“Son Lale” sokağının yeri bir zamanlar bağlık bahçelikmiş. O zamanlar sokağın bulunduğu yerde yeşermiş bir lale, mevsimi geçmesine rağmen uzun süre tazeliğinden bir şey kaybetmemiş. Bahçe sahibi bu son laleye o kadar önem vermiş, çevreye, konu komşuya o kadar bahsetmiş ki, o civarda oturup da lalenin ziyaretine gelmeyen kalmamış. Gelenler, lalenin başında tatlı sohbetlere dalmışlar, bahçe sahibinden çeşit çeşit ikramlar görmüşler. Uzun süre o son lale, o civarda oturanların bir araya gelme bahaneleri olmuş. Sonraları söz arasında “o son lale” çokça yer almış. Bulunduğu yer de, “O son lale vardı ya” diye tarif edilir olmuş.
Zamanla, şartlar o kadar değişmiş ve zorlamış ki, “o son lalenin” yeşerdiği bahçe arsa olarak satılmış ve üzerine evler kurulmuş. Son lalenin bulunduğu yer, evlerin arasından geçen sokağın tam ortasında kalmış. Bahçe sahipleri bahçelerini arsa olarak satarken son laleden hep bahsetmişler; oraya “Son Lale” dediklerini, nedenini yeni gelenlere anlatmışlar. Aradan yıllar geçmiş. Nesiller değişmiş. Sokağa neden “Son Lale” denildiği ne önemsenmiş, ne de bilinir olmuş. Son Lale Sokağı, onunla kesişen caddeler, sokaklar tamamıyla asfaltla kaplanmış. Kapıları sokağa aralanan, omuz omuza vermiş kocaman binaların sokakla arasına beton kaldırımlar dökülmüş; ne bahçeden ne laleden eser kalmış.
Dev binaların, bir karış kalınlığındaki duvarlarıyla ayrılmış dairelerine yerleşmiş olan sokak sakinleri, sanki ayrı şehirlerde otuyorlarmış gibi yaşamaya başlamışlar. İş telaşı, hayat mücadelesi birbirlerinden uzaklaşmalarına sebep olmuş da, yakınlaşmak için bir türlü bahaneleri olmamış. Bu hayat, alışkanlık hâline gelmiş ve hep birbirlerinden uzak yaşamayı sürdürmüşler. Kapıları karşılıklı açılan dairelerde oturanlar bile birbirlerini tanımaz, selamlaşmazlarmış. Günler, anlaşılmaz bir şekilde akıp gitmiş.
Beton yığınları arasında, zamanla tabiat ve hele çiçek özlemleri artmış olan sokak sakinleri, özellikle yeni doğan kız çocuklarına çiçek isimleri vermeye başlamışlar. Gül, Çiğdem, Menekşe… artık kız çocuklarının isimleri olarak duyulur olmuş sokakta… Son Lale sokağının hemen girişinde sağdaki ilk binanın on birinci dairesinde oturan Naciye Hanım’ın bir kız çocuğu olunca o da Lale adını koymuş. Lale aslında bir çiçek kadar narin, güzel bir kız olarak büyümüş. Huyu da kendisi gibi güzelmiş. Bebekliğindeki neşeli hali seyrek de olsa ziyarete gelen akrabalarına kendisini sordurur olmuş. Akrabalarından “Laleyi getirseniz de bir sevsek” diye talepte bulunanlar giderek çoğalmış. Naciye Hanım ve kocası da bu bahaneyle akrabalarını ziyarete gitmişler. Akrabalar, Laleyi sevmek bahanesiyle ziyarete gelmişler. Lale büyüdükçe neşeli ve sevecen hâlinin yanı sıra, dilindeki tatlılığı ile de kendisini herkese sevdirir olmuş. Ziyaretçilerini öyle tatlı bir edayla uğurlarmış ki; ondan ayrılmak, uzak kalmak herkese zor gelirmiş. Akrabalık ziyaretleri kesilmek bir yana, giderek sıklaşmış, uzak akrabalar bile katılmış ziyaret halkasına.
