renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Medeniyet Olgusu, İnsan Faktörü ve Dünya İçin Dört Çıkar Yol

Medeniyet

Medeniyet Arapça bir kelime olup Medine kelimesinden türetilmiştir. Şehirlilik, hayattan tam faydalanarak, iyi ve rahat yaşama demektir (Özön, l979:3).

Türkçe'de medeniyet karşılığı olarak uygarlık kelimesi de kullanılmaktadır. Muzaffer Ersöz (1963:4)'e göre uygarlık, medenilik anlamına gelir, medeniyet değil. Daha isabetli bir kelime bulununcaya kadar medeniyet kelimesi kullanılmalıdır.

Medeniyet kelimesinin Fransızca karşılığı "Civilisation"dur. Civilisation, lugat mânasıyla şehirleşmek, şehre uymak, şehirli gibi ince zarif olmak, özel mânada bütün insanlar için lâzım olan hayat şekli demektir (Gökberk, l959:3).

Fakat dünya dil tarihine yeni girmiş bir kelime olduğundan dolayı yaygın ve tam icaz noktasında yeterli bir açıklaması yoktur.

Önceleri çağdaşlık, uygarlık gibi algılansa da uygulama ve bariz farklardan dolayı anlamın farklılık arz ettiği anlaşılınca kendi başlı başlına bir terim olarak kabul edilegelmiştir.

Son zamanlarda Türkiye'de ve dünyada barış ve hoşgörü adına toplanmaların gündemine gelen diyalogla birlikte anılmış ve en son medeniyetler ittifakı aracılığıyla daha sık duyulmaya başlanmıştır.

Önceleri sık kullanılsa da yanlış manada kullanılmasından ötürü farklı anlamlar kazanmıştır.

Tarihte "Yesrip" İslam'ı ilk kabullenen şehir olması dolayısıyla medine adını almış ve burada inen Kuran ayetlerine "medeni" denmiştir. Daha sonra İslam ile müşerref olanlara medeni ve kavimlere medeniyet mahzaları verilmiştir.

Günümüzde aklı selim, gelişmiş, barışcıl, şehirli, hayatı anlamış, hedefini iyi bilen ve insan merkezli toplular için kullanılsa da asıl olarak hayattan tam istifade ve rahat uygar yaşayış tarzı manalarınıda bünyesinde barındırır.

Farklılıklar Dünyasında Teklik Düşüncesi

İnsanların farklı kimlik ve kültürlerinden dolayı kaynaklanan farklılıklar tarih sayfalarında gün geçtikçe artmış ve çoğalmıştır. Farklı toplumlar arasında uçurumlar oluşmuş ve bu uçurumlar artıkça yaşam tarzları biçimleride farklılaşmıştır. Buda insanlar arasında etkileşimi azaltarak artan savaşlara neden olmuştur. Bunun bir nedeni olarakta kolaylaşan hayat şartları söylenebilinir. insanlar dünya ile değil kandileriyle şavaşmaya başlamışlardır.

Aslında her şey dünyayı farklılıklarıyla kabullenmek yerine türü her ne olursa olsun teklik düşüncesidir. Gerek Amerika'nın özgürlükçü teklik düşüncesi, gerek Hitler'in Alman ırkçı teklik düşüncesi tarihe yazılırken, teknolojide teklik düşüncesi soğuk savaşlara neden olmuş ve yeni bir dünya tarihi dizesi başlamıştır.

Ve günümüzde Afrika'nın ilkel kabileleriyle dünyanın süper güçlerinin toplumsal farklılıklarına kadar uçurum büyümüştür.

Dünya savaşları gibi sesli savaşların yanında Afrika sömürgesi gibi sessiz savaşlar da dünyaya kayıplar sağlamıştır.

Ve artık son on yılda olan savaşların nedenleri ve sonuçları bile bilinmemektedir.

En acısı artık hedefte bilinmemektedir.

11 Eylül Saldırıları:

11 Eylül saldırıları dünyanın gündemi tutmuş, hedef her ne olursa olsun meşru veya değil, masumlar ölmüş ve bu durum dünyada terörün nedenlerinin araştırılmasına kadar genişlemiştir.

Halbuki terör, asrımızın olayı olmasına rağmen bu kadar gündeme gelmemiştir. Ta ki terör bir dünya süper gücüne çarpana kadar.

Ve 11 Eylül'ün meyvesi ittifak ve barışın sağlanması amacını gütmeliyken beraberinde hedef şaşırmış bir savaşın ve füzelerle özgürlük, ölülerle demokrasi getireceği umulmuştur.

Ve insanlığın açılan yeni sayfaları gündeme gelmiştir.

İnsanlığa Açılan Sayfalar

Ve insanlık giddiği durumdan memnun değildir. Artık bir devletin savaşları ve tarihi kendi vatandaşlarınca haksız bulunabilmektedir. Bu olgu insanoğlunca çok önemlidir. Çünkü Tarih özgür iradeye ve düşünceye zor bir yokuştan çıkmaktadır.

