renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Sabah Süleymaniye'de

... İstanbul'u sevin!

Keşmekeşliğine, dejenere olmuş insan güruhuna rağmen. Çünkü İstanbul sevdaların kesiştiği şehir...
Ramazan-ı şerif münasebetiyle tüm inananların diğer zamanlara oranla uhrevi hayata daha bir teveccüh etmeleri, günlük koşuşturmalar esnasında daha bir edeple harekette bulunmaları, şüphesiz içinde bulunduğumuz kutsi ayın güzelliğinin, insanların gönlüne yansımasının getirdiği bir hal. İnsanlarda olduğu gibi İstanbul ve camilerinde de kutsi ayın yansmalarını görmek mümkün.

Gönüllerin sevinci ve ümidi doyasıya hissettiği şu günlerde,gözlerimizi kapatmış, ruhumuzla ışık dolu bir ayı süzüyoruz. Nur ayının başlamasıyla düşünce duygularımızın kıyısız denizler gibi sınırsızlaştığını ve gizemli bir ruhaniyete büründüğümüzü hissediyoruz.

Onbir ayın sultanı daha ufukta belirir belirmez tatlı, sıcak, heyecanlı bir hazırlık dönemi başlar. Günler, önce yiyecekler, içecekler ramazana mahsus cömertlikle akar mutfaklara... Ve günler öncesinden güzel çağrışımlarla rengarek iklimlerin kapısını açar önümüze. Nihayet herkesin sabırsızlıkla beklediği rahmet ayı gelir. Herkes derecesine göre melekleşme yoluna girer. Yaşlısıyla, genciyle ede edilen teravih namazı, gündüzleri okunan Kur'an-ı Kerim ve dualarla çizilen saadet tablosu, gerçekten de uhrevi hayata daha bir çeker ramazanda insanları.

Hikmet ve bereket ayı olan ramazanın her gecesi ayrı bir mana derinliğine bürünerek adeta gönüllere taht kurmak üzere gelir; onda sürekli iyilik duygusu soluklanılır. Tüm kötü duygular, çıkarcı düşünceler, baskı altına alınır. Kulun Rabbine kavuşmasına mani olacak tüm engeller ortadan kaldırılır. Rabbe giden ve ruhları vuslata erdiren yollar, hakikate sevdalı gönüllerin önüne serilir. Her sabah güneşin doğuşunda kıyama karkar gibi uyanan ruhların, bu ışık ayının güzelliklerine güzellik katarak ihya edebilmesi ne büyük bir mutluluktur.

Tarihin asaletini ve ihtişamını yükselen minareleriyle gökkubbeye haykıran, gönüllere olduğu kadar gözlere de mutluluk işıltıları yaktıran, mahyalarıyla, saflarında cem olan mü'minleriyle, camiler de önemli bir tutar ramazanda
Ramazan ayında ziyaretçilerinin daha çok attığı, adeta ziyaretçi akınına uğrayan camiler arasında yeralan Süleymaniye Camii, Üstat Koca Sinan'ın Kanuni Süleyman'ın azametini gözönünde tutarak vücuda getirdiği muazzam bir camii. Etrafını cevreleyen yapılar kopleksiyle maddi ve manevi bir saygınlığa sahip. Uzaktan Süleymaniye'ye bakıldığında ortasındaki iki uzun minarenin bir tarafındaki kubbe ile diğer tarafındaki iki alçak minare arasında öyle bir tevazün göze çarpar ki, insan baktıkça caminin siluetine hayran olmaktan kendini alamaz. Süleymaniye Camii bütün güzellikleri kendinde toplayan, yüce, erişilmez, göklere yükselen,gökler gibi geniş kubbeli, gönül açıcı, sahn-ı gam dağıtan minareleri, şadırvanı kevser havuzu gibi, geometri sanatına göre kurulmuş, cennetteki beytül ma'mur köşkü gibi zengin ve yüksek, mihrabı hidayet yolunu işaret eden, kandilleri yanınca yıldızlı gökyüzü gibi olan, dünyayı seyreden ve ışık veren bir cami-i pürnur, makam-ı sürurdur.

