Türkiye’de medyada işe başlayan herkes, mektepli-alaylı ayrımıyla karşılaşarak sarsılırlar.. Hangi televizyona, gazeteye ya da radyoya gidilse, hem alaylılarla, hem de mekteplilerle karşılaşılır. Medyadaki bu ayırım gerçekte nedir? Kısaca ifade etmek gerekirse, medyadaki alaylı mektepli farklılığını çatışmaya dönüştüren kartel insan kaynakları stratejisi, genç yetenekleri sömürüsünün üstünü örtüyor..
İşsiz iletişimciler
Meseleye doğru yaklaşmak için ta baştan şu tespiti yapmakta fayda var: İletişim fakülteleri seksenli yıllarda rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal öncülüğünde kurulmaya başlanmıştı.
Mektepli diye ifade ettiğimiz iletişim fakülteleri mezunlarını son yirmi yıldır medyada görünür oldular. Mektepli iletişimciler iş bulmakta zorlandılar. Her yıl işsiz ordusuna çok sayıda "iletişimci" katıldı.
Medyada mektepli-alaylı ayırımının güncelliğini korumasında, bu işsiz "iletişimci" ordusunun varlığı önemli rol oynadı.
İletişimcilere eleştiri
Elbette iletişimcilerin bir kısmı da medyada kendine yer bulmayı başardı. Ne var ki işin mutfağında çalışan iletişimciye yönelik ‘iletişim fakültesi mezunlarının her açıdan yetersiz olduğu’ eleştirisi yapılmaya başlandı.
Burada dikkatinizi çekmek isterim: Kartel medyası, personeli arasında mektepli-alaylı ayrımının yanı sıra ‘iletişim fakültesi mezunları yetersiz’ eleştirisiyle ikinci bir atak yapıyor.
Televizyonların ve gazetelerin koridorlarında, iletişim fakültesi mezunlarının ‘haber yazmak konusunda bile büyük sıkıntı çektiği..’ tespiti sıkça yapılıyor. (Ancak konumuz bu tespitin doğruluğu veya yanlışlığı değil.)
İletişim fakülteleri mezunlarının durumuyla ilgili bu eleştirilerin giderek daha sık dile getirilmesi, açık söylemek gerekirse, basın tekellerinin suçlarını gizlemek dışında bir anlam taşımıyor.
Bu eleştirilerin, liberal bir kamu düşmanlığı ve özel sektör övgücülüğünün altını doldurmak için son derece işlevsel olduğu söylenebilir.
İletişim fakülteleri kartelin çiftliği mi?
Kartel medyasındaki bu ayırımcılık ve eleştiriler neyi örtüyor? Bunlarla öncelikle iletişim fakültelerinin uzun süredir ve giderek artan bir şekilde Aydın Doğan Vakfı'nın çiftliği haline geldiği gerçeği gizlenmektedir.
Kimse gazete patronlarının fakültelere harici ve uzak olduğunu iddia etmesin, eğer bir suç varsa, ortak oldukları kesindir.
Suçun büyüğü ise, iletişim fakültesi öğrencilerinin, hem de üniversiteye girer girmez, birinci sınıftan itibaren gazetelere ucuz emek gücü hizmeti vermesidir.
Kibirli sermaye gazetelerimizin hararetle savunduğu paralı eğitim ve eğitimde özelleştirme nedeniyle ve Abbas Güçlü'nün vaktiyle dile getirdiği "çalışın o zaman" öğüdüne mecburen uymak durumunda kalan yüz binlerce öğrenci gibi, iletişim fakültesi öğrencileri de geçimlerini sağlamak için çalışmak zorunda kalıyor.
Büyük oranda kendi meslekleriyle ilgili çalışmak için gazetelere yönelen öğrencilerin, özellikle de üçüncü sınıftan itibaren derslere katılmadığı, hatta okula hiç gitmediğini herkes biliyor. Kısacası kartelin beleş, en insaflı ifadeyle ucuza emek kapatması yüzünden iletişim fakültelerindeki yetenekler eğitimlerini ve gelişimlerini tamamlayamıyor.
Dolayısıyla eğitim süresinin en az yarısı zaten fiilen gazetelerde staj adı altında çalışılarak geçirilirken, bilmiş gazetecilerin kalkıp devlet üniversitelerindeki fakültelere burun kıvırmasını anlayışla karşılamak mümkün değil.
Her üniversitede Aydın Doğan Vakfı'yla yakın bağları olar kulüplerin öğrencilerin mesleğe adım atmasında önemli rol üstlendiği, vakfın her yıl düzenlediği bol ödüllü "genç iletişimciler" yarışmasıyla, sermayenin kendi gazetecilik anlayışının fakültelerde egemen kılınmaya çalışıldığı gerçekleri açık ki görmezden geliniyor.
Gazetelerin mutfağında eleştiri ve suçlu arama niyeti varsa, gözleri öncelikle patronlara çevirmekte yarar var.
Medyadaki sömürüyü görmezlikten gelerek televizyon ve gazete yöneticiliği yapanlar, ne yazık ki önce insana ve emeğe yabancılaştıklarından halka da yabancılaşmış oluyorlar..
Medya bu gün büyük bir yalan makinası ve zulüm aleti haline gelmişse bunun sebebi temelindeki insana yabancılık ve sömürüdür..
Son yorumlar
1 gün 3 sa. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 11 sa. önce
2 gün 17 sa. önce
3 gün 1 sa. önce
3 gün 12 sa. önce
3 gün 19 sa. önce
3 gün 20 sa. önce