renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Susalım Karşılıklı

Sus… Ve gözlerime bak sadece… Ne söylediğim değil önemli olan, hatta nasıl söylediğim de… Şimdi gözlerimde gördüğün şeyi söyle… Öfke mi, sevgi mi, korku mu, endîşe mi?… Yoksa bir kırgınlık mı geçiyor gözlerimden? Bilir misin gözleri okumayı, kalpleri hissetmeyi?… Hani o en insan yanımızı, en savunmasız ve en güçlü yanımızı… Gözlerimizi yani… Bakar mısın onlara… Bilir misin dillerini?

Aşkı sevgiden ayırabilir misin, ya her ikisini merhametten? Küskünlüğü kırgınlıktan, umudu meraktan, şüpheyi korkudan ayırabilir misin ya da hepsi karıştığında biribirine, bir isim bulma telâşına düşmeden, başlıksız bir yazı gibi, isimsiz bir şiir gibi ve yorumlamadan okuyabilir misin onları?…

Umudun, nasıl hayal kırıklığına evrildiğini seçebilir misin bir çocuk sîmâsında ya da koca adamların bir yanıyla çocuk kalmış sîmâlarında. Umudu hayâl kırıklığına dönüşürken çocukların, umutsuzluklarının da onları nasıl kocaman adamlara dönüştürdüğünü bir de…

Bir dakika, sen beni dinlemiyor musun yoksa! Yoksa sen de, gözlerime bakan ama görmeyen gözlerinden, muhtemel tartışmalarımızın muhtemel cevaplarını mı geçiriyorsun?
Tartışmak değil amacım… Hayır, hayır tartışmak değil amacım…

Ben yine gözlerden bahsedeceğim sana… Birbirimizin gözlerine bakmadığımızdan bunca şaşkınlık, bunca karmaşa, bunca telâş… Hayır tartışmak değil amacım, öyle bakma bana… Beni tanıyamadıysan hâlâ, gözleri okumayı bilmediğinden… Okullarda sadece dudak okumak öğretildiğinden.

Okumak için susmak gerekir evvelâ… Ve evvelâ içimizdeki sesleri susturmak. Hayır, her zaman doğruyu söylemez içimizdeki geveze. Her batacak gemiden kurtarmaz bizi ve bazen gemileri odur delen. Zâlim dedikleri her zaman zâlim değildir ve âlim dediklerinin de neye âlim olduğuna dair bir fikri yoktur onun. Zâlimin zulmü âşikardır ya, âlimin ilmidir asıl dedikodusu… Bazen içses der kendisine, bazen sezgi olduğuyla övünür… Ama ben yine gözleri tavsiye ederim sana. Gözleri okuyan geleceği de görür.

Hayır tâcir de değilim ben, kişisel gelişim kitabı ya da gözlük satmıyorum… Hem satsam da, senin daha iyi görmeni sağlamaksa amacım, utanmalı mıyım yine de?

Aslında bir üstaddan yardım almalısın okurken… Ben de kekeliyorum zira. Bunu sana ben öğretemem. Bakışlarındaki bunca ithâma gözlerimi kapayıp, sana bedel isteyen bir şey de öneremem… Ama özünde değerli olanlar bile, kolay kazanılmışsa eğer ayaklar altına alınırlar. En iyi ihtimalle klişeleşip, her ortamda kullanılmaya müsâit bir espri hammaddesine dönüşürler.

Oysa ne espriler ne de uzun cümleler vardır gözlerde… Belli bir kültür seviyesini hedef alan bakışlar da fırlatılamaz meselâ… Îmânın kastedilişinden başkaca bir îmâ da yoktur onlarda. Yanlış anlaşılmalar olabilirse de yanlış anlatımlar yoktur ve hiçbir trajik bakış içinde bir komediyi de saklayamaz.

Anlıyorum, çokça ” hayır” deyişimden kaybettim seni… Üstelik gözlerim de “hayır” diyordu o sırada.”Hayır” bir balyozsa, “evet”ler küçük birer çekiç oluyorlardı ve artık “hayır”larla “evet”lerin oranı hesabı değiştirmiyordu.

