renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

"Başı Açıklar Anketi" ve Vanity Of Me

Gerçek Hayat Dergisi OPTİMAR araştırma şirketiyle birlikte hazırladığı anketin bir bölümünü geçtiğimiz hafta yayınladı. Milliyet Gazetesi "türban anketi" yapmıştı. Gerçek Hayat ise "Başı Açıklar Anketi" yaptı. Bazı kesimler "Başı Açıklar Anketi"nin "Türban Anketi"ne nazire olarak yapıldığını öne sürdü. Bazıları ise bu anketle başı açıkları kategorize etmek istiyorlar dedi. Velhasıl anket yapıldı. Öyle ki başörtülülerin bu içselleştirmesi sayesinde diyaliz makinesine başı açık fotoğraf vermediği için bağlanamayan ve tedavisinde ki bu ihmalden dolayı vefat eden Medine Bircan, başörtüsü yasağının akıllara ziyan abesliğini insanı hayrete düşüren bir şekilde ortaya koyuyordu. Gerçek Hayat Dergisi'nin yaptığı bu ankette görüşleri ile katılan Ahmet Arslan, başı açıkların dindarlığı muhafazakarlıktır diyerek toplumumuzun protestanlaştığını ileri sürdü.

Nazife Şişman "Başı Açıklar Anketi"nin iyi niyetli bir çalışmadan ziyade, başörtülüler adına bir misilleme yada provakatif bir girişim olarak algılanacağını sanıyorum dedi. Edibe Sözen ise Türkiye'de dinin kadınlar üzerine yada kadınlar üzerinden üretilen bir söylem olduğunu ve Türk müslümanlığının kadına dayalı argümanlara dayalı olduğunu söylüyor. Din ve dindarlık söylemi dişil bir söylemdir.

Anketten bazı verileri sunmak gerekirse;

-Başı açık kadınların yüzde 78.5'i dindarım diyor.

-Her 4 başı açık kadından 3'ü hacca gitmek istiyor.

-Yüzde 49.9'u kadınların cuma namazı kılmalarını gereksiz görüyor.

-Başı açık kadınların yüzde 11'i düzenli olarak namaz kılıyor.

-Başı açık kadınların yüzde 71.1'i yılbaşını kutluyor.

-Başı açık kadınların yüzde 67.5'i düzenli olarak oruç tutuyor.

-Başı açık kadınların yüzde 50.3'ü başörütüsü İslam'ın emridir diyor.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

ne kadar gerçek?

çok sevdiğim bir semtte çok sevdiğim bir mekan vardır.gizli kuytu , tabiri caizse izbe bir yerde bir çay ocağı.çoks evdiğim bir abim işletir burayı , otuzlu yaşlarda , ilk gençliğindeki o delikanlı heyecanlardan biraz daha uzak , o günlerden kalan hatıraların yükünü omuzunda taşıyan ve fakat " ama o yıllarda böyle yapılması gerekiyordu" diyen argo olacak ama "hızlı" yaşayan bir abi.samimiyetine güvendiğimden olsa gerek cok kere aynı masada bir çok mesele konuşmuştuk.doğudan yani memleketinden bir neden hasıl olmuş geçmiş bir zamanda istanbula gelmiş.delikanlının istanbula ilk gelişi.meraklı , tv de görmüş , taksim meydanını tulum hayrinin hayta ismailin güdük necminin buluştuğu yer olarak tanımış biri. yolda bir adam görür , kendine yakın hisseder ki soru sorar ona "abi bu şehirde kaç müslüman var?" adam güler , olum burda herkes müslüman der.doğulu delikanlı şaşırır , bi taksimin akıp giden insan seline bakar bir de adama. "peki abi bu şehirde ne kadar insan yaşar" der "10 milyon" cevabı karşısında o delikanlının verebileceği en iyi cevap budur "o zaman neden biz hala karşı köye gidiyoruz?"

doğulu daha 17 yaşındadır , daha istanbulu bilmez. köyünde 8 hanenin sadece 3 hanesi müslümandır ve bir on kişi daha olsa köyde, rahat namaz kılacaklardır , camiler tecavüze uğramayacaktır.kendi köylerinde camiyi kullanamazlar.mimlenmekten korkarlar , bir gece ev basılmasından korkarlar. dağdaki eşkiyanın zulmundan korkarlar.

"bize on tane birbirine gerçekten aşık , yarı yolda bırakmayacak kişi yeter" derken neler hissettiğini anlamak benim için çok güçtü...

bir hikaye deil bu , geçmişten bir kesit.türban anketini tarhan erdemin milliyetteki resmini görüp dikkatimi çektiği için alıp incelemiştim. yaklaşık ülkemizin %6'sını dinine çok bağlı , bir kesimin " yobaz" dediği bilinçli mütedeyyin insanların oluşturduğunu okuyunca yukarda yazdıklarımı hatırladım. "bize on kişi yeterdi be abi , inan"...

şimdi başı açıkların bir anketi var , alıp incelemedim. hala ben o soruda takılıp kaldım. hasmımın gücünü merak etmem için önce benim biraz güç depolamış olmam gerekmez mi? stoklarımız boş ise bu merak niye? ve en önemlisi cidden orda yazanların kaçı doğru?

aç-kapa-artema

başı açıklık yahut kapalılık, ülkemizdeki 'göğsü imanlı ağzı kuranlı' adam sayısını ortaya çıkarabilmek için, yani sırf istatistiklere hizmet etmek için oluşturukmuş kavramlar.
biz bu milletin dinin imanını nasıl sayılara dökebilirizin çözümü...
tabi ki iman ölçer olarak böyle abuk subuk istatistikleri kullanamyız.
bu gibi araştırmalar ile "başörtüsü simge değidlir"i savunan güruh bile başörtüsünü simgeler hale dönüşüyor.
düşünsenize bir;
her gördüğünüz türbanlıyı artık dini bütün sanıyorsunuz, çünkü türbanı dinin simgesi.(bu cümlede özellikle türban tabirini kullandım)
benim indimde dinin kişideki simgesi ahlaktır.

bu haftaki istatistikler

bu haftaki gerçek hayat başı açıklar anketinde başörtüsüz hanımların(%29,6sı) başlarını örtünün kamusal alanlardaki sınırlandırmalarından dolayı örtmediklerini yazıyor.

ben de son yıllarda çevremdeki bir çok mutaasıp ailenin, kızlarının başlarını kapamalarından yana olmadıklarını görüyorum. kızlarının okuyabilmeleri , çalışabilmeleri için başlarını açmaları gerekeceğinden, hiç kapamamanın daha doğru yahut daha kolay bir yol olduğunu söylüyorlar. bu gibi vâkalara gün geçtikçe daha sık rastlıyor ve korkuyorum.

bizden sonraki nesillerde, bu gibi anketlerin yapılabilmesine yetecek tesettürlü hanım olacak mı acaba?

diğer dikkat çekici veriler ise şöyle;

- mecliste başörtülü millet vekili olmasını ister misiniz?
%30,2 evet
%69,4 hayır
%0,4 farketmez

-kızlarınızın başlarını örtmesini ister misiniz?
%7 evet
%35,3 hayır
%57,6 kendi kararı

-başbakanın eşinin başını açmasını ister misiniz?
%38,4 evet
%27,8 hayır
%4 yalnıca resmi gezi ve törenlerde
%1 kendi görüşü
%28,8 fikrim yok