Kar yağışının hız kesmediği Aralık ayının 22. günü, dört gazeteci (Bişar Ulutaş, Ahmet İzgi, Murat Çakır, Aytaç Aykaç) Ankara’ya, oradan da Kocaeli’ye gitmek için Van’ın buzlu caddelerinde kayan aracı itiyorduk. Bölge Gazetesi sahibi Cafer Karakoç’a ait araca, yokuşu geçtikten sonra binebilmiştik. Bizi (aslında oğlunu) uğurlamaya gelen Aytaç arkadaşımızın babası Aziz Aykaç, ‘Sizin aracınız bile bu karda gidemiyor, uçak nasıl gitsin?’ sözleriyle uçak seferlerinin iptal edilebileceğini imâ ediyordu.
Ekibimizdeki beşinci isim olan Osman Nuri Yıldız, işini bitirdikten sonra hava alanına gelecekti. Yolculuğumuzun sebebi, Kimlik Mağazaları Sahibi Vanlı işadamı Burhan Kayatürk’ün Kocaeli’ye açacağı 16. mağazanın açılışına iştirak etmekti.
Kar yağışları ve sisler arasında Van havaalanına vardığımızda; yolcuların sırtını bize, yüzünü sisler arasında zorlukla görülen pistlere çevirdiğini gördük. Uçağın inişinin gecikeceğini anladığımızdandır, yukarıdaki kafede bir şeyler içmeye karar verdik. Bu arada Divan Hayat Hastanesi personellerinden Muhlis Aslan, bizleri uğurlamak için gelmişti. Hava alanına gecikmeli gelen Osman Nuri Yıldız ise Ak Parti Van Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Utku’yu bizlerle tanıştırmıştı. TRT Van Bölge sorumlusu Ahmet Saatçıoğlu ekibimize katılan bir diğer isim oldu. Çayları yudumlarken, Saatçıoğlu’nun Ankara’ya şeflik sınavları için gideceğini öğreniyorduk. ‘Uçak seferleri ertelenir’ sözlerini birkaç kez tekrarlayan Saatçıoğlu, seferin iptal edileceğini belirtip otobüs terminaline gitmek için kalktı.
Yaklaşık yarım saat sonra sohbetlerimizi ve neşemizi bir anons bölmüştü: “Ankara-Van seferini yapmakta olan THY uçağı Van’daki olumsuz hava koşulları nedeniyle Diyarbakır’a zorunlu iniş yaptı. Hava şartları düzelmediği için Van-Ankara seferi iptal edilmiştir” Ardından diğer seferlerin iptali…
Bir eksikle (Ahmet İzgi gelemeyeceğini söylemişti) otobüsle gitmeye karar verdik. Best-Van firma sahibi Arslan Bayram’ı arayıp otobüs bileti ayırmış ve otobüsle Ankara’nın yolunu tutmuştuk. Aynı otobüste Ahmet Saatçıoğlu da vardı: ‘ben size demedim mi uçak kalkmaz, beni dinleseydiniz’ sözleriyle bizi fırçalıyordu. Uçakla gitmeyi hayal eden bizler, otobüsün en arkasında, yol boyunca susmayan geveze-tatlı bir kız çocuğuyla(4-5 yaşlarında) yan yana yolculuğumuzu tamamlamıştık.
Ankara otogarının ikinci katının girişinde bir süre bekledikten sonra, Vanlı işadamı Burhan Kayatürk’ün şoförü ve akrabası Sultan Taş bizi karşıladı. Kocaeli’deki açılışa yetişmemiz için 3 saatlik bir zaman dilimi vardı; ama yol 4 saatten fazla bir vakit alıyordu. Sultan arkadaşın hızlı araç kullanma becerisi, bizim 3 saatte Kocaeli’de olmamızı sağladı. Gerçekten de oldukça görkemli bir bina (NCİTY Alışveriş Merkezi) ile karşılaşmıştık. Girişte, mütevazı olduğunu gördüğümüz Vanlı İşadamı Burhan Kayatürk ile tanışma imkanı bulduk.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Kocaeli Valisi Gökhan Sözer, Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli milletvekilleri, sivil toplum örgütleri ve binlerce vatandaşın katıldığı açılış töreni, havai fişek gösterileri ve Soner Arıca’nın konseriyle güzel bir atmosfere bürünmüştü. 50 önemli marka, 8 restoran, cafe, eğlence mekanları ve 6 adet sinemanın bulunduğu NCİTY Mağazası, körfezin kıyısında tüm haşmetiyle gözleri büyülüyordu. Böyle bir mağazanın sahibinin Vanlı olması ve yaptığımız sohbetlerde Van’a da benzer mağazayı açacağı müjdesini vermesi, bizi kalben sevindiriyordu.
