renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Annem...

Annem…

İki yıl önceydi. Ağabeyimin telefonu ile sarsılıyorum…”Annem ağırlaştı, gel” diyordu ahizedeki ses… Bir süre sonra acabalarla yola çıkıyorum... Yol boyunca hiçbir şeyin farkına varmıyorum. Ta ki yaşlı bir kadının benden yardım istemesi ile düşüncelerim biraz dağılıyor. Ve yol boyunca bu teyzeye yardım etmem gerekiyor. Ayrılırken teşekkür ediyor ve ben birden ellerinden tutuyorum. “Teyzeciğim dua et annemi bir kez daha göreyim” diyorum. Beni kendine doğru çekiyor ve “görürsün inşallah yavrum” diyor. Bu dua ile gönlüm öyle ferahlıyor ki… Geri kalan yolculuğumda annemin hatıraları bana eşlik ediyor…

Annemi en çok soğuk kış sabahları bizi okula göndermeden önce yaktığı sobanın başında, secdede bize dua ederken hatırlıyorum… O kadar aşk ile dua ederdi ki. Yattığım yerde onun sesini, yaptığı duaları hep duyardım… Bu dualarla gözlerimi açar, kendimi korunaklı, güvenli hissederdim. Bu dualar benim için gündüzün başlangıcı olurdu…

Annemin en küçük iki çocuğu; ben ve erkek kardeşim… Hiçbir zaman annemizi paylaşamadık. Bize masal anlatmak için ortamızda yatan annem için "benim tarafa bakacak, senin tarafa bakacak" kavgasını dahi yapardık. Bu kardeşim olmasaydı annem en çok benim olacak diye düşünürdüm… Hepimiz büyüdük bir yerlere yerleştik ama annem bu kardeşimden hiç ayrılmadı. Annem en çok onun oldu. Ve en çok bu kardeşim bana yakın oldu.

Taşan derede okula gitmek mümkün olmadığı zamanlar annem bizi sıra ile karşıya geçirirdi. Sonunda baya soğuk almış olmalı ki, Bir gün okuldan eve geldiğimde annemin acılar içinde kıvrandığına şahit oldum. Sanki tüm dünya durmuştu. O doktordan gelene kadar, aldığım her nefes benim için bir işkenceydi. Allaha “benim canımı almadan annemin canını da alma" diye dua ettim… Ve annem geri dönmüştü. Allah onu bize bağışlamıştı. Bundan sonra annemi üzmemeye çok özen gösterdim.

Onun saçlarını tarayıp örgü yapma işi hep bana kalırdı. Arkada örgülerini toplar tekrar bağlardım; açılmaması için. Annem dökülen saçlarını hep toprağa gömerdi. Bazen onları alıp, gizlice, yastık kılıfımın içine veya kitaplarımın arasına koyardım…

Okumak için annemden ayrılmak zorunda kaldım. Buna alışmam hiç kolay olmadı...

Her ayrılışımda, mutlaka anneme ait bir şeyler yanımda götürürdüm. Alay konusu olmamak için buları saklardım…

Ve yıllar sonra gurbet beni annemden daha da uzaklara düşürdü. Annemin benim için yaptıklarını, söylediklerini hep başkalarından duydum. Geleceğime yakın yaptığı hazırlıklar… En uzakta olmamdan dolayı en çok bana kıyamazdı. Onun yanında iş yapmam mümkün değildi. Ablalarım bu duruma alışmıştı. Hatta çocuklardan birisi yaramazlık yaptığında annem kızmasın diye benim çocuklarımın üzerine kalırdı. Ben gelene kadar incir, zeytin, erik ağaçlarının yanından kimseler geçemezmiş…

En son geçtiğimiz kurban bayramında annemi ziyaret ettim.
Dünyalar onun olmuştu.

Annem yaşlandıkça daha da güzelleşti. Onun yaşadıkları yüzündeki çizgileri öyle anlamlaştırmıştı ki. Ve gördüm ki artık herkesin annesi olmuştu. Ben onu kardeşimden dahi kıskanırken herkesin ona “ o bizimde annemiz” diye sahip çıkışı beni hem mutlu etti hem de kıskandırdı.

