Atlılar sonrasındaki bütün yolların Fayrapa çıkacağını düşünüyordum. Oysa bütün yollar Fayrapa değil tek bir yol Atlılara çıktı. 2001 yılının sonlarına doğruydu, başıma nelerin geldiğini anlamaya çalıştığım sıralar, Atlıların 8. ve 9. sayılarını edinme fırsatım olmuştu. Bunlar Atlılar Dergisinin son iki sayısıydı. Biraz geç kalmıştım sanırım. Haliyle iyi adamlar iyi atlara binip çoktan gitmişlerdi. Derginin bu son iki sayısında en çok dikkatimi çeken isimler ise Eser Gürson ve Hüseyin Cöntürk olmuştu. İkisinin de iyi bir eleştirmen olduğu edebiyat mahfilleri tarafından kabul görmüştür.
Atlıların belirli amaçlarının olduğu bu sayılarda belli-belirsiz görülüyordu. Aslında kendisini net olarak ortaya koyabilen bir dergi olduğunu düşünmüyorum o zamanlar ki Atlıların. Ama görünürde olmasa da görünürde olmayan ve gizli de olmayan bazı amaçlar açıktı, bunlar;
a-) Neo-epik şiiri olgunlaştırmak yada ontolojik olarak gerçekleştirmek yada Hakan Arslanbenzerin deyimiyle M. Akifte buluşmak.
b-) Modern Türk eleştirisinin varlığını araştırmak, bulgulamak, gerekliliklerini ortaya koymak, gereklerini belirlemek ve sorgulamak.
c-) Nesire, roman ve hikaye tekniklerinde müdahalede bulunmak.
d-) Türk düşüncesini yerleştirmek ve bunu savunmak.
Bugünün Atlılarına baktığımız zaman o zaman ki bir çok ismi göremiyoruz. Osman Özbahçe, Ali K. Metin. (Kökler Dergisini çıkarmaya başlamışlardı ancak 8 aydır çıkmayan bir üçüncü sayı oldu.) Atlılar şimdi tamamen genç Atlılara yönelmiş durumda. Yani Hakan Arslanbenzer hazır okuyucusu olan bir dergi çıkarmıyor. Bir bakıma göle yoğurt çalıyor. Okuyucu profilinin kendi kendine oluşması gerektiği düşüncesinde. Yeni olmayı hedefleyen bir dergi. Derginin 11. sayısını elime aldığımda bugün (yazı açısından değerlendirme yapmam gerekirse) Ben öyle kendisi olamamış yazarlarla yola çıkmam, Okuyucu gelecek diye bekleyemem diyenlerin haksız çıkacaklarını şimdiden görür gibiyim. Yolda olmak, rüzgarı duymak ve geleceği göğüslemek, gelecekleri karşılamak gerek diye düşünüyorum. Bu bir bakıma Hakan Arslanbenzerin dediği şeye çıkacak yani FAYRAPa. Fayrap olacak! Fire up olacak! Bu yargıya nereden mi ulaştım? Ali Akyurtun Atlılar 11de ki Şehir Ahalisinden Birinin Fotoğrafları: Mustafa Kutlunun Hikaye Hikayesi adlı değerlendirme-eleştiri yazısından ve Fazıl Başın Eve Dönmek İçin Bir Gerekçe Yok: İsmet Özelin IIs Sont Eux şiiri üzerine yazdığı yazıdan.
Yazımın başında bütün yolların Fayrapa çıkacağını düşünüyordum ama tek bir yol Atlılara çıktı demiştim. Evet, Ali K. Metin ve Osman Özbahçe ile Köklere giden yol, Alişan, Cafere ve Ali Bayrama ulaşmıştır. Ömer Erdem ve Cevdet Karal ile Kaşgar vasıtasıyla gideceğiniz yol ve Ali Haydar Haksalın Yedi İklimi ile gideceğiniz yol ve hedef bellidir. Bu yollar bilinen meşru yollardır. Herkes bu yolu tercih eder. Çünkü mantık çerçevesindedir. Bunlara istisna olarak Kırkları ele alabiliriz belki. Bir de Hakan Arslanbenzerin Atlılar ile yapmak istediğini, yaptığını ve yapacağını. Yani Hakan Arslanbenzerden, Melek Açıkgöze, Esma Toksoya, Fazıl Başa, Ali Akyurtlara giden bir yol. Bilinmedik ve tercih edilmeyen bir yol. Ama bilinçli olarak da tercih edilen bir yol.