Bu arada Aytaç’ın babası Aziz Aykaç oğlunun durumunu sormak için, bir beni arıyordu, bir de Osman’ı… Tabi oğlunu da aramazlık etmiyordu. Mağazanın restoran bölümünde bir şeyler atıştırdıktan sonra, herhangi bir sinemada film izlemeye karar verdik. Zaman kısıtlığı olduğu için bir film izleyebilirdik. 6 nolu sinemada başrollerini Erdal Beşikçioğlu, Melisa Sözen ve Metin Akpınar’ın paylaştığı “Eve Giden Yol 1914” adlı filmi izledik.
Filmin ardından Burhan Kayatürk ile kısa bir sohbetten sonra tekrar Sultan Taş’ın kullandığı araçla Ankara’ya dönüş yaptık. Sultan’ın askerlik anılarını dinleyerek Ankara’ya varmış, Urfalı Kebapçı Lokantası’nda yediğimiz yemekten sonra Gap Royal Oteli’ne yerleşmiştik. 24-25 saatlik yorgunluğu bir duş ve 7 saatlik uyku ile yenmiştik. Kahvaltı sonrası lobide gazete okuma faslı başlamıştı. Bugün Gazetesi’nde yazılarını fırsat buldukça okumaya çalıştığım Tarık Tufan’ın ‘Ah, bizim küçük kızlarımız ne çok ölüyor!’ yazısının kalitesi, benim kendisine teşekkür e-postası atmamı gerek kılmıştı.
Murat Çakır bazı gazetelere göz atıp daha sonra oturmayı tercih ederken, Osman Nuri Yıldız bulduğu tüm gazeteleri (her zamanki gibi) harfi harfine okudu. Bu arada Aytaç arkadaşımız dışarıda soğuğa aldırmadan telefonda biri-leri-yle uzun uzadıya konuşuyordu. (Babası ise bizi arıyordu: Oğlum size emanet, ona iyi bakın)
Burhan Kayatürk’ün gelmesi ile, Çubuk’ta Vanlı işadamı Murat Hanalp’a ait Maximoda Giyim mağazası’nın açılışına katıldık. Burada açılışa icabet eden Sarayköy Belediye Başkanı Hasan Coşkun, Çubuk Belediye Başkanı Adem Tuğluca, İl Genel Meclisi Üyesi Şahap Topçu ve Cemalettin Aydos’un yanı sıra birçok Vanlı ile tanışma fırsatı bulduk.
Ardından ziyaret ettiğimiz Marvan Giyim Mağazaları sahibi Vanlı girişimci Orhan Akbalık ve kardeşi Ayhan Akbalık bizlere azmin öyküsünü anlatıyorlardı. Ankara’da birçok giyim mağazasının Vanlılara ait olmasının altında, birliktelik, kaynaşma ve azmin yattığını anlatan kardeşler, Kimlik Mağazalarını kendileri açısından karanlıktaki bir meşaleye benzettiler. Ankara’da Vanlılara ait olan diğer mağazaları da onlardan öğreniyorduk: Zirve, Damga, Tuşba, Remsa, Onay, Yaka, Çetina, Çığlık. Sohbetimizin koyulaştığı bu demlerde Burhan Kayatürk ve kardeşi İhsan Kayatürk’ün başarı hikayesi burada vücuda geliyordu.
