renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Herşeye Yeniden Başlamak

Asırlar önceydi. İnsanlık küfürde boğulmakta iken, kutlu haberlerle gelmiştin sen. Zulümleri kaldırmak, insanlığı kurtarmak için gönderilmiştin. Ayet ayet indiriliyordu Kitab'ımız. Ve insanlık yeniden inşa ediliyordu. Sen elçiydin... Sen örnektin... Sana benzemeliydi insanlık... Senin gibiler doldurmalıydı yeryüzünü... Getirdiğin Kitap okunmalıydı ve O'na uyulmalıydı!.

Kimileri inkar etti seni. Öz oğulları gibi tanıdıkları halde reddettiler. Şair dediler, kahin dediler, alay ettiler seninle. Oysa sen hep kucak açtın onlara. Düşmanlarına bile hep merhametliydin, hep adaletliydin. Çünkü sen Rahman'ın peygamberiydin.

Ve mü'minlerin vardı senin. Ebubekir gibi "O söylediyse doğrudur" diyerek ve hiç şüphe etmeden iman eden mü'minlerin vardı. Ayetleri özlemle bekleyen ve her ayeti "işittik ve itaat ettik" diyerek hemen hayatına geçiren ashabın vardı. Dünya en kutlu zamanını yaşıyordu o zaman. Saadet asrıydı yaşanan. Kalplere imanın yerleştiği ve huzurun yaşandığı zamandı zaman.

Ve sen gittin... Dünya yetim kaldı gidişinle. İnsanlık senin gibisini görmedi bir daha. Ve yeryüzü hala alışamadı sensizliğe ey Peygamber!.. Ama sen gittin... Çünkü tamamlanmıştı vazifen. İnsanlığı en yüksek seviyeye ulaştırmıştın. Asrı saadeti yaşatmıştın. Ve gittin... Ardından kutlu sahabelerin gitti bir bir... Her gidişle birlikte bir yanımız da kopup gitti. Her gidişle insanlık biraz daha yalnızlaştı.

Ve günler geceler derken asırlar geçti. Her geçen kazandığıyla göçüp gitti bu dünyadan. Ve şimdi biz kaldık geride ey Peygamber... Çer-çöp gibi olan biz!... Yalnızız ve kimsesisiz. Hasretiz tüm güzel duygulara... Hasretiz o güzel ahlakına... Ve kalabalıklaştıkça dünya, artıyor yalnızlığımız. Özlüyoruz seni...Seni ve ashabını çok özlüyoruz ey Peygamber!... Şimdi yalnızlığımızı giderecek bir tek Kitabımız kaldı bizimle. Ama O'nu da biz yalnız bıraktık. Okuduk fakat niçin okuduğumuzu bilmedik. Atalarımızın masalları gibi dinledik sadece. "İşittik ve itaat ettik" diyerek her duyduğumuz ayetle değişmeliyken hayatımız, hiç bir değişiklik olmadı bizde. "İşittik ve isyan ettik" demedik ama itaat de etmedik. İtaatsizliğin gizli bir isyan olduğunu kabul etmek istemedik.

Ve yıllar geçti.Sen gideli uzun zaman oldu ey Peygamber!.. Her gün biraz daha kaybettik değerlerimizi... Her geçen gün kalplerimiz kirletildi, yüreklerimiz işgal edildi... Gözlerimiz ve kulaklarımız alıştırıldı günaha... Ahiret unutturuldu... Ve biz unutunca ahireti, dünya ve mal sevgisi içirildi kalplerimize...Öyle bir içirildi ki, artık faiz yemek, yalan söylemek, sözünde durmamak normal olarak karşılandı... Namaz kılmak zor geldi, ümmetindenim diyenlere.

Zaman değiştikçe biz de değiştik ey Peygamber!.. Bir vücut gibi olmamız gerekirken bölündük, paramparça olduk... Kardeşlerimizin çektiği sıkıntılar, acılar ilgilendirmedi bizi...Gün geçtikçe bencilleştik... Her birimiz kendi yanımızdakiyle övünür olduk... Bizden farklı düşünen kardeşimizi dinlemeye bile tahammül edemedik... Düşmanlarımıza gösterdiğimiz sevgiyi birbirimize gösteremedik... Bazı doğruları nefsimize hoş gelmediği çin kabul etmedik... Vicdanımızı rahatlatmak için fetvalar arayarak kendimizi kandırdık... Ve sürekli kendimizle çelişkiye düştük.

Zaman değiştikçe biz de değiştik ey Peygamber!... Artık azgınlaşan nefsimizle mücadele edemiyoruz... İmtihanları bile bile kaybediyoruz artık, baştan pes ediyoruz. Bu kirlenmiş yüreğimizle daha fazla yol alamıyoruz. Ve temizlemek istiyoruz yüreğimizi, temizlenmek istiyoruz. Kalbimizdeki tüm putları kırıp, herşeye yeniden başlamak istiyoruz. Kurtulmak için şirk batağından, tövbe kapısından geçip, getirdiğin dine yeniden iman etmek istiyoruz... Yeniden!.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Bu güne katkılarınızdan dolayı teşekkürler..

