renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kim Kazandı? Bazarov mu, Nihilizm mi?

Babalar ve Oğullar

“Kapının üst kenarından başını uzatan uşak,
- Galiba geliyorlar, efendim, diye seslendi.”

Bana göre romanı hareketlendiren, olaylara bir revnaklık ve Rus edebiyatına bir karakter kazandıran müessir şahıs, yukarıdaki cümlelerle müjdesini veriyor. Gelen bir isyan adamı, her ne olursa olsun her türlü düşünceye şüphe ateşini salan adam geliyor. Adı: Yevgeni Vasilyeviç Bazarov. Biz onu daha çok Bazarov ismiyle tanıyacağız. Yanında onun kadar olmasa da taklitçisi Arkadi Petroviç’i unutmayalım. Ne de olsa bir yere kadar kader arkadaşı olacaklar.

Evet, roman İvan Sergeyeviç Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar” isimli eseri. Rus edebiyatı hakikaten dünya edebiyatına ünlü karakterler kazandırmıştır. Dostoyevski ve Tolstoy’u zikretmek bile birilerine mutlaka bazı isimleri hatırlatacaktır.

Turgenyev için asıl eleştiri onun olumlu bir kahraman zuhura getiremediği yönündedir. Ama o, 1883 yılını görmeden buna muvaffak olmuştur. 65 yıllık bir ömre Bazarov karakterini sığdırmış olması yeterli görülecektir kanaatindeyim.

Romanda göze çarpan asıl unsur, aşk düzleminde seyrediyor gibi görünse de sanıldığı gibi değil. İki üniversite gencinin tatili, aileleri yanında geçirmesine kimsenin itirazı olmaz. Buna amenna. Her iki gence karşı ailelerinin düşkünlükleri romanda çok güzel işlenmiş. Evlat sevgisi ve bu sevginin dozunun ayarlanması, bizim Türk kültürünü -bana kalırsa- anımsatıyor. Evlat düşkünlüğü tabii ki güzel şey. Asıl çatışmanın yaşandığı kısımlarda baskın gelen kanaat, kuşak çatışmasıdır. Her iki gencin önce geldikleri ev, aile Arkadi’nin aile çiftliğidir. Arkadi’nin babası ve amcası birlikte yaşamaktadır. Arkadi’nin babası, karısı ölünce daha sonra evine hizmetçi olarak aldığı bir kadının kızıyla nikahsız bir evlilik yaşar. Tabii bu kızın da annesi ölmüştür ve bu kızı, ortada bırakmak istemeyen baba Nikolay, onu himayesi altına almıştır. Ancak bu himaye, onu evin hanımefendisi yapacak konuma dönüştürülmemiştir henüz. Nikolay’ın yanında askerlik rütbelerini bir kadın uğruna terk eden kardeşi Pavel Petroviç de yaşamaktadır. Yaşadığı mekâna göre sıra dışı bir tip olan Pavel, Bazarov ile hiç de anlaşamayacak, hatta romanın ilerleyen kısımlarında onu, Bazarov ile düello yaparken göreceksiniz. Neyse, romanı özetten ziyade benim üzerinde duracağım konu, yazının başlığından da kolayca anlaşılabilir. Asıl mesele, nihilizm denilen şeyin romanda ne idüğüne dairdir.

Nihilistlik, romanın içerisine Bazarov sayesinde sindirilmiştir. Bazarov, bu durumu alenen ortaya koyar. Onun kimseden çekindiği yok. Eh ne de olsa o bir nihilist.

Nihilizm denilince, romanda karşı köşede daima Pavel’i bulursunuz. İki genci alaya alır bir tavırla –daha çok Bazarov’u- kurum kurum kurulur. Bir sabah kurbağa toplayıp onları incelemeye tabi tutacak nihiliste(Bazarov’a) şunları söyler:

“-Demek onları inceleyecek ha, hiçbir düşünceye inanmıyor, ama kurbağalara inanıyor.”(1)

Fizik ve doğa bilimlerine alakalı olan Bazarov’un asıl uğraşı alanı, onu doktor olarak tanıtır. Bir nihilistin romanda doktor olarak vazifelendirilişi, açık söylemek gerekirse beni şaşırttı. Neden? Nihilist için hiçbir şeyin önemi yoktur. Gelip geçici heveslerin adamıdır o. Bu vasıftaki bir kişinin cemiyetin kanayan yarasına merhem olması, garip karşılanmaz da ne yapılır? Ben, hiçbir şeyi değere layık görmezsem bana ne hastanın dertlerinden. Bana ne çektiği ıstıraptan. Bu bana ne durumunu delillendirmek gerekirse,
- Bak sen! dedi Bazarov, ne kadar da asilmişiz! Hâlâ nikâha önem verdiğine inanamıyorum. Böyle bir tavrı senden hiç beklemezdim doğrusu.(2)

Evet, nikahtaki keramete bile eyvallahı olmayan bir Bazarov, hastaya yardımı kabulleniyor. Felsefesi hiç üzerine kurulu bir şahıstan bence beklenmeyecek bir durumdur bu. Ama her nasılsa yazar, bunu karakterine kabullendirmiş.

