
Merhum Ali Ulvi Kurucu şöyle başlar Bediüzzaman Said Nursi’nin “Tarihçe-i Hayat”ına yazdığı ön söze:
Tarihe şerefler veren erler anılırken
Yükselmede ruh en geniş âlemlere, yerden...
Bin rayihanın feyzi sarar ruhu derinden,
Geçmiş gibi, Cennetteki gül bahçelerinden...
Evet, tarihin derin ve belki de sonrakilerin okudukları hakikat zannedilen şeye en yakından bakan bizce tarih olmuş şahsiyetlerdir. Çünkü yazılana değil vukuata gözüyle şahit olan onlardı. Bizler ancak bize öğretilmek istenen ‘dikte tarih’e müşteri olabiliyoruz ne yazık ki!
Tarihimizin şanlı sayfalarında yerini almış bir şahsiyeti yeni nesillere tanıtan bu eserin yazarına evvelen bir teşekkür borçluyuz. O şahsiyetlerin hayatları umulur ki bizlere hep ışık tutsun. Ne var ki böyle olmasını adlarına temenni ettiğimiz nesl-i hazır bundan nasipsiz yetişmektedir. Bir döneme adını nakşedip ismiyle mevt iklimine ölümsüzlüğü kazıyan Gazi Osman Paşa kimdir? Bu soruyu kulaklarına emanet kabul eden genç nesil, son günlerin ve de zamanların bütün hit parçalarını ezbere dillendirirken Gazi Osman Paşa adına “Onlar eskide kaldı be moruk.” safsatasıyla karşılık vermektedir. Buyurun. Düştük mü bu hallere.
“Yok yok bütün bunlara aslında biz yabancılarca düşürüldük!”
“Aslında bunların hepsi Yuna tezgâhı, Yahudi tuzağı!”
“Siyonizm bizi bu hale getirdi!”
“Amerikan emperyalizmi bunlar!”
“Belki de bizi UFOlar büyüledi!”
Evet, bunları duyarsınız. Birileri de bunları fısıldar kulağımıza. Dejenere olduğumuzun resmini bunlara havale eden zihniyeti de henüz ben anlamış değilim. Bir zamanlar bir çizgi film vardı. Miskin Ayı. Bu Ayı, tembelliğin ve miskinliğin kitabını yazacak derecede yetenekli. Ancak onu yazamayacak kadar tembel olduğu için böyle bir şey söz konusu da olamaz zaten. Biz, birilerinin gelip bizi ve tarihimizi bozmaya yeltenmesine hevesli olduğumuz sürece yukarıdaki traji-komik ifadeler daima hayattar olacaktır.
Hiçbir kuvvet başkasına tarihini unutturamaz; o istemediği sürece. Ne var ki modern Mankurtluk işlevini sürdürmektedir.
Gazi Osman Paşa
Plevne Kahramanı Osman Paşa. Gerçekten “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” dedirtecek ayarda bir insan. Yokluklar içinde çatırdayan bir devletin azametini, tüm dünyaya göstermeye çalışmış ve bunda da muvaffak olmayı başarmıştır. Düşmanı Rus Çarı’nın bile takdirini haklı olarak kazanan bir “Kumandan”dır Osman Paşa. Kendisinden asker bakımından fazla bir orduya karşı savunma yapmış, savaşmış; teknik donanım ve erzak bakımından aradaki büyük uçuruma rağmen adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Kısıtlı imkanlarına bakılarak Plevne’yi savunulabilecek en uzun tarihine kadar elden bırakmayan Paşa, sivillerin ve askerinin açlıktan, hastalıktan kırılmaması için son bir kahramanlığa daha başvurmuş; ancak esir düşmüştür. Düşman hatlarını yararak duvarı aşmayı düşünen Paşa, atının çevresine düşen bir bombanın tesiriyle yaralanmış, atından düşerek yine o halde savaşmaya devam etmiştir. Asker, bir ara onun öldüğünü sanarak azmini yitirecek konuma gelmiş; ancak aralarında yine emirler vererek dolanan Paşalarını görünce şevkleri yerine gelmiştir. Yaralı halde savaşmayı sürdüremeyecek kadar bitkin düşen Paşa, Rus General Gurko’nun sivillere yönelik kıyım hareketine daha fazla dayanamamış ve teslim olunmasını istemiştir.
Bundan sonraki esaret kısmını ve neler olduğunu artık kitaptan okursunuz.
Aşk Her Zaman Var
Yazar, savaşta bile olsa aşkı vazgeçilecek bir unsur olarak görmediğini ispata yeltenircesine onu kitabına yerleştirmiş.
Bir Bulgar kızı ile Türk subayını birbirlerine yakıştırmış.
Güzeller güzeli Elena ve yakışıklı Ali Rıza.
Haklarında o kadar sağlam bilgi olmasa da bu ikilinin aşkı, kitabın bitiminde mutlu sona ulaşır. Hem aşk olduktan sonra kim takar sağlam bilgiyi. Aşk, tarihî bir vaka değil ki sağlam bilgiye ihtiyaç duyulsun.
Aşk, kapıyı çalınca gerisi vesaire. Bu, savaş bile olsa.
Önemli Bir Nokta
Merakımı celbetti. Yazar, sahife 245’te bir kelime kullanmış. Uydurukça. Orasını anlayamadım. Acaba hangi kelime yerine ve niçin kullandı? Kullanılan kelime şu: “durugörü”
Herhalde açıklık, duruluk, yalınlık meyline tevessülün neticesi olsa gerek diye düşünüyorum.
Yorumlar
Durugörü'nü Severim Senin
Per, 11/09/2008 - 01:26 — Serkan SERDARMetafiziksel bakış. Maddenin içindekini görmek. Üçüncü boyut vs vs.
Aşksız asker olmaz,aşksız bir destan olmaz.Yalnız Gazi Osman Paşa'nın resminin "hür ve kabul edilmiş masonlar" sitesinde işi ne. Bu hep merakımı cezbetmiştir. Sanırım çamur at izi kalsın yollu bir tavır.
Ellerine sağlık ve tabi gözlerine.
baki selam