En çok birileri namaza başladığında, kuran öğrendiğinde mutlu olurdu. Ve gördüm ki. Sahiden annem artik herkese anne olmuştu.

Her ramazan ayında, hasta olmasından dolayı çocuklarının karşı çıkmasına rağmen bir şekilde evinde mutlaka mukabele icin hanımları toplarmış. Nasıl başardığını ablalarım gülümseyerek anlatırlar. Artik kimse onun yaptıklarına karışmaz olmuş. Çünkü yaptığını öyle aşk ile yapıyormuş ki…

Annemden en son ayrılışımda yine bir sabah namazından sonra idi. Bana sarıldığında zayıf olan kalbinin nasıl çarptığını hissetmemek mümkün değildi. Bir daha sarıldı. Bir daha… Annem titriyordu. Duygularımı güçlükle bastırdım. Annem gözyaşlarımı görmemeliydi… İkimizde bilemezdik bu ayrılığın son ayrılık olacağını… Onun duaları yaslandığım bir destek olarak durdu hep yanımda…

uruyoruBaş ağrılarımın çekilmez olduğu bir günde eve geliyorum. Birkaç kez gelen telefonu açacak takati bile bulamıyorum... Ve ahizeyi kaldırdığımda kardeşimin sesini duyuyorum... Bu ses tonunu tanıyorum. Kardeşimin her zamanki sesi değil. Bu sefer öksüz bir çocuğun sesine benziyordu… Ve… Ve tahminim doğru çıkıyor. “Annem mi” diyorum? “Annem” diyor… İkimiz de devam edemiyoruz. On dakikada bir gelen telefonları da almak istemiyorum artık… En yakın tarihli bilet ancak bir gün sonraya bulunabiliyor…

Gittiğimde kız kardeşlerim annemi yıkamış, erkek kardeşlerim ise onu toprağa vermişti… Son yolculuğunda annemi göremedim… Gurbettin soğukluğunu ilk defa bu kadar şiddetli ve bu kadar derinden hissettim.

Doğup büyüdüğüm yerler annesiz ne kadar soğuk ne kadar yabancı… Vatanımla aramdaki en güçlü bağ artık koptu… Yok… Verilen teselliler hiç işe yaramıyor. Öksüzlüğün, yetimliğin yaşı olmuyormuş, anlıyorum… İnsan kırk yaşına da gelse öksüz olabiliyormuş zira artik beni bekleyen bir annem yok… Annemin de gidişi ile dünya ile aramdaki mesafeler artıyor… Dünya itici, inanılmaz sevimsiz bir hâl alıyor.

Vasiyeti üzerine küpelerini alıyorum annemin ve hayretler içerisinde kalıyorum, çünkü küpelerle birlikte annemin bir kaç tane ak saçı da küpelerle birlikte payıma düşmüş..Özenle, -kokusu gitmesin diye- mendile sarıyorum. Çocukluğumda gizlediğim saç telleri ile yine karşılaşmışım. Öksüzlüğümü bu sefer daha çok hissediyorum… Çekilen acının payı en çok bana düşüyor... Annemin ak saçları ile teselli buluyor ve evin tüm odalarını dolaşıyorum, annemin kokusunu arıyorum. Annemin hatıralarını dinliyorum… Annemin ruhunu teslim ettiği yerde dm…
Annem odasında zikir çektiği bir anda ruhunu teslim ediyor. Elhamdülillah diyorum.”insan nasıl yaşarsa öyle ölürmüş, nasıl ölürse öyle dirilirmiş.” inşallah O kadar insanların şahitliği ile o çok sevdiği efendimize komşu olur.

Ben onu en çok sabah namazlarında ki secdesinde hatırlıyorum….

O hayatta iken, kendimi anne olarak bile göremezdim. Anneliğin yükünü şimdi daha çok hissediyorum… Çünkü artık bir annem yok.

Sen önde gittin, bizde geleceğiz anne. Gerçek vatanımızda buluşmak duasıyla….
Allah’ a emanet ol. Çünkü o emanetleri zayi etmez…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

inna lillahi ve inna ileyhi raciun.

inna lillahi ve inna ileyhi raciun.
abla, anlatımınla annenin hayali canlandı gözümde. önceden haberdar olmama rağmen ilk kez öğrenmiş gibi göz yaşlarımı tutamadım... allah rahmet eylesin...allah başta sana olmak üzere tüm yakınlarına sabr-ı cemil nasip etsin...

