renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Holdingim Bile Yok! -1-

Birkaç adam, bir araya gelerek "Holding" kurar. Bu birkaçın içinden bazısının ağzı laf yapar: "Allah rızası filan derler; fakir çocukları okutacağız; Müslümanlara yardım edeceğiz; helal kazanıp helal yiyeceğiz..." Bazısının çevresi, eşi - dostu, tanıdıkları vardır. O da bir öncekine yakın ifadelerde bulunur, sözü dinlenir bir hoca efendiyi de yanına alır ve ekler: "Güçlü Müslüman, zengin müslümandır. Paralarınız bütün Müslümanları güçlendirecek. Haydi paralar şimdi buraya..." Bir başkası ise işin reklam pastası üzerinde oturur. İşin hava kısmı onun sorumluluğundadır. Olmayan fabrikaları için çarşaf çarşaf reklam verir, sanal müdürler atar, son model mercedesler alır başkana, yönetim kurulu üyelerine. "Bu iş" der, "reklamla, tanıtımla ve hava ile olur. Başkanın makam arabası filan iyi olacak ki görüşmeye gittiği kimselere güven versin, itimat telkin etsin. Tabii paralar, altınlar, hoopp bu tarafa..."

Holdinglerin kuruluşunda lafta dolaşan Allah rızası sözü, bir müddet sonra "ticaretin gerekliliği bu" nakaratına, daha da sonra, "senin arabanın tekerleği iyi, benim masamın kullanım süresi geçti, makam şoförümün ayakkabısı cilalı, yurt dışına kaçamak yapalım" zırvalıklarına dönüşür. Büyük çoğunluğu, "sonradan görme" tiplemesinin en şahane örneğini oluşturan bu zat-ı kiramlarda belli bir süre para akışı devam edip havada uçuşur ve "yok yok" keyfi devam ederken kimsenin menfi sesi soluğu çıkmayıp "yeyin efendiler, yeyin" haleti ruhiyesi içinde vakitlerini değerlendirirler!

Alın teri, son kuruşuna kadar helal paralar çarçur edilir ve belki repo vs. gibi batıl yollardan asliyetini ve nezahetini kaybeder. Adam gibi, Başkanın ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yaptıklarını kontrol edip uyaracak, gerekirse kulaklarını çekecek bir merci olmadığı için "biz doğrusunu yaparız", "rakip holdinglerin uydurmaları, bizi çekemiyorlar", "günahımızı alıyorsunuz" savunması, iyi niyetli birkaç "acabaları" da bertaraf edebilmektedir.

Ülkemizdeki "İslami Sermaye" etiketli holdinglerin büyük çoğunluğu, belki bilerek belki hem bilip hem isteyerek "ortaklarını" kendileri ile birlikte bir çıkmaza sürüklediler. Toplanan paraların yeni yatırımlara, yeni iş gücüne ve kâr eden şirketlere dönüşmediği, ödenmesi gereken kâr paylarının vadelerinin çabucak geldiği, masrafların önünün alınamadığı hakikat olarak ortadadır. Devlete nazire yaparcasına hantallaşan holdinglerin yöneticileri, bu kısa vuslatın ellerinden uçmasına, yeniden ve dahası toplumun sözlerine itibar etmeyeceği bir şekilde, holding öncesi durumlarına dönmek istemedikleri - istemeyecekleri için kendi aralarında hır - gür merasimlerine koyuldular.

Para akışı durmuştur. Ödenmesi gereken meblağlar dağ gibi yığılıdır. Ahmet'in Mehmet'in parası ile alınan lüks koltuklar, otomobiller, toplantı masasının bütün eşyaları bir yerlerine batmaya, rahatlarını kaçırmaya başlamıştır. Çalışanların maaşları teklemeye, bankacılar sıkıştırmaya, ortaklar paralarını çekmeye... başlayınca dananın kuyruğu kopmuştur. Yöneticiler, birbirlerini çalıp çırpmakla (ki kimisi çalışanlarından biri ile ikinci evliliğini yapar, kimi ömrü boyunca malik olamayacağı triplex villalara kapağı atar, Avrupa'da mülk edinilir, şahsı adına repoya para yatırır vs.) itham ettikçe meselenin vehameti "dışarı" da taşmış olur. Zararın neresinden dönülürse kardır diyen hissedarlar birbiri ardına holdinge akın edip en azından ana paralarını talep ederler. Alacakları cevap üç aşağı beş yukarı bellidir: "Bir müddet ödeme yapılmayacak!" Filmin sonuna gelinmiştir. Herkes bir yana dağılır. Yangından ne kadar götürürlerse yüklenirler. Her bir yönetici kendilerine birer günah keçisi, bunların sorumlusu tayin ve ilan edeceği bir adamı seçer. Holding hem resmi hem gayr-ı resmi iflas etmiştir.

Herkes bir düzen tutturmuş gidiyor. Bazıları, bazılarının parası ile gününü gün ederken bazılarına bu işin savunmasını yapmak, bazılarına da "müflis bir kişi" rolünü oynamak düşüyor.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Ulvi Alacakaptan'dan

Ulvi Alacakaptan'ın kendisine has üslubuyla dile getirdiği bir sözünü hiç unutamam. Bu yazı vesilesi ile hatırlamakta fayda görüyorum;

Bizim bir zamanlar ihlas zannettiğimiz şey meğer parasızlıkmış