renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Mâziye Bir Bakıver Neler Neler Bıraktık!..

Bol hurufatlı ve yüksek perdeden terennüm edilen 1990'lı yıllar, kendine has özellikleriyle limandan ayrıldı, gitti. Her gelenin yenilik (acaiblik ya da) getirmesi âdetten sayılır. Yeniye göre eski kötüdür. Kötülüğün ilmî ve fikrî çalışmalarla aşağılanması, eski liderlerin hâin ilân edilmesi alışıla gelen, sıradan hadiselerden sayılır. Yalnız bu 90'lı yıllar, yaşandığı sırada hilkat garibeleri ile çöreklendi toplumumuz üzerine. Eski birazcık unutuldu. Gelecek kaygısı zaten umurlarda değildi. Bunların dışında gelişen ve özellikle böyle gelişmesi istenen inanç esasları, hemen herkes tarafından değerlendirilmeye, yargılar üretilmeye kayıverdi. Bunda elbet ki yazılı ve sözlü basının, ağzına mikrofon uzatılan konuşmacıların ve aslî olarak biz insanların büyük katkıları oldu. Anormal bir kültürsüzlük ve düşünmeme bombardımanına uğradığımız bu yıllarda bazı kelimeler, bu kelimelerle beraber bazı kavramlar ve bu kavramlarla beraber bazı akideler oluştu.

Mesela, herkesin ağzından eksiksiz olarak duyabileceğimiz bir inanıştır demokrasiyi benimsemek. "Demokrasiye inanacaksın ki başın belaya girmeye. Hem bu yönetim şekli bizim toplumumuza uyan, ideal bir yönetim şeklidir demokrasi demek, insanca yaşamak demektir. Kim ki demokrasinin aleyhindedir, haindir.". Kim diyor bunu? Her ağzı olup da konuşan!. Neye göre diyor? Afrika'daki birkaç kabile baz alınarak... Kimsenin sorma ve eleştirme yetkisi bulunmadığı için bazı şüpheler hep muallakta kalıyor. Rant için mi demokrasi, okullardan atılmak için mi, toprak ağaları için mi, durmadan parti değiştiren milletvekilleri için mi, askerler için mi, asgari ücretle geçinme mahareti gösterenler için mi, stad anarşisi için mi, gazete patronları için mi, televizyon reklamları için mi, tetikçiler için mi, namusunu satanlar için mi?..Kimsenin cevaplamak gibi bir endişesi yok. Sadece demokrasi iyidir, yönetim şeklidir ve yaşasın demokrasi!

Bu başlangıçla birlikte daha bir çok iman ettiğimiz noktalar husule geldi. Bunlardan belki en önemlisi, vahye dayalı din anlayışının reddedilmesidir. Akıl her şeyin başıdır ve akla mutabık olmayan şeyler hurafedir düsturunun empozesi sonucu, işimize gelmeyen bir çok hususta akıl ve mantık aradık, üç kuruşluk aklımızla! Mevcut dayatmalar içinde, belki en şedidi bu idi. Önemli merhaleler kazandılar ve manevi dünyamızı talan ediverdiler kısacık seneler içinde. Zerrelerimize kadar maddiyatla haşır neşiriz. Akıl ve mantık normlarına uygun olmak koşuluyla borsa endeksi, süper kafamıza yatmaya başladı. Cebinde üç kuruşu dahi olmayan bir vatandaş, gelişen her hangi bir olay neticesi, yapılan bir açıklama akabinde borsanın ne getirip ne götüreceğini hesap edebilir oldu. Siyasilerin milletvekili oranlarını hesapladık bir anda. Rüyalarımızı hayra yormak yerine akla yormaya başladık. Dualarımızda belirli gün ve haftaları, aklımızın iyi çalışması sonucu hiç şaşırmadık. Endekslerin, istatistiklerin, grafiklerin, dilimlerin kucağında aşklarımız dahi akla uygun oldu, Leyla ve Mecnun'u "ne diyor bunlar be!" dalgalarıyla karşıladık. Çünkü bizim dinimiz akla en uygun din idi. Kimse umursamadı tabii ki yaşantımızın vahye ne kadar uygun olup olmadığını? Akıl in, vahiy out olmuştu...Bununla beraber medyumların, akıl ve mantık ile izahına lüzum yoktu. Çünkü onlar sistemin peygamberleri oluvermişti.