"eddai"

sezai karakoç / anneler ve çocuklar

ANNELER VE ÇOCUKLAR

Anne ölünce çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde bir siyah çubuk
Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne

anne

Şükür ki annem hayatta.Ama hiç birimiz baki değiliz, Allah annesini kaybeden herkese sabır versin mekanları cennet olsun.Çok güzel duygularla yazılmış bir yazı elinize sağlık yüreğinize kuvvet gelsin inşallah.....

Ölümün kısa bir aksiyon

Ölümün kısa bir aksiyon sahnesi gibi algılandığı günümüzde, ölümü ancak en yakını ölenler daha iyi anlayabilir. Günümüzde ölüm sıradan bir durum haline gelmiş. Oysa ki ölümle değişiyor dengeler. Ölümle bir can, dünya denen zındandan ebedi bir hayata göç ediyor.
Bir annenin ölümü elbetteki en çok evladını yaralar. Ana gibi yar bulunmazmış dolaşsanda diyar diyar. Okuduktan sonra derin bir ah çektim.
Üstadın dediği gibi, Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber/ Hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü PEYGAMBER...

Ölüm, seni anlamak için
mezara girmek lazım
Ölmüş olan meftayı elle indirmek lazım
dizilirken tahtalar seyredip bakmak
toprak atıp üstüne
derin düşünmek lazım... Diye yazmadan edemiyorum. Başınız sağ olsun. Mevla tüm inananlara yar olsun...

kalbin bir yani

saclarini örmedim, beni okul icin yada baska bir seyler icin bir yerlere götürmüs degil annem.
ama aksamlari kuran okuyan sesiyle uyuyup ,kuran okuyan ya da dua eden sesiyle uyanirdim ben de.
seccade basinda gözü yasli duyarli, duakar..
merhametlilerin merhametlisinin merhametini inanin annemin merhametinden ögrendim..
cok tane cocugu olmasina ragmen onu sevenler tarafindan anne edinildi sürekli, anne dediler anneme ve ben hep kiskandim
ayriligin köselerini annemden ögrendim. bana degen her huzun onda yankilaniyordu.
annem yanibasimda ama
ortaokul döneminden beri ayrilik bir gün ansizin beni de bulacak korkusuyla yasayan
kalbimi annenizden ayrilisinizin nasil burktugunu anlatabilemeyecegim.
sevgili medine kardesim, korktugumu yasadiniz ve yasattiniz bir nevi
rabbim annenize rahmetiyle muamele eylesin ve tüm müslüman annelere de...

...

inna lillahi ve inna ileyhi raciun.

inna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Medine hanım allah rahmet eylesin rabbim nuriiçinde yatırsın,sizede rabbimden sabırlar diliyorum.
yazınızı okurken sizi ve annenizi hiç tanımamama rağmen san ki yıllardır tanıdığım biriymiş gibi gözümün önünde canlandı hüzünlü olduğum bir gece yarısı biraz internete girmek istedim belki hüznümü dağıtırım diye ama piskolejide bir söz vardır sorun sorunu çeker diye ve bende onca yazılmış yazıların içinden sizin yazını okudum göz yaşlarına boğuldum bende tıpkı sizin gibi annemi son yolculuğuna uğurlayamadım ve aradan nekadar zaman gecerse geçsin anne yokluğunu daima hissediyorsunuz yaşınız kaç olursa olsun sizi çok iyi anlıyorum şuna eminolun rabbim hiç bir zaman zordurumda bırakmasın sizi ve tüm inananları ama anne vevatetsede evladını zor gününde asla yalnız bırakmıyor çünkü ben bunu yaşıyorum en mutsuz anımda rüyalarımdada olsa beni teselli ediyor buna bilinç altı diyenlerde olabilir saygı duyarım.

Onlar ölmedi sadece mekan değiştirdiler gerçek mekana göç ettiler bu dünyadada daima kalplerimizde yaşayacaklar.

ALLAHTAN HEPİMİZİN KAYBETTİKLERİNE RAHMET DİLİYORUM.

ESSELAMÜN ALEYKÜM