renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İbrahim de Sensin! İsmail de Sen!

Hat

Dünya her geçen gün daha dayanılmaz, daha acılı, daha karanlık ve dolayısıyla daha yaşanılmaz bir hâl alıyor. Dört bir yanda yoğunlaşan zulümler dünyanın dönüş hızıyla yarışıyor ve geçiyor onu çoğu zaman. Son birkaç asrın yükselen dini kapitalizm, dengesizlikleri sonuna kadar zorluyor. Kapitalizm, doğuş günlerinden bu yana geçen beş yüz yıllık zaman dilimi içinde dünyaya zulüm ve acı dışında hiçbir şey sunamadı. Bu bağlamda, insana tek hedef olarak maddî zenginliği vaat eden kapitalizm karşısındaki biricik alternatif -ve aynı zamanda kapitalizmin yegane korkulu rüyası- de Aziz İslâm’dır. Bu âciz sistem bozuntusunun bireyci, benmerkezli yaşam anlayışına karşı İslâm’ın evrensel insan ve toplum yapılanması ve bu kapsamda gelen diğerkâmlık duyarlılığı gün geçtikçe önem kazanıyor. Ve yaklaşan Kurban Bayramı vesilesiyle İslam’ın temel kavramlarını bir araya getiren bir güzel eylemi, kurbanı konuşuyoruz. Ne mutlu…

Müslüman, her anlamda Allah’a bağlanan, onun dışındaki tüm yetkeleri ona giden yolun üstündeki engeller olarak gören kişidir. Hâl böyle olunca, bugünün önümüze yığdığı bir ton içi boş önem putunu bir hamlede yıkmak da ilk görev olarak omzumuzdadır. Hedef belli: Allah’a daha yakın olmak. Allah’a yaklaşmak yolunda feda edilmesi gerekenler var bir de. İslâm, işte bu yol üstünde feda edilmesi gerekenleri anımsatmak için bir yükümlülük, bir görev tanımlıyor inanan kişiye. Bu görev, kurbandır. Kurban, Allah’a yaklaşmanın, O’na tam bir teslimiyetle bağlanmanın ve şükrün en somut bir eyleme dönüşmesidir. Hz. İbrahim’in, sevgili oğlu Hz. İsmail’le girdiği sınavın tüm Müslümanlara örneklik teşkil edecek bir yanı var. Bundan dolayı, önce onları anlamalıyız.

Hz. İbrahim’in gücü, fedakârlık ve teslimiyetindedir. Değdiği halde İsmail’i kesmeyen bıçağı kesmez kılan, o koşulsuz teslimiyet, o sonsuz bağlılıktır. Hz. İbrahim’in kavuştuğu mükafata lâyık olmak istiyorsak, evvela onun sahip olduğu cesaret ve gayrete sahip olmalıyız. Hz. İbrahim’in itaatini ve Hz. İsmail’in boyun eğmişliğini anlamadan ne kurban edebiliriz ne de kurban olabiliriz. Yine onları anlamadan ne kurban, namaz, oruç ve benzeri ibadetlerimizin bir kıymet-i harbiyesi olabilir ne de diğer yapıp etmelerimiz imanî bir boyut kazanarak yaşayışımıza bir katma değer getirebilir. Anlamak mümkün olamıyorsa da, en azından yürekten hayret edebilmeliyiz onların hallerine.

Gücü, yükünün ağırlığından gelmektedir biraz da Hz. İbrahim’in. Yükü ağır olanın mükafatı da yükü ölçüsünde büyük olacaktır kuşkusuz. İhtiyacımız olan, bilmediğimize, bildiğimize, umduğumuza olduğundan da fazla iman etmektir. Bilmediğimize iman ise, karşılığı olmaksızın/beklenmeksizin varolabilen imandır. Hz. İbrahim’in dünyası oğlu İsmail’den ibarettir. O yüzden, Hz. İbrahim’in gözden çıkardığı sadece oğlu değil, sahip olduğu bütün bir dünyasıdır. Bize düşen de, bu dünyada sahiplendiğimiz, benim dediğimiz neler varsa, büyükten küçüğe doğru kurban etmektir Allah yolunda ve Allah rızası için. Elbette kendimizden, en büyük düşmanımız olan nefsimizden başlayarak yapmalıyız bunu da. Nefsini kurban etmeyen nasıl yaklaşabilir Allah’a?

Yirminci yüzyılın önemli bilgelerinden Ali Şeriati’nin Hacc adlı yapıtındaki şu diri cümleleri on yıllar ötesinden gelerek sarsıyor bizi hâlâ:

“Senin İsmail’in kim veya ne? Mevkiin mi? Şerefin mi? Mesleğin? Paran? Evin? Çiftliğin? Araban? Aşkın? Ailen? Bilgin? Sosyal sınıfın? San’atın? Elbisen? İsmin? Hayatın? Gençliğin? Güzelliğin? Hangisi?” Herkes kendi yanıtını kendi verecektir zamanı geldiğinde. Lâkin biliyoruz ki, modern insanın putları tüm zamanlarda olduğundan çok daha fazla ve çok daha büyüktür. Bunun içindir ki, bugünün insanı hem İbrahim’i hem de İsmail’idir çağın.