Biliyordum, ayrılık gözlerimizde başlamıştı evvelâ , başlamış her şey gibi…

Bitişi, başlangıcını yalanlamayan bir hikâye oldu bu…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

ikiyüzlü kelimeler...

sözler bazen en anlamlı şeylerin anlamını yitirmesine sebep olabiliyor. susarak onca yıl sakladığınız umutlarınız, bir gün kurduğunuz cümlelerin altında ezilip can veriyor. Kelimeler anlatılmak isteneni anlatmaya kifayet etmiyor böyle durumlarda...
ama gözler, evet gözler, onlar kelimeler gibi ikiyüzlü değil hiç, ruhun içindeki gel-git lerin aynası.. kelimeler söylenmek istenenleri ifade edemiyor çoğu zaman, işte bu yüzden ikiyüzlüler, yoksa o kelimeleri kullananların ikiyüzlülüğü bahis konusu değildir, kelimerimizi
seçerken, pek çok şeyi hesap etmemiz gerekir ama gözler hesapsızca anlatır, içinden geçeni... görebilene...

okumaktan keyf aldım, gönlünüze sağlık, selametle...

İki yüzlü kelimeler...İlginç...

Son günlerde cemaat'te okuduğum en güzel yorumdu.
İki yüzlü kelimeler...

Aslında daha derinlemesine konuşulabilir bu konu hakkında.
Bu güzel teşbihten dolayı tebrikler...

iki yüzlü kelimeler...

teşekkürler, pınar Deniz'in metni ben de karşılık bulmuş ve coşkuyla yazmıştım yorumu, düşünmeden, içimden geldiği gibi. Fakat sizin yorumunuzu okuyunca dikkat ettim tekrar ifadeye, doğrusu benim de çok hoşuma gitti...

hatırla ki...

biz ne kaybettiysek gözlerin içinde kaybolmayı unuttuğumuzdan kaybettik.ne sevinci hisseder olduk,ne hüznü. birisi bir şeyler söylüyorsa bize yüzüne bile bakmadan cümlesinin bitmesini bekledik sabırsızlıkla, derdini anlatan kelimeler değil, gözlerdir gerçeğini unutarak. uzun bakışlarla söylediğiniz bir kaç söz,kelime kalabalığından daha etkili oluyor aslında. biz gözlerle konuşmayı öğrenmeyeceğiz, unuttuğumuz bir şeyi hatırlayacağız. o zaman masum bir yüze bakmanın sevincini,ıslak bir gözün hüznünü, kararlı bir bakışın inancını hissedeceğiz. "gözler yalan söylemez" dinleyebiliyorsanız eğer...

"iyi ki bilmiyor kalabalıklar
yağmura bakmayı cam arkasından
insandan insan şükür ki fark var;
-birine cennetse,birine zindan-
iyi ki bilmiyor kalabalıklar."s.karakoç

kendi adıma dileğimdir...

yazdıkların gerçekten hoşuma gitti, pınar.
"ayrılık gözlerimizde başlamıştı..." diyorsun ya, sabah radyoda Onur Akın'ın bir parçası çalıyordu ve orada şöyle bir ifade vardı. "önce gözlerine gelir bahar"
başlamış her şey gibi...
umarım yazılarını görmeye devam ederiz ve umarım hemen cevabını verebilmek için dinlemez ve ya okumaz, anlamaya çalışırız... en azından kendi adıma dileğimdir...

G(k)özlerin

gözlerin közlerimdir bakamam.
özlerindir gözlerin kalbine akamam.
gözlerindir bir muska.takamam...

Hayırın Evet demek olduğunu bilseydi...

Ne güzel işte bir daha Hayır demezsiniz;

Zahit bey g(k)özler den Allah sizleri korusun. Zor iş hayatın o tarafına geç kalmak...Gençken yaşamak vardı her şeyi:))

İki Hayır'ın içinde en Hayır'lısını seçtim

...bir yolunu bulamadım anlatmanın. bir yolu var yolcunun. ama ben anlatamadım yolcuyu. ayaklarım yolcunun ayakları. yorulmuş dinlenmek istiyor. hayır diyor yolcu. iki hayır'dan en hayır'lısını seçtim diyor. o öyle sanıyor. sandığını söylüyor. dur vapur benide bekle. hayır bekleme beni. ben bulurum yolumu...

geç kalmadım;geç kalktım:)

Okan Bey diyorsunuz ki ''geç kaldın.''Hayır geç kalmadım geç kalktım.Ama inanın çok genç kalktım:)

Oyun Bitti! Kaybettik...

Belki şehre bir film gelir,
Bir güzel orman olur,
İklim değişir akdeniz olur,
Hadi gülümse...
Aylardan nisandı. Ben kalabalıkların arasındaydım. Nisan yağmuru bastırdı aniden. Kaçmaya çalışırken boyalarım döküldü... Siyah beyaz fotoğraflar düştü albümlerin gizlenmiş sayfalarından. Saklamaya çalıştığım fotoğraflar. Boyalarım döküldü... Boya yalandır oysa... Gerçekler siyah beyaz fotoğraflara gizlenmiştir. Nisan yağmurları boyaları döker ve siz gerçek fotoğraflarla yüzleşirsiniz.
Etrafındakilere bir bak diyorum kendine...
Geldiler ve gittiler...
Sesleriyle tanıştığım bir çok insan gerçek değil aslında...
Geldiler ve gittiler...
Şimdi sadece gerçek seslerle gerçek yüzlerle başbaşa kalmak istiyorum...
Gelsinler ve gitmesinler..