90'lı yılların yakamıza iliştirdiği bir başka serlevha, insan haklarına dairdi. Herkes, herkesten insan haklarına itaat etmesini bekledi. İnsan hakları, insan hakları idi çünkü. Hem bu bir yerleşsin, arkası gelecekti. Gecikmeden geldi de: Hayvan hakları, eşcinsellerin hakları, esrar satıcıları ve içicilerinin hakları, zenginin enflasyon ve ihale hakkı, siyasilerin devleti yeme hakları, ilânihâye... Belli kesimlere şirin görünme ve bu meyanda malı götürme şablonunda, bu da yerini alıverdi. Karakollarımız şeffaflaştı, işkence ortadan kalktı, cezaevleri üs olmaktan çıktı, faili meçhul cinayetler, adam kaçırmalar, tinerci bebeler bir anda ıslah olarak vatana ve memlekete layık oluverdiler. Ve fakat İslam ve emrettiği hiçbir şeyin bu maddeden nasibi olmadı. İnsan hakları, inanmayan insanların hakkıydı kısaca.

Bunlarla da kalmadı 90'lı yılların inanç maddeleri. Bir kez kapı aralandıktan sonra peş peşe yeni maddeler, yeni risaleler sökün etti. İşte bunlardan bazıları:

Moderniteye ve yeni dünya düzenine iman edeceksin ki, sistemli olmak sistemin olmaktır. Sistemin olduktan sonra yeni sistemler geliştirilebile...Sistemin içinde, sistemin öngördüğü oranda marjinallik sağlıklı. Sisteme mugayir hiçbir aksiyon, hatta düşünce düşünülemez. Hem zaten sistem, düşünülmesi gerekenleri düşünmüyor mu? Sisteme güvenin, rahat edin!

Çevreyi kirletmeyeceksin! Çevrecilerden önce bu önemli görevi kim üstleniyordu acaba? Yoksa yüzyıllar sonra hem kendimizin hem de çevremizin çok kirli olduğunu keşfettik de yola oradan mı koyulduk?

Serbest piyasa ekonomisine harfiyen itaat edeceksin! İsteyen istediğini, isteyeceğini hatta isteyemediğini kafasınca alıp satabilecek ve itaat ile birlikte saygı da göstereceksin.

Basın hürriyetine saygı göstereceksin! Çünkü basın ve bunların patronları adamı anasından doğduğuna pişman edebilirler. 2 saniyelik bir filmin veya flu bir fotoğrafın seni istedikleri gibi yorumlayıp ipe götürmeye dahi yeter de artar bile. Onlar yalan yazabilir, şantaj yapabilir, istedikleri gibi hükmedebilirler, sen saygılı ol! Ne olur ne olmaz...Hem ne olmaz, ne olmaz...

Vücuduna ve sağlığına tapınırcasına itina göstereceksin! Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu yasal uyarıdan öğrenecek, sabahları birkaç saatini cilt bakımına ayıracak, dengeli beslenecek, spor yapacak, hasta olmaktan Allah'a değil, aklına sığınacaksın. Aerobik salonları, sağlıklı yaşam koşuları, zayıflatıcı bitkiler, seni beklemektedir. Şişmanlık, tehlikeli bir hastalıktır. Yeme ve kurtul ve dahi perhiz yap...

Gel de çık şimdi işin içinden. Çıkabilirsen?...

90'lı yıllar bu derin çizgilerle anılacak. Bu misyonun yerine ise yenileri, en kısa zamanda gelecektir. Çünkü toplum istenilen kıvama gelmiş, yeni açılımlara gerekli zemin hazırlanmıştır. Yarınların nelere gebe olduğunu ömrü kifayet edenler elbet görecektir. Görelim Mevlâ neyler

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Deve üstünde kuduz dalıyor.

