Bu aşk’ mı usta?
“Bu Aşk deli oğlan”
Öyleyse neden canım yanıyor?
İçim daralıyor, yüreğim usta, yüreğim…
İçin için kanıyor…
“Seviyorsun da ondan..”
Yok be usta..Sevmek kim, biz kim ola..Gaflet-i hal bizim ki işte..İyi adamız ya görünüşte, rahat battı..Vakitsiz çıktık yola..Neyine gerek ulan bu yaştan sonra sevmek..Kazık kadar adam olduk, aklımız oynaşta..
Ne oldu Usta..Hayrola? Bu gün pek keyiflisin..Bakıp bakıp gülüyorsun..Söyle şu garibe de, o da anlasın..Yine ne düşünüyorsun…
“Biliyorsun da ondan..”
Neyi biliyorum,
Yahu ben
Okkalı bir yumruk yemiş gibi
Yola seriliyorum..
Durduk yerde kasılıyor
Kastıkça geriliyorum,
Sen bana ne diyorsun..
Allah aşkına söyle usta
Dalga mı geçiyorsun?
Çok canını yaktım..Ağır söyledim..Ama suç onundu..O başlattı usta..Ben önce sustum..
“Sen mi sustun? ”
Usta gelme üstüme..Zaten kötüyüm..Bana bir “söz” dedi..Menzili yok ki kelamın, deldi geçti..Sonra..Sonrası işte..Sen misin deşen!
Yaramı dağla dediydim..
Dağımı yaraladı..
Ne kadar kaya varsa zirvelerimde,
Hepsini yuvarladı..
Ben de düşerken ezdim geçtim..Yani şimdi ikimizde birer enkaz..Hadi diyelim ki o yaptı..Ben neden yaptım?
“Korkuyorsun da ondan..”
………..?
Usta yapma..Bilirsin beni..Neden korkacakmışım? Nesi varmış korkacak..Bir başımız var verecek,onu da zaten geçtik..
“Başını verirsin de, sırrını kolay kolay verir misin bilmem..”
“Usta ne ilgisi var ya..”
“Düşün evlat düşün..Silah yok..Kalkan yok..Kavga yok..En önemlisi bu bir savaş değil..Orta da kan yok..Ama yüreğini esir alıyor..Nasıl? Ne ile? Neden? Eh nefis bu..Onun da sende payı var..O da vermekten korkuyor..
Hadi itiraf et..Sen korkuyorsun! “
İyice daraldım usta..Darlandım..Kafam karışık..Yüreğim karışık…Sustuğum, söylediğim karışık..
“Suya bak!
İyi gelir..
Uzun uzun bak..
Seni sakinleştirir..
Ben şu çayı koyayım..
Git hadi git!
Yeni ısınıyorsun daha..
Aşk dediğin ne sandın..
Aşk adamı pişirir..”
Pişirir! Ne bu? Kuzu çevirme mi? Oh olsun..Usta da kovdu seni..Suya bakacakmışım…Ne varsa suda..Suda ne olacak? Balık olur..Yosun olur..Su olur…Ya usta dur! Sana yardım edeyim..
“Git lan kerata! Git demedim mi sana..Hadi git, suya bak…”
Allah allaaaah! Çattık ha..Kıvır şu paçaları hadi kıvır! Söylenip durma! Diyorsa vardır bi bildiği oğlum..Sen kalk altı saatlik yoldan gel, üstüne bi ton fırça..Bi sopamız eksik kaldı..Onu da yedik mi..Yarabbi şükür! İş tamam..Eh be oğlum..Ahmak kafam..Sana o kadar söylemedik mi?
“Evlaaat..Su nasıl? ”
Derin usta!
“Sen nasılsın? ”
Serin usta!
“Sol yanın? ”
.....?
“Sol yanın dedim oğul
Sol yanın..”
Senin usta!
“Olmadı! ”
Benim usta!
“Sorsana be oğlum
Ne konuşursun..”
.......?
Onun usta!
Haaah!
Şimdi oldu…
Çay on dakkaya hazır
Haberin ola!
Olur usta!
Olur usta..Olur..Çay da olur, şekerde bulunur..Ben nasıl adam olurum, beni nasıl bulurum..İşte o biraz zor mesel..
Suya bak, su sana baksın, suya bak, sen bir ahmaksın, suya bak, ulan ne salaksın, suya bak,…….
Neden…
Seni düşünmeden
Bir an geçmiyor kadın..
Ne gün..Ne gece….
Bu nasıl bir işkence
Gönül vazgeçmiyor kadın…
Kızgınım sana çok kızgın,
İçimin okyanusları boran,
Dalgalar azgın…
Öfkem yanardağ,
Kelam kurşun ağızlarda
Hedef seçmiyor kadın…
Nasıl gider kervan böyle,
Çöl serabı seyran böyle,
Döner mi bu devran böyle,
Gönül işte..Gel sen söyle,
Senden öte,
Geçmiyor kadın……
Suya bak..Onu düşün..Suya bak..Onda aşın..Suya bak..Odur eşin..Suya bak..Görüşün..Suya bak..Konuşun..
