renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Atlılar Re-loaded: Neo-Atlılar

Atlılar sonrasındaki bütün yolların Fayrap’a çıkacağını düşünüyordum. Oysa bütün yollar Fayrap’a değil tek bir yol Atlılar’a çıktı. 2001 yılının sonlarına doğruydu, başıma nelerin geldiğini anlamaya çalıştığım sıralar, Atlılar’ın 8. ve 9. sayılarını edinme fırsatım olmuştu. Bunlar Atlılar Dergisi’nin son iki sayısıydı. Biraz geç kalmıştım sanırım. Haliyle “iyi adamlar iyi atlara binip çoktan gitmişlerdi.” Derginin bu son iki sayısında en çok dikkatimi çeken isimler ise Eser Gürson ve Hüseyin Cöntürk olmuştu. İkisinin de iyi bir eleştirmen olduğu edebiyat mahfilleri tarafından kabul görmüştür.

Atlılar’ın belirli amaçlarının olduğu bu sayılarda belli-belirsiz görülüyordu. Aslında kendisini net olarak ortaya koyabilen bir dergi olduğunu düşünmüyorum o zamanlar ki Atlılar’ın. Ama görünürde olmasa da görünürde olmayan ve gizli de olmayan bazı amaçlar açıktı, bunlar;

a-) Neo-epik şiiri olgunlaştırmak yada ontolojik olarak gerçekleştirmek yada Hakan Arslanbenzer’in deyimiyle M. Akif’te buluşmak.

b-) Modern Türk eleştirisinin varlığını araştırmak, bulgulamak, gerekliliklerini ortaya koymak, gereklerini belirlemek ve sorgulamak.

c-) Nesire, roman ve hikaye tekniklerinde müdahalede bulunmak.

d-) Türk düşüncesini yerleştirmek ve bunu savunmak.

Bugünün Atlılar’ına baktığımız zaman o zaman ki bir çok ismi göremiyoruz. Osman Özbahçe, Ali K. Metin. (Kökler Dergisi’ni çıkarmaya başlamışlardı ancak 8 aydır çıkmayan bir üçüncü sayı oldu.) Atlılar şimdi tamamen genç Atlılar’a yönelmiş durumda. Yani Hakan Arslanbenzer hazır okuyucusu olan bir dergi çıkarmıyor. Bir bakıma göle yoğurt çalıyor. Okuyucu profilinin kendi kendine oluşması gerektiği düşüncesinde. Yeni olmayı hedefleyen bir dergi. Derginin 11. sayısını elime aldığımda bugün (yazı açısından değerlendirme yapmam gerekirse) “Ben öyle kendisi olamamış yazarlarla yola çıkmam”, “Okuyucu gelecek diye bekleyemem” diyenlerin haksız çıkacaklarını şimdiden görür gibiyim. Yolda olmak, rüzgarı duymak ve geleceği göğüslemek, gelecekleri karşılamak gerek diye düşünüyorum. Bu bir bakıma Hakan Arslanbenzer’in dediği şeye çıkacak yani FAYRAP’a. Fayrap olacak! Fire up olacak! Bu yargıya nereden mi ulaştım? Ali Akyurt’un Atlılar 11’de ki “Şehir Ahalisi”nden Birinin Fotoğrafları: Mustafa Kutlu’nun “Hikaye” Hikayesi adlı değerlendirme-eleştiri yazısından ve Fazıl Baş’ın “Eve Dönmek İçin Bir Gerekçe Yok: İsmet Özel’in “IIs Sont Eux” şiiri üzerine yazdığı yazıdan.

Yazımın başında bütün yolların Fayrap’a çıkacağını düşünüyordum ama tek bir yol Atlılar’a çıktı demiştim. Evet, Ali K. Metin ve Osman Özbahçe ile Kökler’e giden yol, Alişan, Cafer’e ve Ali Bayram’a ulaşmıştır. Ömer Erdem ve Cevdet Karal ile Kaşgar vasıtasıyla gideceğiniz yol ve Ali Haydar Haksal’ın Yedi İklim’i ile gideceğiniz yol ve hedef bellidir. Bu yollar bilinen meşru yollardır. Herkes bu yolu tercih eder. Çünkü mantık çerçevesindedir. Bunlara istisna olarak Kırklar’ı ele alabiliriz belki. Bir de Hakan Arslanbenzer’in Atlılar ile yapmak istediğini, yaptığını ve yapacağını. Yani Hakan Arslanbenzer’den, Melek Açıkgöz’e, Esma Toksoy’a, Fazıl Baş’a, Ali Akyurt’lara giden bir yol. Bilinmedik ve tercih edilmeyen bir yol. Ama bilinçli olarak da tercih edilen bir yol.