Her şeyin derinlerine dalmaya, özünü kavramaya çabalayan mutasavvıflara hak vermemek elde değil bu konuda da: Kurban, sahip olduğumuz her şeyi, malımızı da, canımızı da Allah yolunda feda etmek ve böylece ona daha da yakın olabilmektir. Bu vesileyle Evrâd-ı Mevlâna’dan şu güzel Gülbank’ı hep birlikte okuyalım:

“Vakt-i şerif hayrola… Hayırlar fethola… Şerler def ola… Allah Azîmu’ş-şân ism-i zâtının nûru ile kalplerimizi pür nûr ve münevver eyleye… Ve niyâzımız dergâh-ı izzetinde kabûl ve makbûl ola… Demler safâlar mezdâd ve kulûb-ı aşikân-küşâd bâd-ı dem Hazret-i Mevlâna, sırr-ı Şems-i Kerem, İmam Ali ve ât-i Muhammedi’n-in-nebiyyi’l-ümmiyyi, rahmete’n-li’l-âlemîn, Hû diyelim Hû…”

Bizi sana yaklaştıracak olan da yine senin lütfundur. Lütfunu bizden esirgeme Yarab.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

içimizdeki putlar

selamdan sonra,
diline, gönlüne sağlık...
hacc ı okumamıştım, bu güzel cümle ile tanışmış olduk...
Rabbim hayır üzere bir kurban bayramı geçirmeyi nasip eder inşallah cümlemize...

İsmail e rehber olanı anlamak ne güzel
içimizdeki putları devirmek ne güzel!

asaf halet gibi: İbrahimlere sığınmak ne güzel!
iyi bayramlar...
______________________________________
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

ANAM BABAM...

Sevgili Ali Gorkem'in yazisini okurken, Ashab-i Guzin'in (Allah Hepsinden Razi Olsun) her daim kullandigi bir ifade aklima mizrak gibi saplaniverdi:

"ANAM BABAM SANA FEDA OLSUN YA RASULALLAH."

Iste, Gokteki Yildizlar...

Allah Rizasi icin HERSEYDEN vazgectiler, herseylerini verdiler; en basta da kendi canlarini.

En degerli bildikleri bir canlari vardi, onu da Allah rizasi icin, Allah yolunda verdiler, gozlerini dahi kirpmadan.

kendimce, kendime yakışır şekilde

Tokat yemiş gibi oldum yazını okuyunca. Ve kendime güzel bir iltifatta bulunmak istiyorum sana: "Ali Görkem Userin! Sağol lan!"

Teşekkür ve Tebrik

Yorumlarıyla yazıma değer katan, samimiyetleriyle gönlümü şenlendiren dostlarım Fethi Serhat, Ali Hamza ve İsmail Kılıçarslan'a müteşekkirim.

Bu yazı benim değil sadece. Herkes kendine yakın bulduğu bir yerini sahiplenebilir. Yazı hepimizin. Kayda değer bir cümle seçebilen herkesin olabilir yazı. Bu vesileyle tüm Ümmetin yaklaşmakta olan bayramını da tebrik ederim.

AGU

vicdan...

"Nefsini kurban etmeyen nasıl yaklaşabilir Allah'a"

Sevgili Ali Görkem, yazının her satırı derinden sarstı beni ama
yukarda alıntıladığım cümlenin yeri apayrı... Necip Fazıl'dı sanırım
"nefis" kelimesinin başka hiç bir dilde olmadığını söylemişti. Müslümanın sınavı bütün zamanlarda bu kavramla. Kavgamız,
savaşımız, içimiz, dışımız, her şeyimiz bu kelime.

Nefis deyince hemen vicdan gelir aklıma benim. Yazında da bahsettiğin bu albastılar çağından sadece vicdanımızla hesaplaşarak çıkabileceğiz. Buna inancım tam.

Rabbimiz, nefsini gözünü kırpmadan uğruna kurban edebilen kullarından eylesin bizi.

Ezelî ve ebedî var edenin adıyla, kurbanın mübarek olsun...

Nefs

''Ne mutlu, onu incelte incelte sigara kağıdına çevirenlere ve içeriye nuru sızdıranlara!...

Madem ki nefs had tanımaz, doymaz, kanmaz ve razı olmaz, sen de kes onun bütün istihkaklarını!..''