Nice devirler geçti Ya Muhammed, nice.. gelmedi emsalin sen gidince. Ardından bir daha ezan okuyamadı Bilal.. ne parladı gözlerimiz, ne de eskisi gibi Hilal. Efendi kimdir diye sorulduğunda "hizmet edendir diyen".. biri daha gelmedi bulutuyla yürüyen.

Sen gidince bir yanımız da seninle gitti. Güneş eskisi gibi ışık saçmadı hiç. Bulutlar ağlamaklı baktı gözlerimize. Şairler hüzün yüklü mısralar yazdı ardından. Anneler hüzzam makamlı ninniler terennüm etti ağlayan bebelerine. Bahçemizin en güzel çiçeği soldu. Sen gidince döküldü dünyanın en güzel renkleri. Belirginleşti kainatın yüzündeki çizgiler.

Uhud'un bizi sevdiğini söyleyen biri daha gelmedi sen gidince. Bundandır doğum gününün dahi gidişini hatırlatışı. Bir kelebeğe bakarken, yitiğimizi anıp hislenişimiz. Giden her dostun ardından kokunu hissedişimiz bundandır. Her solan yaprakta içimiz acıyor Ya Muhammed. Sen gidince ne yazın tadı kaldı ne güzün. Bize her yer Beyt-ül Hazan oldu.. bize her zaman sene-i hüzün.

Senden öğrenmiştik hayran olmayı biz. Geceleri ağlamayı.. sessiz sessiz. Allah için sevmeyi. Bir leşe bakıp hayret etmeyi. Gecenin karanlığından ışık devşirmeyi. Bir dağı sevebilmeyi.. Sonra sen gittin. Giderken tüm göçmen kuşlar için zarif bir iz bıraktın geride. Yolunu kaybetmesin diye gemilere fener, kervanlara ipek yolu oldu düşürdüğün telekler. Seni anınca bir ışık yayılıyor etrafımıza Ya Muhammed.. adını anınca aralanıyor perdeler.

Not; Alemlere rahmet olarak gönderilen Rasulüllah as'ın doğum gününün tüm dünyaya esenlik getirmesi dileğiyle. Ümmet-i İslam'ın Kutlu doğum gününü tebrik ederim.

Sayın Nadir Marmara, yazdıkl

Sayın Nadir Marmara, yazdıklarınızın bir kısmında haklı olabilirsiniz ama benim haksız olduğumu da söyleyemezsiniz. Ben kendimden yola çıkarak, inandığını söyleyen ama buna uygun davranmayanların özeleştirisini yaptım yazımda.

Herkes herşeyi biliyor Nadir Bey, fakat bilmek yetmiyor, bilmek yaşamayı da beraberinde getirirse bir anlam ifade ediyor. İşte benim söylemek istediğim bu. "Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kimse" olması gerekirken, söyler misiniz bundan emin olduğunuz kaç kişi tanıyorsunuz. Yada söz verdiğinde süzünü yüzde yüz tutan kaç arkadaşınız var. Yada biz böyle olduğumuza garanti verebilir miyiz?

Evet ben özlüyorum Rasululah'ı, ashabını ve onların imanını özlüyorum.Ve yeniden iman etmek istiyorum, onlar gibi iman etmek..Anlıyor musunuz yeniden?

Yazdıklarınıza lütfen dikkat edin Nadir Bey, Siz yorum yapmıyorsunuz.Aslında siz de benim gibi kendinizi eleştiryorsunuz. Peki çözüm ne mi?
Çözüm belki de herşeye yeniden başlamaktır. Ne dersiniz?

yanlış yer ya da yanlış şeyler..

sevgili nadir marmara; sorun şu ki söylediklerinizi yanlış yerde söylüyorsunuz.aykırı cümleleriniz bize rahatsızlık vermiyor.kelimeleriniz bizi şok edemiyor.çıldıramıyoruz.kızamıyoruz bir türlü size.(duyarlığımızı yavaş yavaş yitiriyor muyuz yoksa?)
halk diliyle çok "okumuş" birisiniz; bu bakımdan size gıpta ettiğimi bilmenizi isterim.amma velakin reyhan gezgin i samimiyetsizlikle suçlamanız hoşuma gitmedi.samimiyeti,içtenliği böyle acımasızca sorgulamanız hakikaten hiç de hoş değil..

GÖZYAŞLARIMIZ

Evet ne güzel söylemiş yazan ey kutlu sen gittin biz çok değiştik herşey yalan geldi bize herşeyin kolayını aradık işimize gelir gibi davrandık ama senide kalbimizden hiç silmedik gözyaşlarmızla seni anmadık aklımıza geldiğinde bazen dünyalıklar için akıttığımız gözyaşlarını senin için akıtamadık ey kutlu biliriz ki sen yinede bizler için ümmetim diyerek bizlere şefaatçi olacaksın bizlere kol kanat gereceksin.İnşallah bu günden sonra bizlerde sana layık bir ümmet olmak için daha fazla çalışacağız