Burada demek istediğim şudur; birinci yol Diriliş-Mavera-Edebiyat Dergisi yoludur. Yedi İklim, Yönelişler, Kayıtlar, Hece, Kaşgar, Kökler diye gider. İkinci yol ise biraz daha farklıdır. Evrim, Dönem, Halkın Dostları, Edebiyat Dostları, Atlılar şeklinde gider. Atlıların pozisyonu biraz daha farklıdır. Çünkü ne at aynı attır ne jokey aynı jokey. Hakan Arslanbenzerin 11. sayıda kapaktan girdiği Türkiyede kültürel iktidar solda mı? adlı yazıda bunu açık ve net olarak belli etmiştir. Yani kültüre müdahale ve eleştiri getireceğini bir şekilde okuyucuya bildirmektedir. Yani önceki Atlılarda yapmadığı, yapamadığı şey.
Biraz önce belirttiğimiz gibi dergi Hakan Arslanbenzerin Türkiyede kültürel iktidar solda mı? başlıklı yazısı ile yeni sayıya merhaba diyor. Ardından yine Hakan Arslanbenzerin Nuriye Hatipoğlu Monologları I-II yer alıyor. Eren Safi, Kamaşır, Seni Seviyorum Şiiri, MME. KATIA ve Nerdesin Şiiri ile bu sayıda yerini alıyor. Enis Akın-Osman Konuk-Eren Safi-Hakan Arslanbenzer yazışmaları ise Eren Safinin şiirlerinin hemen ardından yerini alıyor. Emir Bereketin Birileri Amerikayı Havaya Uçurdu adlı tercüme şiiri, Ali Akyurtun İstanbulda Boğaziçinde Devrimde şiiri, Esma Toksoyun Islanırken Uykuda şiiri derginin ortasına kadar karşılaştıklarımız. Burada Esma Toksoyun şiirinin finaline dikkati çekmek istiyorum.
Laf uzayınca anlatır işte o büyük aşkı
Aşk da uzamış bir lafın şiiridir.
Raymond Carverin Şişko adlı çeviri-hikayesi, Caner Akuzunun Lady Hamlet hikayesi, Ali Akyurtun Şehir Ahalisinden Birinin Fotoğrafları: Mustafa Kutlunun Hikaye Hikayesi adlı değerlendirme-eleştiri yazısı, Fazıl Başın Eve Dönmek İçin Bir Gerekçe Yok: İsmet Özelin IIs Sont Eux şiiri üzerine yazdığı yazı. Ardından Murat Güzelin Kırkların altıncı sayısında çıkan, Ali Emrenin yazmış olduğu Upuzun Şiirler başlıklı yazısını eleştiren Upuzun Şiirler için sıcak ve sevimli bir açıklama adlı eleştirel yazısı. Murat Güzel burada, Ali Emrenin Upuzun Şiirler başlıklı değinisinde içerdiği muğlak tespit ve yargılar bakımından bir çok tashih, tavzih ve tasrihe muhtaç olduğunu belirtiyor. Ayrıca dergi Hakan Arslanbenzerin 1971 Sözlüğü adlı anı yazısı bitiyor. Arka kapakta ise Enis Akının İşte Geldik VIII (Avrupa Birliğine Üç Kere Hayır) adlı şiiri var.
Söze bütün yollar Fayrapa çıkacaktı ama tek bir yol Atlılara çıktı demiştim. Evet isim önemli değil ama bir tek yolun Atlılara çıktığı aşikar...
Derginin Künyesi:
Atlılar
Ben ey derim ve severim ey demeyi bilenleri
2 aylık edebiyat dergisi
Sayı: 11 Mayıs-Haziran 2004-05-17
Fiyatı: 2.500.000 TL
Yönetmen: Hakan Arslanbenzer
Son yorumlar
5 sa. 23 dk. önce
5 sa. 49 dk. önce
10 sa. 27 dk. önce
13 sa. 6 dk. önce
23 sa. 3 dk. önce
1 gün 23 dk. önce
1 gün 2 sa. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce