
“Umut kesilmiyorsa dostlarım
Kesip barikatlar yaparak kangrenli gövdemizden
Şurda güneşe ne kaldı”
İlhami Çiçek
Müslüman dünya görüşünün sarsılmaz kalesi, kirlenmiş çağın küskün çocuğu İlhami Çiçek. 1954 Erzurum-Oltu doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Oltu'da yaptı. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. Öğretmenlik yaptı. Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi şairleri arasında yeraldı. 1983'te vatani görevini yaparken yakalandığı amansız bir sinir krizi sonucunda intihar ederek hayata veda etti. Müslüman bir şairin intihar etmesi birçoğunuza garip gelmiş olabilir, ancak onun hayatını okumadan lütfen bu konu hakkında bildik yorumlar yapmayalım.
1991'de şiirleri, öyküleri ve hakkında yazılanların yeraldığı Göğ Ekin (İlhami Çiçek' in Anısına) adlı bir kitap yayımlandı. O günden bu yana basılmış bir kitabı maalesef ki yok, çok kadirşinas yayınevlerimiz bir fedakarlık yapıp onun şiirlerini yayınlamasa da elden ele gezen fotokopiler ve sevenleri tarafından açılan bir sürü sitede okuyucularıyla buluşuyor o. İlhami Çiçek’ in şiirlerinde bulacağınız ustalık, hayatı derinden kavrayan, insanın macerasını sorgulayan ve tarihe gönderme yapan imgelerle billurlaşmış ve şair bugün edebiyat uzmanları tarafından son elli yılın en usta şairleri arasında gösterilmiştir.
Şu şiirdeki melodi ve anlam derinliğine dikkatinizi çekiyorum:
o yıllar bir ressam tanırdım
gök çizemezdi
yüksek evler yapardı yitik kadın yüzleri- bir güm
o kentin
-tarihsel bir kenttir-
o çarşısındaki hasır iskemleli kahvede
onu bir cenini çizerken ağlar gördüm
bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz
ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi
ıssız ve dokunaklı
diye sormadım çünkü ben
ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
denebilir ki-
bir insan en çok ağlarken güzeldir
vakit de akşamdı dışarda kar vardı
kar yüzyıllardır alabildiğine vardı
insanlar doğar konardı konar göçerdi
sonra o bütün resimlerini yırttı-
birden kaybolmuştu
arıyor diye duydum bir şeyi
çağın unutturmak istediği
belki derin bir gök resmini
ye'si biçen o eşsiz kılıncı gürbüz hamleyi
Çok acı çekiyor İlhami Çiçek, kendisini şahsen tanıyan ve arkadaşlık yapanlardan dinledim. Sürekli ağlayan ve düşünce halinde olan bir insan. Ümmetin derdiyle hemhal olurdu, kendi namına tek şeye üzülmezdi diyorlar. Yazdığı dergi nuri pakdilin “Edebiyat Dergisi” ilke gereği reklam almadığı için maddi sıkıntı çekiyor. Pakdil derginin kapanabileceğini söyleyince şair eşinin bileziklerini bozdurup ona veriyor, bu benim aklıma ilk gelen en basit örnek. Tarihe yaptığı göndermeler şiirine apayrı bir boyut kazandırıyor, lütfen şairin tarihe yaptığı anımsatmaları da aklımıza getirerek okuyalım:
ey aşk
elbet başındasındır bela kitabının
ne çok dilin var
gece ki anlamadı
şu anda
o
ibrahim ve ishak
yargıç yok taşı kim atacak
leyla bilmez mi gerekli olduğunu
diye döğünüp duran
gece ki ey gece
o külli aynalar
seni ararlar
ıssız bir hat fotoğrafın
dan sana çıktım
…
kesik kesik solur
avcının elagözlü nesnesi
kaybettiğin divit -kırdır
faniliğindir o ağaç ki
zekeriya onda saklıydı
...
filistinde akşamüstleri
sessizlik bir file somun gibi
Anlaşılamayan bir insan, ruhu azaplar içinde, öyle felsefik takıntıları yada psikolojik problemleri olan çevresinden kopuk bir insan da değil. Ve nihayet şair sanki kendi sonunu biliyor gibi, ölümü şairce bir seziş diyelim adına:
çağı deştiğimde
o yüz
diyor yoruldum -aynalar
gösterebilir mi hiç -bana sonumu
nedensiz başladım oyunculuğa
bitireceğim raslantıyla -oyunumu
dostlarım da
var -intiharlar
her akşam ıslak-yapışkan
saçlarıyla girip odama
paniğimden pay toplarlar
Onu daha çok tanıyalım, tanıtalım ve sevgisini çoğaltalım. Mekanının cennet olduğuna inanan bir yürekle seni esenliyorum sevgili İlhami Çiçek, Rabbin katında buluşacağımız günün özlemiyle...
Yorumlar
Rahmetle..
Salı, 25/09/2007 - 15:14 — Esin Ayşe Alırkan"evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
artık dönüş yoktur
kuşku bağışlanmasa da
tedirginlik doğal sayılabilir
ancak
yürümenin dışında bütün eylemlerin adı
kaçış kaçış kaçıştır"
Rahmetle..
Issız Kaldım...