Suya bak..Sevişin..
Hooop! Deve..!
Sululaşma lan..Yuh! sana..Yuh utanmaz! Arlanmaz! Atarım bak suya seni..Atarım dinime imanıma..Höst!
Kendine gel…
Ama gözleri..Sahi..Gözleri nasıl da güzel..
Suya bak..Anlaşın..Suya bak..Dinleşin…Suya bak..Barışın…Barışın..Barışın..Barışın…Barışın…
“Evlaaaat! “
Hıh!
Buyur ustaaa!
“Suyu unutma! ’”
Suya barıştım usta! ............? ! ! ! ! !
“Haaaaah haaah haaa! ! ! ” Allah iyiliğini versin emi.Gel hadi gel..Baka baka sırılsıklam olmuşsun sen orda..Gel hadi çay hazır…İç de ısın, kendine gel biraz..Ha ha ha..”
Ne oluyor yahu..Ne alaka? İyice uçtuk..Kesin sıyırdık! …
Geldim usta..
“Baktın mı? ”
Baktım..
“Gördün mü? ”
Gördüm..
“Bildin mi? ”
Bildim
mi? Neyi?
Kendini evlat..Kendini..
Hani soruyordun ya iki de bir..
Arayıp duruyordun ya..Aşk nedir?
Nerdedir diye..
Sen Aşk oldun artık..
Aşk sendedir…
Suya bak evlat..
Suya bak..
Ha ha ha…
……………………………
Yorumlar
Aşk ve sevgiyi anlatırken kelimeleri çok dikkatli seçmeli..
Salı, 30/08/2005 - 15:10 — Yağmur İLGÜNAşk ve sevgiyi anlatırken kelimeleri çok dikkatli seçmeli..
Yazıyı okuyunca biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Yazının içeriği için bir şey diyemem ama üslubu gerçekten beni çok rahatsız etti. Sitede yayınlanan diğer yazıların bir çoğunu okudum, gerek içerik gerekse yazı üslubu olarak da çok beğendiğimi söyleyebirim.
Bir yazıda anlatılan aşk ve sevgi ise bence kelimeler daha dikkatli seçilmeli..hatta her noktalama işareti için bile çok düşünmeli ve öyle yazmalı derim. Sevmek ruh inceliğini beraberinde getirir. İnsanın duyguları gibi hareketlerine, yazdıklarına da yansımalı bu incelik.
Bu yorumu asla kınamak amacıyla yazmıyorum, ki kınamaya da hakkım olamaz. Sadece bu yazıyı okuduğumda bende bıraktığı etkiyi paylaşmak istedim..selamlar..Yağmur..
aşk ve sevgiyi anlatırken
Salı, 30/08/2005 - 21:44 — rukiye berfinaşk ve sevgiyi anlatırken kelimeleri dikkatli seçmeli de, başka şeylerden bahsederken seçmemeli mi? hayır. bence udenizulkegul dikkat etmiş de zaten. okuruyla üst perdeden konusmayan güzel bir yazı. demek istedigim, eger yazıdaki karakter bir çocuksa onu elli yaşında bir adam gibi konuşturmazsınız mesela. yazıda udenizulkegul'un kullandığı kelimeler de yerlerinde iyi duruyor, karaktere göre. hikayelerde denemelerde hiç böyle karakterler olmasın diyorsanız o başka. bir de, aşık olan seven insan, birden istanbul agziyla konusacak diye birsey yok sanırım, ruhun inceligi de bununla ölçülecek birşey degil.
asıl biraz şairane görünsün diye durduk yere devrilen, allanıp pullanıp okurun önüne sunulan cümleler rahatsız ediyor beni.
Eleştiri........
Salı, 30/08/2005 - 19:49 — udenizulkegulSevda diyemem yokluğuna...
Bazen düşünmüyor değilim..Acaba insanlar arasında yaşanan düşünce farklılıklarının bariz sebebi birbirini anlamamak olabilir mi? Kelam Allah'ın insanlara bahşettiği en önemli unsurlardan birisi..Anlamak ve anlatmak..Anlatabildiğiniz kadar anlaşılabilirsiniz..Normal şartlarda eleştiriye açık bir insan olduğum bilinir..Lakin yapılan eleştiri daha iyi ve daha doğruya yönlendirmeli..Eksiğimiz ancak bu şekilde kapanabilir lakin asla bitmez.