Gözlerimden anlasaydın

"Gözlerimden anlasaydın beni.Sevgili!
O zaman kelimelerin açtığı bu derin uçurum
Olmayacaktı aramızda."

Bu güzel yazıyı okuyunca bunlar düştü benim de dilimden.Kaleminize yüreğinize sağlık....

giden sizin gözlerinizdir..

kaybetmek için erken belki ama sevmek için çok geç bir kere..teğet geçer bazen,bazen değer geçer..bakakalırsınız ardından giden "şey"in..bakakalmalısınızdır..
teşekkürler arkadaşım..

bir at bir kere kapaklanmışsa/
kapaklanmış bir attır o

Merhaba. Maşallah.

Merhaba. Maşallah. Yazınız içimizdeki bazı hisleri yazıya dökmüş, ben de kendimden birşeyler buldum. Çok beğendim. Bir tek "evrilmek" kelimesinin yerine daha hissiyatlı bir kelime kullanabilirdiniz diye düşündüm. Ayrıca yorumlar da ayrı güzelleştirmiş yazıyı, sanki tamamlamış. Hayırlı başarılar.

belki...

belki istediğimiz cevaplar verilmediğinden kelimelere küskünlüğümüz...
yarın aynı bedeli gözlerin ödemeyeceğini kim garanti edebilir?
ve belki iman etmediğiniz bir aşkın farzlarına uymanız beklenmiştir?
ve iman kalben yapılsa da şahitlerin şahadeti için kelimelere ihtiyaç vardır...

Aşkı Çağrıştırmak

Yorum yapan bütün arkadaşlarıma özellikle ilk yazımda bana şevk verdikleri için teşekkür ediyorum...
Bununla birlikte yorumların yoğunlukla son paragraf çevresinde dolaştığını görüyorum. Bu da bizim romantik eğilimlerimizi kanıtlıyor olmalı...
Yazımda kullandığım "ayrılık" "kaybetmek" gibi kelimeler yazının şiirsi diline uygun olarak ve mecazen kullanılmıştır. Metnin tamamını ele alacak olursak ana temanın aşk değil iletişim/sizlik ve hatta kişisel değil kitlesel bir iletişimsizlik olduğu anlaşılacaktır. Tüm yorumlar yazının temasıyla bire bir örtüşmek zorunda değil elbette, bir kısmı yukarıdakiler gibi yazıya farklı bir boyut ve zenginlik de katabilir.
Aşkı çağrıştırmayı sevdiğim doğru ama ana temanın arka planda kalmasına da gönlüm razı olmuyor...

Mara

'Düşünmeden yaşayalım Mara
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
ne seni tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın'

Asaf Halet Çelebi

siz gönlünüze göre yazın, okuyan gönlüne göre okusun...

'cemiyet bütün hayatiyetiyle uyur, rüyasını şair görür ve sayıklamalarını şair zapteder.'Ve şiirler de yazgıdan esintilerdir bazen şairi bile bilmez tabirini.

Susmak Ölüm

susacağım ve susmak
bana en çok
ölünce yakışacak." M.U.

hiç

gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
e.beyazıt

diyecek birşey yok
sussak ve bakarak konuşsak gözlerimiz dinlese

vesselam !

sevmek için geç, kaybetmek içinse..

"Gözlerimden anlasaydın beni.Sevgili!
O zaman kelimelerin açtığı bu derin uçurum
Olmayacaktı aramızda." demiş ya hemen senden önce ayşegül kardeşimiz; ne güzel demiş bakakalan..halbuki ne teğet geçmişti o "şey", ne de değip geçmişti..içine girmişti, gözlerinden yüreğine süzülüp akmıştı halbuki..ama dediğin gibi; "sevmek için geç, kaybetmek için erkendi".. lakin biz geç bulduk, erken kaybettik..veya kaybetmedik aslında da sadece göremiyoruz nerde olduğunu..kimbilir belki rabb'im gönül gözümüzü açar da tekrar vuslat nasip olur aşık ile maşukuna..nasip..

mecnun bile leylaya/ benim kadar aşıktı/endişelenme bizden/ günah gitti,suç çıktı..