Evet, bir sabah Ramazan-ı Şerifi de fırsat bilerek, tarihten kopup gelen rayihaları solumak için, yabancı kavramların kargaşasından arındırarak düşüncelerinizi, gönlünüze serinlik verecek tanıdık bildik bir yüz ararken gözleriniz Süleymaniye'nin buram buram tarih kokan o daracık sokaklarını aşarak Süleymaniye Camii'ne gidin.

Ve bir sabah Süleymaniye'de...
Kuşlar etrafınızda uçuşurken...
Bir dua sıcaklığıyla...
İstanbul'u sevin...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

...İstanbul'u seviyorum, en çok da sabahları...

CANIM İSTANBUL
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...

İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...

Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..

Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul!
İlle Istanbul'da bul!

İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.

Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.

Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim" i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.

İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.

Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.

Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,

İstanbul,
İstanbul...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

İstanbul'u seviyorum. Kimliği olan bir şehir İstanbul. Silüeti olan, temsil ettiği değerleri olan bir şehir. Ve bu değerlerin en güzel ifadelerinden biri de şüphesiz Süleymaniye. Boğaza hakim konumu, geniş ve huzur veren avlusu, içeriye adımınızı atar atmaz sizi sarıveren sıcaklığı, geniş ve heybetli kolonları, kubbeleriyle tam bir medeniyet vesikası. Sultan Ahmet, Selimiye, Eyüp Sultan, Fatih ve daha adını sayamayacağımız nice kardeşleriyle beraber Osmanlı'nın (bir dönem de olsa) dünyaya bakışının ifadesi. Düşünün; Sultan Ahmet'i, Selimiye'yi ve daha nice heybetli camiiyi yapabilecek kadar teknikte ilerlemiş insanlar evlerine neden aynı özeni göstermez. Osmanlı'dan hatta Selçuklu'dan günümüze kalan onlarca camii, köprü, medrese varken 'tarihî' denilen evlerin en yaşlılarının mazisi 150 yılı geçmez. Bu, dünya hayatının geçici(değersiz), ahiret hayatının ise kalıcı(değerli) olduğunun fikrî anlamda göstergesi değil midir. Ve yine düşünün; bugün Kiptaş'ın (İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin konut yapım şirketi) Tuzla'da teslim aşamasına gelinen 1300 konutluk sitede yaptığı camii neden kubbesi dahi olmayan, ihtiyacı karşılamaktan aciz, âdeta oraya -kerhen- yerleştirilmiş küçücük bir kulübe görüntüsündedir?
...Hayat anlayışımız değişiyor. Dünyaya bakışımız değişiyor. Ve bu giyim-kuşamımıza, yeme-içmemize, alışkanlıklarımıza ve mimari anlayışımıza kadar hayatımızın her alanına sirayet ediyor.

Üzülerek bunlara ekleyeceğim bir husus daha var ki o da şudur;
Şu an İstanbul'da o adını saydığımız güzelim camilerin neredeyse hiçbirinde kıldığım namazdan doğru dürüst tad alamıyorum. Cemaat'in iftar buluşması için Eyüp'e gittiğimde de aynı şey oldu. Namaz kılmak için onca küçük tarihi camii varken Eyüp Sultan'da kılmayı düşünmek gibi bir hata! ettim sanırım. Meydan ana baba günü, camiinin avlusu daha da dolu. Camiinin içine girmek zaten başlı başına bir maharet. Orada nasıl namaz kılınır, nasıl kalp kendi istikametine yönelir bilinmez. Açıkçası ben zorlanıyorum. Hatta çoğu zaman sırf bu yüzden büyük camilerde değil etraftaki küçük camilerde namaz kılmayı tercih ediyorum. Üzerime çevrilmiş her saniye şakır şakır patlayan deklanşör sesleri eşliğinde kıldığım namazlardan daha hoş geliyor bana küçük camii namazları. Daha sade, daha sakin, daha samimi...

Hamiş: Yazımın başlığında İstanbul'u en çok sabahları sevdiğimi belirttim. Zira sabah namazı vakti turistlerin gezinti planları için uygun bir saat değil.:) Dolayısıyla siz namaz kılarken arkanızda sizi kameraya aldığını yahut fotoğrafınızı çektiğini bildiğiniz birileri olmuyor. Ve süphesiz günün bu vakti, hani o hayalini kurduğunuz 'Süleymaniye'de bir namaz' için en uygun vakit...

Buyrun...