İşte bu gibi değişiklikler yeni olgu ve düşünceye gebediler.

Bunu kötü ve haksız yere kullananlar ve insanlık adına yeni temiz sayfalar açmak isteyenler olacaktır ve vardır.

İnsanlığa açılan bu yeni sayfalar barış adına bir birini tanıma ve ilişkileri güçlendirerek yeni platformlarda insanlık yararını taşıyan projaler gelişimine yararı dokunacaktır.

Medeniyetlerin birbirini tanıması ve tanışması çok önemlidir.

Çünkü insan düşmanı dahi olsa tanışmak ister. Çünkü tanımak çıkardır. Hemde her yönden.

Ve insan tanımadığına düşmandır.

Misyon ve Misyonerlik Medeniyeti

Evet belli bir misyon yüklenenler misyonlarını bu yöndende taşımak isteyeceklerdir. Hatta bazıları bu fırsatla kendi misyon medeniyetini bile kurmak isteyecektir. Ama ince bir nokta bunu engeller, bu nedenle ortada korkulacak ve ürkecek bir yan yoktur. Zaten bu gibi çalışmaların arttığı ortam bir birini tanımayan ortamlardır ki, bu bizim dünyamızın ayırt edici özelliklerindendir. Bu konuda o kadar bariz ve açık deliller vardır ki anlamak ve çözmek için çok şeye ihtiyaç yoktur:

İnce Bir Nokta

Bir birini tanıyan medeniyetlerde o medeniyeti öğrenme ihtiyacı yoktur. Ve bu ihtiyacın olmaması misyonerlerin çalışma alanının olmaması ve en kestirmesi misyoner denen bir grubun olmamasıyla sonuçlanacaktır.

Diyalog Medeniyet Olgusudur

Bu gün çağdaş ve medeni olarak sayılan toplumlar öncelikle bir mevzuyu aşmışlardır. Bu tanıma, diyalog ve bilgiden korkmamadır.

Ortaçağ karanlığının (bu karanlık sadece avrupa için geçerlidir, Osmanlı ve İslam dünyası en aydın çağlarını yaşıyorlardı.) aşılmasının görünen sebepler ardındaki sebebi kilisenin ve hristiyan halkın İslamiyet ve diğer dinlerin bilgilerini ve ilimlerini alarak onları tanıma isteğidir. Bir çok olgu özgürlük, demokrasi ve insan hakları bu yolla ortaya konulmuş ve dünyada yaşayan Avrupalılarca ortak bir sentez dünyanın gözünü o yöne çevirmiştir.

Ve Avrupa tek taraflı olan bu sentezi kötüye kullanmıştır. Avrupa artık rakiplerini tanıyordur. Ve bu diyalogla medeni sayılıyordu. Çünkü diyalog bir medeniyet olgusuydu.

Sağlıklı Bir Dünya

Sağlıklı bir dünya için sadece bi kesimle veya bir kesimin yaptığı diyalog değil, bütün kesimlerin diğerleriyle yaptığı sağlıklı diyaloglar olmalıydı. Bu diyaloglar sağlam zeminler üzerine düzenli bir yaklaşımla yapılmalıydı. Ve insanlar diğerlerini oldukları gibi kabullenmeyi öğrenmeliydi.

Ve ülkeler çok tutarsızdılar ve ne yazık ki kendi içlerinde bir birlikleri yoktu. Bu diyaloğu dinler arasında denemelere girişen insanlar oldu. Ama eleştiriler sert ve açımasızdı. Bazıları yılıp çekilsede bazıları bunu hayat felsefesi haline taşıdılar. Ve dünyada bir çok sivil toplum örgütü buna destek vererek etkili bir sistem geliştirdiler.

Yeni Dünya Medeniyeti ve Son Çıkar Yol

Evet dünya bir Nuh tufanı, yerleşik hayata geçmek, demokrasileşme, özgürleşme ve bilişimden sonra yeni bir dönemece doğru gitmekte ve yolun iki dönüşü var ya dünya ikisinden birinde karar kılıp dönecek ya da bu şekilde gidemeyeceğinden dolayı dünya insan zaaflarına yenik düşecek.

Şüphesiz ki dünya medenileşme çalışmalarının son dönemecinde ve burada görev yeni eğitilmiş neslin omuzlarında. İşte bunu görenler için son çıkar yol eğitimin ta kendisi...

Ve yeni dünya medeniyeti eğitim, diyalog, hoşgörü ve küresellik dört ayağına oturacaktır. Çünkü dünyanın kendi yaşından şu an anladığı ve sorunlarına çözüm beklediği yollar bunlardır.....

Ve bu dört ayak son çıkar yoldur.

(Tarih Semalarında Medeniyet Olgusu ve İnsan Faktörü notlarından)