gitmemiş olabilir, bunu ifade etmek isteyebiliriz. Ancak bunu karşı tarafı hasım görürcesine yapmamız doğru olmaz. Sonuçta cemaat.com çatısı altında bir araya gelmişiz, hepimiz kardeşiz. Kardeşlik çerçevesini bozmadan, gereğinden fazla öfkelenmeden, sükuneti muhafaza etmeye çalışarak yazarsak hem bizim için hem de diğer kardeşlerimiz için daha iyi olacaktır.

Bu vesileyle tüm cemaat.com üyelerinin de Ramazan-ı Şerif'ini ve Bayram'ını tebrik ederim. Allah nice Ramazan'lar ve Bayramlar görmeyi nasip eylesin hepimize. Allah'ın bereketi, rahmeti ve selameti inananların üzerine olsun...

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Ayine-i Ümmet

Öncelikle özellikle tartışmalar sonrası cemaat.com'un ya da cemaatin bir tavrı/huyu/geleneği varmış gibi gösterilmesine "itiraz ediyorum"

Burada oyun bozanlık yapan, sivri dilli olan, kardeşini ezen, hiddetine mağlup olanlar bizim üyelerimiz olduğu gibi, kendine sataşan, hafife alan, öfkeyle çıkışan, önyargıyla yargılayan üyelere sabr-ı cemil ile mukabelede bulunan, hoşgören, hatalarını örten üyeler de bizim üyelerimizdir. Aslında bu siteyi de aşan bir durumdur, toplum olarak hal-i pür melal*imizdir. Bu bakımdan cemaat.com "bizim mahallenin ayine*sidir" düşüncesindeyim. Hepimiz bünyemizde bir takım sıkıntılar/hastalıklar barındırıyoruz. Bu bakımdan her zaman ısrarla vurguladığımız hüsn-ü zan ve hoşgörüyü elden bırakmamaya ve uyarıyı da "en güzel sözle" yapmaya özen göstermeliyiz.

Binaenaleyh*,

-Yerlere barut dökenleri gördüğünüzde lütfen arkasından su dökünüz,
-alevlerin üstüne yanıcı, parlayıcı maddeler atmayınız,
-ateşe körükle gitmeyiniz, körüğü yüreğinizi genişletmekte kullanınız,
.....

Mü'min, kardeşinin kusurlarım ortaya döküp onu rezil eden değil, o kusurları düzeltip onu aziz edendir. Unutmayalım ki Allah'ın güzel isimlerinden biri de "Settar: Ayıpları örtüp, kapatan "dır.

--------
hal-i pür melal: hüzünlü, acıklı durum
ayine: ayna
binaenalyh: bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, bunun üzerine

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"