Salı, 25/09/2007 - 16:46 — Turan Çetin"sen ey atını kaybeden oyuncu
bir ilkyazdan koca bir güz yontan adam
bırak oyunu
artık
öyle bir ıssızlık düşleki içinde
yeryüzünü kişnesin
bizim atlar"
Hatırlatman için teşekkürler... Rahmet sağanakları eşliğinde okudum, hüzünlüyüm...
"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar
Hatırlamak
Salı, 25/09/2007 - 18:57 — Serdar AkdağTematik ve kurgusal bütünlüğün bir toplamıydı Satranç Dersleri. Göğekin'deki Tepeyi Yorumlama Denemesi" adıyla yayınlanan başlıksız öyküye de dikkat. Ömrü yetseydi de yazabilseydi...İlhami Çiçek genç ve gerçek bir usta.
"Görülmemiş bir ustalıkla acıyı ters yüz eden." Cansever'in bu mısraı bana sürekli İlhami Çiçek Şiiri'ni anımsatıyor. Siz de hatırlattığınız için sağolun.
Her Şey Eninde Sonunda Sessizdir...
Salı, 25/09/2007 - 22:07 — Fatih M. Tiyanşanİlhami Çiçek şiir toprağında ipince kelimeleriyle filiz vermiş bir şair. Özellikle ses olarak A. Cahit Zarifoğlu ile büyük benzerlikler taşıyor. Sanki aynı zerâfetin kaynağından içmişler kana kana...
ve sabır
olmasaydı
yeryüzünde
bir gün
kalınabilir miydi?
diyerek sessiz sedasız ayrılık makamına ulaştı. Fazla bir şey söylenemiyor, yazılamıyor aslında bu satırlardan sonra...
...
Satranç Dersleri isimli şiir kitabına ve hakkında hazırlanan Göğekin isimli kitaba aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
http://kaotiksukun.com/satranc-dersleri.doc
http://kaotiksukun.com/gogekin.doc
...
her şey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı
sessizdir
diyerek sükût eylemek gerek...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
Bir Başka Açı
Salı, 25/09/2007 - 22:35 — Edip Ozan Karaoğluhttp://istisnai.net/027/edip.asp
Müsvedde
Hüzün üstüne
Salı, 25/09/2007 - 22:40 — semra yaylıHüzün üstüne söylenebilecek en güzel şeyleri söyleyen güzel adam işte.
"Yalnız hüznü vardır kalbi olanın"
Vay o insanların haline... diye başlayan ayetlerin ritmindeyiz hepimiz.
Şiir Sandığı
Çar, 26/09/2007 - 09:07 — Şadan ErcanNuri Pakdil’in [İlhami Çiçek’in de şairi olduğu Edebiyat Dergisi nam mektebin başındaki mütefekkir, şair] “Bir şiir sandığı” dediği İlhami Çiçek, şair olmanın ötesinde, tefekkür, çatışma ve inandığı öğretiyi hayata geçirmenin zihin çilesiyle kısacık yaşamını ebedileştirmiş bir insandır.
Anısına hazırladığımız bu kitap, tarihsel bir belge olarak, onun kısacık yaşamına [‘954 – ‘983 yılları arası] sığdırdıklarının bir toplamıdır."
M. Latif Çiçek
“ve hep bir yaprak değil miyiz ki
bir zaman yarıp çıkmak serüveninde
özdalımızı”
Caneriği
http://s.kaotiksukun.com/kinali-kaval-ilhami-cicek/
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
yiğit iken ölenlere
Çar, 26/09/2007 - 11:21 — fatih burak cebri"bu dünyada bir nesneye
yanar içim göynür özüm
yiğit iken ölenlere
gök ekini biçmiş gibi"
Bu hüznün mesnevisi yazılmadı
Cum, 28/09/2007 - 02:21 — S.Setenay Özek"Babasının dedesi 93 harbinde Kafkasya'dan gelip Oltu'ya yerleşir.Çok küçük yaşlarda babasının dedesiyle ve diğer büyükleriyle ilgili destansı anıları coşkuyla dinler.Bu anıları zihninde hep idealize ederek kendi çevresinde de karşılığını göstermek ister.Ne ki, bu has ve güzel ilişkilerin adeta bıçakla kesilmiş gibi bitmiş olmasını bir türlü kabullenemez.Böylece yabancılaşmaya ilk kez kendi çevresinde tanık olur.Sığ ve anlamsız ilişkilerden sürekli rahatsızlık duyar."
Göğekin kitabında,böyle başlıyor Arif Ay hayatını anlatmaya İlhami Çiçek'in.Gizli bir tarikatın üyeleri gibi,fotokopi kitaplarını elden ele dolaştırdığımız İlhami Çiçek'in kendisi de ,şiirleri de, hüznü de benim için çok özeldir.Zarifoğlu ile başta şairliği olmak üzere bir çok noktada eş derinliktedir.Fakat nedense,kadirşinas islami camiamız,Cahit Zarifoğlu'nun ölüm yıldönümüne gösterdiği hassasiyeti İlhami Çiçek için göstermez.Ya da gösteremez.Tıpkı eserlerine gösterilmediği gibi.
islami cemaatler, edebiyat
Paz, 30/12/2007 - 23:46 — ekrem fatihislami cemaatler, edebiyat dünyasında, edebiyat kumpaslarının en alasını kuruyor ve ilişkiler dallası bile gölgede bıarakacak kadar çetrefil.