kuzular taze ot kokusunu arıyor,
taze ot kokusunu özlüyorlar, ama
çayıra girmekten korkuyorlar,
çimenden, çiçekten korkuyorlar,
çünkü otlara ‘biber sürmüş’,
çimene, çiçeğe kül saçmış kurtlar,
kurum bulaştırmışlar…
kuzular suyun çağıltısını dinliyor,
suyun çağrısını işitiyorlar, ama
dereye inmekten korkuyorlar,
çünkü sulara ateş karıştırmış kurtlar,
suları tutuşturmuşlar…
kuzular buluttan korkuyor,
kuzular rüzgârdan korkuyor,
kuzular yağmurdan korkuyorlar,
çünkü bulutu buruşturmuş,
yağmuru çürütmüş kurtlar,
rüzgârı kokuşturmuşlar…
kuzular sudan korkuyor,
kuzular havadan korkuyor,
kuzular yerden korkuyor,
kuzular gökten korkuyorlar…
tanrıdan, tanrının merhametinden,
meleklerden, meleklerin kanatlarından,
kanatların hışırtısından
ve bunun verdiği coşkudan,
arınma fikrinden, yücelme hissinden
ürküyor, korkuyorlar.
o kadar korkuyorlar, o kadar
korkuyorlar ki,
giderek kendilerinden, kendi
seslerinden kendi nefeslerinden
korkmaya başlıyorlar;
kendi ayak seslerinden,
kendi yürek seslerinden,
kendi akıllarından,
kendi duygularından,
kendi rüyalarından korkuyorlar…
sevgiden korkuyorlar,
sevgi denen, inanç denen,
özgürlük denen
ve yüreğe var olma erinci veren
mucizelerden,
kabına sığmayan, sığmayınca da
yasalara da sığmayan düşüncelerden
korkuyor kuzucuklar.
onlar korkularıyla meydanları
kırmızıya boyaya dursun,
kurtlar, ağıl duvarının dibinde pusuya yatmış,
kuzucukların, “mee, meeee!” diye,
- tam da kurbanlık kuzu melemeleriyle -
korkularını yenmeye çalıştıkları yerden,
aklın ve yüreğin kurumuş vadilerinden
uslu uslu dönmelerini bekliyorlar,
hapur hupur yutmak için kuzucukları...
Cahit Koytak / 1 Mayıs 2007
‘YOKSULLAR İÇİN TEZLER’ Kitabından...
Yorumlar
kurtlar orkestrası hart hurt konçertosunu sunar
Çar, 09/05/2007 - 16:05 — murat tuzcu''sağdan say''cılar bir bir postalların adımlarını saymaya devam ederken cumhur 22 temmuz sopasını azgın azınlığın çarkına sokmaya hazırlanıyor. kuzuların sessizliğinden cihana şah olduklarını zanneden azgın azınlık sopanın şaplağını tadınca cihana şah değil de bühtana şah olduklarını anlayacaklar. darbecilerin eşleri kurtların tırnaklarını ödünç alarak bühtan pazarlama şirketleri kurdular. o şehir senin bu şehir benim diye gezerek kuzuların sessizliğinden nemalanmaya çalışıyorlar. ve tez elden kasapların bıçaklarını bilemesini telkin ediyorlar. darbeci azgın azınlık çevreyi kirletmeyi başarmışsa da kuzular beyazın hükmüne teslim olmuşların yanında kalmışlardır. kalacaklardır. ey kuzular 22 temmuz'un sopasını vurun azgın azınlığa. ve susmayın sopanızın sesinden sonra da...
MiliTan/doğan
Çar, 09/05/2007 - 22:03 — Murat SÖZERmilli doğan
milli Tandoğan
militan doğan
militan doğuran
Tandoğan
kurtlarla kuzular...
Çar, 09/05/2007 - 23:53 — fatih çodur.
aslında kuzucukların, hiç korkmadan zehirli otlardan, zehirlenmeye karşı kendi panzehirsel yapılarını oluşturup-dirençle-otlamaya devam etmeleri, ya da öyle gözükerek, ve nihayetinde onlara zehirli verimli, verimli zehirli envaiçeşit sütler vermeleri gerektir...
ki kurtların da süte ihtiyacı olabilir bir gün. bunu bilmezler ama ya..
ki kurtlarla kuzuların zehir ve panzehir anlayışları da farklıdır elbet.
ki kurtlar, kurtlar...
belki bir gün, yine bir gün, kuzular kurtlara anlatabilir;
suyun ateşsiz! çağıltısına kulak vererek ruhlarını huzura kavuşturmalarına şiddetle ihtiyaç duyabileceklerini, bir gün,
belki... buna muhtaç olabilileceklerini de...
.
ağızlarına şeker sürülmüş..
Paz, 24/06/2007 - 23:46 — Yunus BilgeKonu güncelliğini yitirdi fakat ben insanlara anlatmaktayken neden Hrant Dinkin cenazesinde malum sloganların atılmaması gerektiğini hatta orada bulunmamak gerektiğini bu şiirin adının değiştirilmiş hali canlanıverdi:
"ağızlarına şeker sürülmüş kuzuların cumhuriyeti"
sahi şiire dair terennümler malum cenaze sırasında vaki olsaydı Cahit Koytak şiirini bu şekilde adlandırmaz mıydı?