Şüphe ve hileyi ayrılmaz bir ikili pozisyonunda insanda neşvünema bulduran Bazarov, Rus köylüsüne de laf atmaktan kendini beri tutamaz. Rus köylüsünün Tanrıyı bile kandıracağını söyler. Tanrıyı ağzına alır gibi görünse de sonuna kadar Tanrıya inanmamakta kararlıdır. İlginçtir, Bazarov’un ölümü, değer isnat etmediği bu köylü insanların yüzünden olacaktır. Yardım için gittiği bir otopsi sırasında kaptığı mikrop, onun sonunu hazırlar. Onu çok seven anne ve babası, ölüm döşeğinde nöbet tutarken dahi onun Tanrıya inanmış bir kişi olarak son nefesini vermesini salık verirler; ama nafile. Bir nihil, görmediğine iman getirmez. Bazarov, bu durumu şöyle dile getiriyordu: “ Doğru olan iki kere iki dörttür, gerisinin hiç önemi yoktur.”

Çok kimse için kainat, modernist tabirle söylersek doğa, bir hayret arenasıdır. Kalbinde azıcık bir insaf ve vicdan kırıntısı taşıyan, bu muhteşem sergiye bakarak iman edebilir. Bazarov için böyle bir varsayım söz konusu bile değil. Şöyle diyor nihilistimiz:

“Doğa bir mabet değil ki, o insanların iş yeridir, insanlar da o iş yerinde çalışan işçiler.”

Evet, sergi-yi âlem çarşısında alışverişe çıkan Bazarov, alışverişi kim adına yaptığını öğrenemeden çekip gitti. Rus ülkesi ve insanı için büyük bir yetenek gibi görünen Bazarov’u fazla yaşatmadı Turgenyev. Belki de Rus milleti namına bu durum, Turgenyev tarafından verilen bir cezaydı. O dönem için bile olsa, cehalet bulutuyla muhat Rusya, yazara göre dindar sayılırdı ve bir nihilist için bundan daha iyi bir ödül olamazdı. Genç yaşında kendisine el sallanan Bazarov, ölürken bile dinî ritüele şaşkınlığını belli etmekten geri durmamıştır.

“Bazarov daldığı bu uykudan bir daha uyanamadı. Akşama doğru iyiden iyiye kendini kaybetti ve ertesi gün öldü. Aleksey(papaz) onun priçastiyesini(ayin) yaptı. Göğsüne kutsal yağı sürülüp kutsanmış haç göğsüne değdiği an Bazarov bir gözünü açtı, papazı bu özel kıyafeti içinde görünce, ölümün tüm haliyle hakim olduğu yüzü korkuyla titredi ve son nefesini vermesiyle ev büyük bir yasa büründü.”(3)

Bazarov için dünya, dediği gibi bir iş yeriydi. Ancak dünyanın gelip geçiciliğini çok da güzel ifade etmişti. Onun ulaşamadığı aşkı Bayan Odintsov’un yanında söylediği şu söz, mekan olarak insanın dünyada geçici olduğunu kanaatimce en güzel şekilde tasvir eder:
“Uçan balıklar bile kısa bir süre havada kaldıktan sonra tekrar suya dalarlar.”(4)

Hükmü doğru olan Bazarov, maalesef dalacağı yeri bilmekten acizdi. Bu acizliğini en iyi ifade eden sanırım mezarı üstünde göğe yükselen otlar olsa gerek.

Her ne kadar Bazarov, nihilist yanıyla Yaratıcı’yı yok kabul etse de onun mezarı üstünde yeşeren, boy veren otlar insanın ebed için yaratıldığını âleme haykırıyorlardı; ama onun bundan hiç haberi olmadı. Ne yazık!

Peki kim kazandı? İkisi de kaybetti; ama edebiyat dünyası kazandı.

…………………………………………………………………………………….
(1) Babalar ve Oğullar, Bahar Yayınları, sh.39
(2) Babalar ve Oğullar, Bahar Yayınları, sh.67
(3) Babalar ve Oğullar, Bahar Yayınları, sh.299
(4) Babalar ve Oğullar, Bahar Yayınları, sh.271

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

tebrikler

edebiyatın zihin ve ruh dünyanızda açtığı ufuk bu sanatın amaç ettiği değer yargılarının başında geliyor kanaatındeyim . iman penceresinden seyredildiğinde usta turgenyevin bu şekil bir hal alacağını tahayyül edemeyen züppe bakış açısı on yıllardır sürdürdüğü elitist entellektüel varoluş biçminin sonlara geldiğinin kanıtı yazdıklarınız.
nihilizmin zalim mikrobunun daha çok eşyanın mit olarak algılandığı sanayi devriminden sonra dünyayı sardığını düşünürsek tapacak bir değer bulamayanların coğrafyalarına ve zamanlarına isyan biçimleri olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum diğer türedi kardeşlerine rağmen daha dürüst bir bakış açısıyla serzeniş biçmi modern acılarına boşvermişlik değil asla ama boşkalmışlık. altın buzağlarına secde eden atalarından miras kalan kapitalistlere spartaküs kalıntısı ama her daim yeni kölecikler ve kralcıklar doğurmaya namzed koministlerden daha metafizik bir kaosun ürünüdür nihilizm . peki kim kazandı . her zaman galip olan
TEBRİKLER KARDEŞİM

Serkan Şafak Bey'e teşekkür...

Hakikat kırıntılarını bir daha terennüm eden bu yorum için Serkan Şafak Bey'e teşekkürler.