Necip Fazıl Kısakürek

Vicdanımız

Sevgili Edip,

Bilirsin, ben zaten şımarık bir veledim. Buna karşın beni daha da şımartmakta bir sakınca görmeyişine ne desem bilemiyorum :)

Lâkin yazmakla ilgili bildiğim bir şey var. O da, vicdanı vurgulamayan, onunla ilişki kuramayan bir cümlenin, zamanın gürültüsüne mutevazı bir katkı yapmak dışında herhangi bir değere sahip olamayacağıdır. Bunu da kimden öğrendiğimiz bellidir: Nuri Pakdil.

Bu vesileyle Usta'mın vicdan vurgularını anlamaya çalışan şu yazıyı buraya almakta bir sakınca görmüyorum. Bu bağlamda, yazıyı sana ve Ali Hamza'ya ithaf ederim.

AGU

Yüreğin Yaptığı Sorgu'dan

Şımarık çocuğa bayram hediyesi:

"Dünyada vicdandan başka hürr-i mutlak yoktur."

"Başa beladır varlık/ erdem olmayınca yanında."

"Gel kalbini saat yap odamıza/ Saatin içine kutsal sözler yaz."

Eksik İmam

Ali Bayram,

Güzel kardeşim, bir işi de tam yap be. Adın eksik imam'a çıkacak böyle giderse. Alıntılarını yapıştırdığın yazının eksiklerini tamamlamak da bana mı düşecekti ya?... Neyse, tamamlayalım:

IV.
Karakoç’un Sessiz Müzik’te sorduğu “Bu dünyada olup bitenlerin/ Olup bitmemiş olması için/ Ne yapıyorsun” sorusuna yanıt olarak, yapılması gereken iki ana eylemi Arap Saati’nde şöyle sıralıyor Çelik Adam: “Sermaye’nin çektiği arabada olmamak, vicdanımızı nefsimize karşı silahlandırmak”.

AGU

cemaat'in bayramı kutlu olsun

bu değerli ve aydınlatıcı yazı nezdinde
cemmat'in tüm fertlerinin mübarek bayramını tebrik ediyor;
Kurban Bayramı'nın ülkemize huzur ve bereket, ortadoğu'nun zulüm altındaki tüm halklarına güç kuvvet, zalimin aklına ve vicdanına aydınlanma getirmesini diliyorum.

Ve putları yıkmak ,ne güzel eylemdir ...

“Yazı hepimizin,herkes kendine yakın bulduğu yeri sahiplenebilir” demiş Ali Görkem Userin.
“Güzel söz sadakadır” dustüruna uyaraktan sadakayı aldık,Allah kabul eylesin.

Sarfedilen tümcelerde hele de Ali Şeraiti alıntısında kendimizi görmemek –maalesef ki- mümkün mü ? İbrahim/İsmail/Teslimiyet/Adayış... bu kavramları özle tanıştırmanın vakti geldi de geçiyor bile.İdrak bereketini sunsun bizlere zatı zülcelal inşallah.

Meryem gibi,İbrahim gibi,İsmail gibi ve O’nun övgüye layık gördükleri gibi teslimiyet ,ah teslimiyet !

"Süleymaniye'nin karşısında,tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum tesbih çekiyorum.Seni seviyorum,seni seviyorum,seni seviyorum..."

Eğer

Eğer dün gece Büyük Doğu'nun 2 Ocak 1948 tarihli 74'üncü sayısındaki "1 Pırıltı 1001 Işık" başlıklı köşede rastladığım Hz. Ali (R.A.)'ın aşağıdaki sözünü daha önce görmüş olsaydım, bambaşka bir kurban yazısı yazardım büyük olasılıkla:

"Allah'ın kazasına rıza, musibetin tesirini hafifletir."

Bu cümlede, Hz. İbrahim'in de Hz. İsmail'in de halini anlamamızda işimize yarayacak çok önemli bir ipucunun saklı olduğu apaçıktır.

AGU

Yitik Cennet

Sevgili Ali Görkem,

Ali dedin de bir başka Kurban'ı hatırlattın...

''Hazreti Hüseyin'in ve beraberindekilerin hakikat uğruna kendilerini kurban olarak adaması, İslam medeniyetinin fedakarlıklar üzerine kurulu olduğunun baş örneğidir.''*

Yitik Cennet'in ''İbrahim''i yitirmememiz gereken bir bilince işaret ediyor...

''Bıçak ve Kurban'ın karşılıklı alışverişinden insanın metafizik özgürlüğü doğacaktır.''

___________________
*Yitik Cennet/Sezai Karakoç

bayramlar bayram ola

Yıllar, aylar, günler erirken yasta
Yer-gök "Bayram" dedi, ağzını açtı
Adam "Bayram" dedi, evinden kaçtı..
(Abdurrahim Karakoç)

''Evinden kaçmamış'':( Cemaat üyelerinin ve üye olmayan tüm Ümmeti Muhammed'in bayramı mübarek olsun.

KALIN SAĞLICAKLA
ESSELAM