Yazdığınız yorumda hangi kelime ve hangi anlamda "dikkatli olmam gerektiğini" açıkçası bulabilmiş değilim..İmla hatası mı? Kurgu mu? İfade yanlışlığı mı? Sizin aşk ve sevgi kriterleriniz nedir bilmiyorum ama, yukarıda anlatılan konuda işlenen temanın ne olduğunu kavradığınızdan emin değilim...Yani aşk ve sevgi, sadece sevdiğiniz insana çiçek vermekten ibaret midir? Dizine yaslanıp uyumak mıdır? Pembe gözlükler takıp kırlarda dolaşmak, gün batımını, ayın gecede bıraktığı gizemi seyretmek midir? Nedir sevgi ve aşk? Yoksa insan olmanın beraberinde getirdiği bütün duyguları kapsayan bir kavramı içine alan olgu mudur?
Yukarıda anlatılan konuda, sevdiği insanla arasında geçen tartışmanın sonrasında iç karışıklığın ve hesaplaşmanın resmini çizmeye çalıştım sadece..Yani o an ki ruh halinin dışa yansıması..İçinde kızgınlık, pişmanlık, özlem, sevgi, şaşkınlık..Bu duyguların hepsi var..
Eleştiriye evet...Ancak "dikkatli olunması gerek" gibi ne dediği ve niye dediği anlaşılamayan cümlelerle havada bırakılarak değil.. Eleştiri açık olmalı..Yere vursanız dahi..Kabulumüzdür..En azından yanlışımızı görmek adına kazanç sağlayacaktır bizlere..Fakat yazdığınız içeriğin adresi belli değil..Eğer lütfeder bunu açarsanız, bizim de o vakit söyleyecek mantıklı açıklamalarımız olabilir diye düşünüyorum..Yine de teşekkürler.........
Rahatsız olduğum nokta..
Salı, 30/08/2005 - 20:28 — Yağmur İLGÜNSelamlar..öncelikle belirtmeliyim ki sanırım anlatmak istediğimi yani rahatsız olduğum noktayı tam olarak ifade edememişim..Birazda yaptığım eleştiriyle kimseyi kırmak istemediğimden fazla ayrıntıya girmek istemedim.
Rahatsız olduğum nokta (Atarım dinime imanıma..Höst!, Git lan kerata, ulan ne salaksın) gibi ifadelerin kullanılmış olması.. Tabi böyle cümleleri kullanmak bir tercih meselesi. Ama ben rahatsız olduğumu belirtmek istedim. Belki bu tür ifadelerden rahatsız olan başka grup üyeleri de vardır?!
Okuduğum yazılarda, öncelikle dikkat ettiğim noktalardan biri kullanılan ifadelerdir. Yani kullanılan üslup. Herkesin kendine has üslubu var ama bazen üslup rahatsız ettiğinde içerik tam anlaşılamayabiliyor. Yada tam olarak etkisini gösteremeyebiliyor okuyucular üzerinde. Bu benim kişisel düşüncem tabi ki katılmayabilirsiniz.
Ayrıca aşk ve sevgi sizin de dediğiniz gibi çiçek vermek yada buna benzer şeyler değildir elbette. Zaten öyle olduğunu düşünenlerden biri olsaydım böyle bir gruba üye olmazdım. (yine genel bir ifade oldu umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir)
Bu arada bende teşekkür ediyorum...YAĞMUR..
Sokaktaki adam.......
Çar, 31/08/2005 - 01:11 — udenizulkegulSevda diyemem yokluğuna...
Yazıda kullandığım dil edebi yanı bir kenara, aynı zamanda sokak kültürümüzün de bir devamıdır..Yani yazıda toplumsal olarak bir çoğumuzun yabancı olmadığı bir tarz kullandım..Çünkü o an için kafamda çizdiğim "karakter" ve konu bunu gerektiriyordu.
Eğer sadece, kullanılan Üslupta içinde "Argo" diye nitelediğiniz kelimelerse eleştiriniz, kalıbın ve karakterin dışına taşmamak adına yapılmıştır..Ben "sevgi ve aşk" anlatılırken "daha dikkatli olunmalı" eleştirinize takıldım sadece..Çünkü bu kavramlar "her insan" için açık ve geçerli kavramlardır..Bataklığın içinden çıkıp, doğru yolu bulan, "İlahi aşkın" cezbesine kapılan yüzlerce örnek mevcuttur..Bir kadına duyduğu sevgi ve aşk neticesinde eski yaşamını terk eden "serseri" lakaplı onlarca insan duymuşuzdur..İşte ben, bu konuda eleştirinize karşı tavır sergiledim..Çünkü işlediğim tema zaten "doğru yolu arayan" ama "yanlışların içinde varolan" bir karakterdi..