Ankara’da Rus Pazarı diye bilinen Dışkapı’da, bir seyyar tezgâhta başlayan ticaret hayatı, ev ve araba almanın aksine, başka tezgâhlar alıp işi büyütme düşüncesiyle, hayallerin fiillere dönüşmesine yol açmış. Aslında 6 erkek kardeşle Kimlik’i markalaştırmış Kayatürk’ler… Tezgâhların çok iyi fiyatlar karşılığı kiralanması, büyük rağbet görmesi ve sonrasında belediyenin burayı iki katlı bir iş yerine dönüştürüp üs katını Kayatürk’lere vermesi, kırılma noktasını teşkil ediyor. Artık Kayatürk’leri kimse tutamaz… Uzatmayalım; Başkent’teki Wakko, Çarşı gibi mağazaları devralıp, buralara ünlü markalar yerleştiren, mağaza sayılarını çoğaltan Kayatürk’ler, Bursa, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Kocaeli gibi illere de açılarak tam 16 modern mağazayı bu ülkeye kazandırmış. Alışveriş ve Eğlence Mağazası açılacak sıradaki ilin Van olduğunu öğrenmek, sevincimizi katmerleştiriyor…
Sıcak sohbetimizi, Çankaya’daki Kimlik Mağazası’nda alış veriş için bulunan Şırnak Eski Belediye Başkanı A.Hamdi Yıldırım ile sürdürüyoruz. Yıldırım, Kimlik Mağazalarının her geçen gün büyümesinin bir doğulu ve Türkiyeli olarak kendisini gururlandırdığını söyleyerek, Doğu’daki işsizlikten yakınıyor. Anılarından örnekler veren Yıldırım, ‘Bir keresinde Şırnak’ta bir vatandaş makamıma ayakkabısız ve çorapsız geldi. Öğrendim ki ayakkabısı yırtık, çorapları kirliymiş. Benim en büyük hayalim Doğu’daki işsizliğin bitmesi’ yorumlarını yapıyordu.
Kızılay’da 13 katlı Kimlik Mağazası’nı yarım saatte dolaşabilmiş, akabinde Burhan Bey’in kullandığı araçla bir şeyler atıştırmak için ev yemekleri yapan ‘Mantar’ isimli lokantaya varmıştık. (Bu arada Aziz Aykaç habire arıyor: Oğluma iyi bakın, o Ankara’yı pek bilmez…)
Siyaset Akademisi Başkanı ve Türkiye-Pakistan Dostluk Derneği Başkanı da olan Burhan Kayatürk ile sohbetimiz, onu daha çok tanımamıza vesile oluyor. Altı yaşındayken Van İskele YİBO’da zor şartlar altında eğitime başlamış. Lise eğitimini ise 1988 yılında Ankara Atatürk Lisesi’nde (pansiyon) tamamlamış. Yurt dışı için burs kazanıp Pakistan’ın en büyük kenti Lahor’da üniversite eğitimi almış. Daha sonra işletme mastırını Amerika’da tamamlamış. Türkçe’nin yanı sıra; İngilizce, Urduca, Hintçe, Arapça, Japonca bilmekte. Sohbetimize siyaset de konu oluyor. Bir dönem önce Ak Parti Ankara İl Başkan Yardımcılığı da yapan Kayatürk, nasip olursa Milletvekili adayı olmayı, fakat halk isterse bunu düşüneceğini anlatıyor. Saatler 23.00’ü gösterdiğinde, bir sonraki gün sabah erken saatte Van’a döneceğimiz için, Kayatürk’le vedamızı gece gerçekleştirdik. Araba sürmeyi(hızlı) hobi haline getiren Sultan arkadaşımız, bizi umduğumuzdan kısa sürede otele bıraktı.
Bir hemşehrimizin(Burhan Kayatürk) sevincine ortak olmak için kullandığımız üç günlük süre sonunda, mutluluğun yeni durağı, simâmız olmuştu. Hava yolu ile dönüşümüzün kısacık zaman diliminde, Vanlı Kayatürk kardeşlerin başarısı, içimi gıdıklayan bir tını hissi uyandırıyor bende.
Aklıma, Sait Ekinci’nin kadim dostu Muhammed Öner’in hatırlattığı bir söz geliyor: “Bir kaplumbağa bile ilerlemek istiyorsa, riskleri göze alıp kafasını kabuğundan çıkarmalıdır”Bir ara, Osman Nuri Yıldız’ın beni dürtmesiyle uçaktan aşağı doğru bakıyorum. Yaşar Kemal’in ‘Hiçbir mavi, Van Gölü’nün mavisi gibi güzel olamaz’ sözlerinin gerçekliği, gölün güzelliği ile kanıtlanıyor. Ve bir anons: >‘Van Havaalanına inmek üzereyiz, lütfen koltuklarınızı dik duruma getirip, emniyet kemerlerinizi takınız’…
Son yorumlar
1 sa. 13 dk. önce
6 sa. 48 dk. önce
7 sa. 14 dk. önce
11 sa. 52 dk. önce
14 sa. 32 dk. önce
1 gün 29 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 9 sa. önce