Lale tek başına markete gittiği bir gün sokakta da durum değişmeye başlamış. Marketten dönen Çiğdem’in varıp elinden tutmuş. “Annen izin verirse oynayalım mı?” biraz demiş. Çiğdem’in annesi Oya Hanım itiraz etmek istemiş ama kızının eli elinden sıyrılmış bile. Oya Hanım “Peki, sokağın dışına çıkmak yok!” diye izin vermiş. Verir vermez de Lale ile Çiğdem aralarında bir oyna dalmışlar. Dalmışlar ama onların hâli beşinci kattaki dairelerinin penceresinden bakınan Gül’ün dikkatini çekmiş. Gül imrenmiş, yaşıtlarının neşe içindeki hâllerine. Canı sokakta kalmış. Hele az sonra sokaktakilerin kendisine el sallamalarına dayanamamış, annesi Mehtap Hanıma ağlayarak ısrar etmeye başlamış: “Anne sokağa inebilir miyim? Bak orda arkadaşlarım var. Biraz oynamak istiyorum.” Mehtap Hanım önce “Hayır!” diye diretmiş ama Gül ısrarından vazgeçmemiş. Vazgeçmeyince de Sokağa bakan pencerelerinden başını uzatmış. Lale ve Çiğdem’in neşe dolu bakışları inadını kırmış ve kızına sokaktan uzaklaşmamak şartıyla izin vermiş. Gül de katılmış, sokaktaki neşe halkasına. Katılmış ama öyle oyna dalmışlar ki annelerinin seslenişlerini önce duymamışlar, duyduklarında da oyunlarından bir türlü kopmak istememişler. Çaresiz anneler inmişler sokağa. Her biri ellerini çocuklarına doğru uzatırken, ilk kez birbirlerine o kadar yakın olmuşlar. İlk kez göz göze gelmişler ve merhabalaşmışlar. Sonra da “Ah bu çocuklar!..” diye söze başlamışlar. Onlar laflaşırken çocukları yeniden oyna dalmış. Neden sonra anneler akşam saatinin yaklaştığını hatırlamışlar ve birbirlerini çaya davet ederek, çocuklarının ellerlinden tutup evlerine çekilmişler.
Lalenin ısrarı üzerine ilk davet annesi Naciye Hanımdan gelmiş. Anneler oturma odasında sohbete dalmışken, Çiğdem ve Gül de Lalenin odasında oyna dalmışlar. İki taraftaki neşe ve mutluluğa paha biçmenin imkânı yokmuş.
Lalenin sevecenliği, neşesi Son Lale sokağının her yanını sarmış. Yaşıtları olan bütün kızlar onun çevresinde halka olmaya başlamış. Onlar sayesinde ablalar tanışmış bir araya gelmişler, ağabeyler tanışmış bir araya gelmişler. Naciye Hanımın başlattığı çay sohbetleri giderek halkasını genişletmiş. Hanımların samimiyeti zamanla ailece görüşmelere vardırmış işi. Öyle ki, kısa bir süre sonra Son Lale sokağının sakinleri hep birbirini tanır, birbirleriyle konuşur, görüşür olmuş. Artık herhangi birinin sevinci herkesin sevinci, herhangi birinin acısı herkesin acısıymış gibi paylaşılmış.
Son Lale Sokağı; Lalesi, Çiğdemi, Gülüyle bağlık bahçelik olduğu günlerin hazzını yaşamaya başlamış.
Yorumlar
lale...
Pzt, 29/05/2006 - 00:00 — medine doganYazi ciceklerin insani yaklastiran guzel vesileler olduguna isret etmis. guzelde olmus.
Laleleri ziyaret gittik.Oradaki lalelerden kalan tohumlar buraya gelmis,oralara küserek,fakat bunun care olmadigini anlamislar. cunku günes ülkesini cok ozluyorlarmis.
lale bahcesinde lalerin kisaca hikayelerini okuduk, dinletik. osmanli doneminde gelen laleleri gorunce,digerlerini birakip yogunlugumuzu onlara verdik.konustuk, hallestik.gunes gormemenin solgunlugu vardi uzerlerinde.diger lalelerin onlara verdigimiz ilgiden kiskandiklarini fark ettik.onlarinda gonullerini aldik.onlara selam verdik,dualar okuduk....renk renk laleler tehvide sahitlik ediyorlar.