Beğenilip beğenilmeme gibi bir endişemiz yada beklentimiz yoktur efendim..Naçizane kalemimiz, sanatsal boyutu bir kenara, daha çok toplumsal ve sosyal konular ağırlıklı yazmaktadır.Bizden olanı, bize anlatma çabası diyelim..Sözü özü uysa da, uymasa da..Sokaktaki insan..Yorumlarınız ve eleştirileriniz için tekrar teşekkür ederim..Selam ve dostlukla....
"Biz"in kapsadığı "Ben"ler !
Çar, 31/08/2005 - 11:00 — Emre UğurHasan ağlarken kesik kesik çıkar sesi, burnunu çeker durmadan. Ahmet hıçkırarak ağlar, Fatma'nın sanki düğümlenir boğazı, Osman Dayı'nın sadece gözünden süzülen yaştan anlarsınız ağladığını, Baba olan içinden ağlarmış ve evladı ağlamaz bilirmiş babasını. Kimi de yıkarmış ortalığı ağladığı vakit, feryada karışırmış gözyaşları.
Bu ağlayışlardan hangisi doğru olan ki, varmıdır cevap anahtarı !
Anlamışsam şayet, anlatmışsındır işte! Ve... Anladım Udenizulkegul anladım. Anlamaklığın ötesinde ve gerisinde kalanın hükmü nedir ki!
anladın mı?... Anladım. Tamam o zaman. Tamam, hem de tastamam.
aşk ve anlamak ; "Sara" hastalığına banzermiş bir yerde. Hastalığın kendisi tektir, lakin hastalığın sahiplerinde, dışa yansımaları farklıdır. Kimi kriz anında kendini yerden yere atar, kimi kaskatı kesilerek kilitlenir. Ama her iki durumda anlarsın ki, kişi "Sara" hastasıdır.
Anlatmak ve akabinde anlamak; nasıl anlattığının hiçbir ehemmiyeti yok nazarımda, hangi kelimeyi nerede nasıl kullandığınında ehemmiyeti yok, anlamamı sağla yeter. Anladım dedirt bana. Ve bana benim beklediğim gibi değil, farkınla gel, şaşırt beni.
"Allah'ım, bu anlama yönelik, böyle anlatımlarda mı varmış!" diyeyim. Dedirt bana.
Adam gibi olduktan sonra ! kabulümdür her bakış.
Tebrik ederim.
Muhabbetle
dualarla kalalım
Ben seninim Allahım!
Per, 01/09/2005 - 13:30 — Esra İclalYaşamak için erken
Ölmek için çok geç…….
Vazgeçtim Allah’ım…
İstemekten…
Vazgeçmekten..
Görmemekten..
arpa yığının içinde kozasından çıkmaya hazırlanan bir kelebek gibi…
ışığın gözlerimi kamaştıracağı anı, nurun etrafında deli divane dönmek için yaşamayı özledim…
kelebek olmadan önce ne olduğum aklıma geldikçe nurdan uzaklaşmanın dehşetiyle daha bir sarhoş...
***
her şeyde seni hatırlamak…
hatırlanmak sonra..
biliyorum
bir kere sevdin mi,
duyan ben değil sen olacaksın.
Gören ben değil sen olacaksın..
Kalbim senin olacak.
Kalbim senin
…
bana AŞK
ve aşk
ve aşk ver Allahım..
bir hu deyişte dinsin tüm titreyişlerim..
,,,
ben sevebildiğim kadar,
sen sevebildiğin kadar çok sev…
sen azametinle gelirken bana
ben tüm acizliğimi göreyim karşında
bir kez daha…
yeniden
yine
sen severken beni bana göster
layık olmadığımı
nankör olduğumu
vefasız olduğumu
hep istediğimi
istemekten bıkmadığımı
Ama senin vermeye doymadığını…
Hani insanlar yaşadıkları her kavgaya rağmen
Maşukun gözlerindeki sıcak bir gülümsemeyle her şeye sünger çekerler ya..
Onun gibi mi Allahım?
Minicik bir samimi amelimizi mi gözlüyorsun
Sevdamız devam etsin diye..
Hep sen kurtarıyorsun Allahım
Küle dönüşecekken bu aşk
Hep güle çeviriyorsun..
Hep sen geliyorsun
Beklemiyorsun
.. ne güzelsin Allahım..
ne eşsiz…
ne benzersiz..
senin mükemmeliyetini görmüşken
beşerde aranır mı sevgiler..
affet allahım..
bilmeden yaptık
seni uzak sandık
sen kıyamadın..
“ırak yerde aramayın ben kuluma şah damarı kadar yakınım” dedin
O halde sen bendesin Allahım!
Bendesin…
Ben sadece senden bir parçayım…..
Ben seninim Allahım!
Kimselerin değil..
Ben seni seviyorum..
Konuştuğum her güzel sözü aslında sen söylüyorsun..
Gördüğüm her güzel senin güzelliğinin parçası……