Burada demek istediğim şudur; birinci yol Diriliş-Mavera-Edebiyat Dergisi yoludur. Yedi İklim, Yönelişler, Kayıtlar, Hece, Kaşgar, Kökler diye gider. İkinci yol ise biraz daha farklıdır. Evrim, Dönem, Halkın Dostları, Edebiyat Dostları, Atlılar şeklinde gider. Atlılar’ın pozisyonu biraz daha farklıdır. Çünkü ne at aynı attır ne jokey aynı jokey. Hakan Arslanbenzer’in 11. sayıda kapaktan girdiği “Türkiye’de kültürel iktidar solda mı?” adlı yazıda bunu açık ve net olarak belli etmiştir. Yani kültüre müdahale ve eleştiri getireceğini bir şekilde okuyucuya bildirmektedir. Yani önceki Atlılar’da yapmadığı, yapamadığı şey.

Biraz önce belirttiğimiz gibi dergi Hakan Arslanbenzer’in “Türkiye’de kültürel iktidar solda mı?” başlıklı yazısı ile yeni sayıya merhaba diyor. Ardından yine Hakan Arslanbenzer’in Nuriye Hatipoğlu Monologları I-II yer alıyor. Eren Safi, “Kamaşır”, “Seni Seviyorum Şiiri”, “MME. KATIA” ve “Nerdesin Şiiri” ile bu sayıda yerini alıyor. Enis Akın-Osman Konuk-Eren Safi-Hakan Arslanbenzer yazışmaları ise Eren Safi’nin şiirlerinin hemen ardından yerini alıyor. Emir Bereket’in “Birileri Amerika’yı Havaya Uçurdu” adlı tercüme şiiri, Ali Akyurt’un “İstanbul’da Boğaziçi’nde Devrimde” şiiri, Esma Toksoy’un “Islanırken Uykuda” şiiri derginin ortasına kadar karşılaştıklarımız. Burada Esma Toksoy’un şiirinin finaline dikkati çekmek istiyorum.

“Laf uzayınca anlatır işte o büyük aşkı
Aşk da uzamış bir lafın şiiridir.”

Raymond Carver’in “Şişko” adlı çeviri-hikayesi, Caner Akuzun’un “Lady Hamlet” hikayesi, Ali Akyurt’un “Şehir Ahalisi”nden Birinin Fotoğrafları: Mustafa Kutlu’nun “Hikaye” Hikayesi adlı değerlendirme-eleştiri yazısı, Fazıl Baş’ın “Eve Dönmek İçin Bir Gerekçe Yok: İsmet Özel’in “IIs Sont Eux” şiiri üzerine yazdığı yazı. Ardından Murat Güzel’in Kırklar’ın altıncı sayısında çıkan, Ali Emre’nin yazmış olduğu “Upuzun Şiirler” başlıklı yazısını eleştiren “Upuzun Şiirler için sıcak ve sevimli bir açıklama” adlı eleştirel yazısı. Murat Güzel burada, Ali Emre’nin “Upuzun Şiirler” başlıklı değinisinde içerdiği muğlak tespit ve yargılar bakımından bir çok tashih, tavzih ve tasrihe muhtaç olduğunu belirtiyor. Ayrıca dergi Hakan Arslanbenzer’in “1971 Sözlüğü” adlı anı yazısı bitiyor. Arka kapakta ise Enis Akın’ın “İşte Geldik VIII” (Avrupa Birliğine Üç Kere Hayır) adlı şiiri var.

Söze bütün yollar Fayrap’a çıkacaktı ama tek bir yol Atlılar’a çıktı demiştim. Evet isim önemli değil ama bir tek yolun Atlılar’a çıktığı aşikar...

Derginin Künyesi:
Atlılar
Ben ey derim ve severim ey demeyi bilenleri
2 aylık edebiyat dergisi
Sayı: 11 Mayıs-Haziran 2004-05-17
Fiyatı: 2.500.000 TL
Yönetmen: Hakan Arslanbenzer