Televizyonlarda, kapkaççıların halk tarafından nasıl linç edildiğini hepimiz biliyoruz. Elini yüzünü kapamış gence, hayatta yumruk atmamış insanların bile tekme salladığını, küfrettiğini ve avazı çıktığı kadar bağırarak nasihatler ettiğini aşağı yukarı her gün tanık oluyoruz. Tek başına kaldıkları zaman gölgesinden korkan bu insanların, topluluk halindeki iken canavarlaşması, kin ve nefret kusması ve buna engel olmaya çalışan polisleri bile hiç sayarak yok edici bir aygıta dönüşmesi, toplumsal duyarlılığımızın sınırlarını bize göstermesi açısından önemli buluyorum.
Görüntüleri izlerken insanlarımızın ne kadar ahlaklı ve dürüst olduğunu ve bir kapkaççının karşısında ne kadarda fazla olduğumuzu bilmek beni mutlu ediyor. Yumruk sallayanların,gencin karnına, kafasına elindeki bir şeylerle vuranların, ne kadar da cennetlik olduğunu ve dünyada yanlış yapmaz insanlar olduklarını kanıksamak, beni yarınlara karşı umutlandırıyor. İzlediğimiz görüntüler toplum üzerindeki yargılarımı da bir anda değiştiriyor ve bilmediğim bir çok şeyi bana yeniden öğretiyor.
Mesela, kapkaççıya polis arabasında bile tokat atan bu insanların esnaf iseler, ufak ticaret hanelerinde, kendilerine müşteri olan insanlara her alış verişlerinde faturalarını kestiklerini ve hiç vergi kaçırmadıklarını, kendilerinden mal alan yapancı insanlara beş on kat fazla fiyatla bir şey satmadıklarını ve bunu iddia edenlerin de karalayıcı kötü düşünceli kişiler olduklarına inanıyorum.
Kapkaççıya yumruk atanlar içinde ev sahibi olanların olduğunu ve evlerini kiraya verenlerin de olabileceğini düşünüyorum. Bir memur kapısına gelip evini kiralamak istediğinde ‘sen bu evi tutamazsın sana uygun değil bu ev’ diyerek fahiş fiyat istemeyeceğini ve yine kendilerine kiracı olmak için gelen insanlara, çocuklarını fazla bularak kapıdan geri göndermeyecek kadar ahlaklı ve ülkesinin insanlarına duyarlı olduğunu zannediyorum..
Bu kapkaççıları tekme tokat dövenler arasında büyük iş sahiplerini ve yanlarında işçi çalıştıran patronlarında olma ihtimalini düşünüp, çalıştırdığı işçilerle milyarları kazanırken, asgari ücrete onları mahkum etmelerini ve sigortalarını zamanında yatırmadıklarını, kaçak işçi çalıştırdıklarını hiç aklıma getirmiyorum artık.
Yine bu dövüşçü vatandaşlarımızın kimsenin malında gözü olmadığını, sadece emekleri ile yaşamlarını kazandıklarını, çantalarındaki dolarların tamamen gece gündüz çalışarak alın teri ile kazandıklarını biliyorum. Çünkü o kadar şiddetli yumruk ve tekme sallayan insanın ahlaki bir kusurunun olabileceğini düşünmek herkes gibi benimde aklıma gelmiyor.
Bu ahlaklı beylere inandığım kadar şu soruları da sormak istiyorum. Bu kadar dürüst insan varsa memlekette, neden bu kadar genç sokaklarda işsiz dolaşıyor. Neden sokaklarda insanlar çocukları ile çöpleri karıştırıyorlar gece vakitleri. Neden çocuklar kırmızı ışıklarda lüks arabaların önüne atlayıp ellerindekini satmaya çalışıyorlar. Parasızlıktan çocuklarını okula gönderemeyen aileler neden bu kadar fazla. Zor kazanılan üniversitelerden mezun gençler neden işsizlik çekiyorlar.
Az bir ücrete, akşama kadar kazma kürek sallayan bir insan ile borsa da milyarlar kazanan insanın aynı şehirde soluması ve bunların yanında, işsiz güçsüz insanların gazete ilanları ile kapı kapı iş ararken ve burunlarının dibinde ki televizyonlardan medya sürtüklerinin skandal haberlerinin günlerce memleketin önemli meselesi imiş gibi haber olarak verilmesi ayıbını, sizin cezalandırıcı tekmeleriniz çözemez mi. Aynı tepkiyi neden bu tür insanlık ayıplarına da gösteremiyorsunuz. Televizyon ekranlarının karşısında sizin kavganıza destek veren semiz beylerimiz ve hanımlarımız varken, yanınız da olmayı da çok isterlerken, neden memleketin görünür sorunlarına da el atmıyorsunuz. Nasılsa kanunların varlığı ve hukukun kendisi sizin cezalandırmanızın yanında önemsiz, aynı yürekliliği ve delikanlılığı yolsuzluklar içinde gösterebilseniz ya. Kameraların içine baka baka gerçekleştirdiğiniz linç Show’unuzu kendi sahtekarlıklarınız içinde düşünebilir misiniz mesela.
Kafasına inen yumruklarla, ayıplarını cezalandırdığımız çocuk yaşındaki gençlerin sahipsizliği, biraz da olsa siz dövücülerin suçu değil mi. Topluma kazandırılması sağlanamamış, yeterince kurumsal eğitim verilememiş, hayata tutunacak bilgi ve beceriden yoksun bu insanların ortalıkta çoğalması ve haber bültenlerine sığmayacak kadar gün geçtikçe artması, insan olarak sizlerin özentili hayatlarınızın kabahati değil mi?
Her şeyin para ile anlam bulduğu bu zaman da; parasızlığın adım bile attırmadığı bizlere düşen görev, yok etmek mi olmalıdır?
Son yorumlar
1 sa. 50 dk. önce
1 sa. 56 dk. önce
3 sa. 5 dk. önce
3 sa. 7 dk. önce
4 sa. 34 dk. önce
6 sa. 43 dk. önce
19 sa. 30 dk. önce
21 sa. 2 dk. önce
21 sa. 46 dk. önce
23 sa. 4 dk. önce