Bu yazdıklarınızın hepsi kanayan yaralar. Henüz durdurulamamış üstelik gitgide daha komplike sıkıntıların eklendiği yaralar...Çözüm diye sunulanlar sanki daha da düğümlüyor meseleleri...İnsanlar seyrettikleri gibi düşünmeye onlar gibi davranmaya alışıyorlar ne yazık ki...Güneş tutuluyor ıslık çalıyorlar. Tepkiler sığ ve anlamsız...Tekbir getirmeyi bilmiyorlar. Harcamalarında gördükleri insanlar gibi davranıyorlar. Ellerinde kredi kartı, arzu ettikleri biçimde ,çantalar dolusu alışveriş yapıyorlar. Eşleri kızacak olsa kadın hakları diye bir safsatadan velvele üretiyorlar. Korkunç bir ekmek ve yemek israfı kol geziyor. Kadınlar tirit yapmayı bilmiyorlar. Ekmekler poşetler dolusu atılıyor. Sanki bu tablo mazide kalmamış ...Büyüyor, büyüyor...Kendiniz kredi kartı kullanmıyor, bulursam yerim bulamazsam beklerim diyorsunuz ve sizi günde kaç kez arayan banka avcılarını reddediyorsunuz ,bir yakınınız inin inim inliyor kart borcundan ve sizden yardım bekliyor. Verip de mi kötü olacaksınız vermeyip de mi?
Herkes güzel olmadığını düşünüyor olsa gerek ki bu kadar merkez açıldı. Tıbbın bile büyük bir bölümü böylesine popüler alanlarla iştigal etmeye başladı. Kimilerini belki ucundaki para ilgilendiriyordur fakat kimileri gerçekten bunalımda ...Ne kadar para harcarsa o kadar güzelleşecek...Şişkoluk şimdilik moda değil, haddeden geçmiş tel gibi olmak var...Bir de hiç ama hiç güzel olmadığını düşündüğüm çerçi eşeği gibi parfüm kokmak...Hele o asansörlerde kapalı yerlerde ne de berbat kokuyor. Yahu şuna para verilirmi hiç...
Halbuki su var sabun var.Methedilmiş temizlik var. Tonikleri, zayıflama cihazlarını çöpe atıp da çöpten ekmekleri kurtarıp tirit yapmak var. Allaha havalem gençler tirit bilmezler bile...Gelin siz büyük lafı dinleyin,daha güzel olacaksınız.
Bakın devenin üstünde zor duruyorum. Bir daha kredi kartı mıredi kartı borcunuzu ödemem.

Size seksenli yıllar verelim..

"Yeniye göre eski kötüdür." demişsiniz ama size göre eski daha güzel galiba yeniden. Yeni'yi acayiplik olarak gören bir bakışaçısını garipsemeden edemiyorum. Olay o ifadede kopuyor işte, o ifadeden sonra doksanlar ağzıyla kuş tutsa bir anlam ifade etmeyecek.

Yazarın kötü-fena-sakıncalı bulduğu yeniliklerin veya değişimlerin çoğu bence güzel şeyler. Mesela İnanç essasları hakkında hemen herkesin değerlendirme yapabilmesinin ne zararı var. Herkes değerlendirme yapabilecek ki inançlar gerçektten inanç olsun. yoksa sadece öğrenilmiş bilgiler olarak kalacak. Çevreyi temiz tutma meselesi var birde dikkatimi çeken. Bu yargının karşıtı çevreyi kirletelim mi olacak ya da çevre temizliği hakkında fikir beyan etmeyelim mi. Çevrecilerden önce bu görevi üstlenen kimse yoktu ve çevrenin korunmaya ihtiyacı kesinlikle ihtiyacı vardı halen de var. Serbest piyasa mevzuda ilginç. karneleri mi özlediniz yoksa ya da karaborsayı, kuyrukları... Verilen örneklerde mazide çok daha güzel izler olduğunu da düşünmüyorum. Diyebilirim ki Mazide bıraktığklarınız bunlarsa bırakmakla iyi etmişsiniz..

Karşı olunması gereken şey değişimin kendisinden ziyade değişimin niteliği bence. Yeni-değişik herşey kötü değildir. Değişimi-yeniliği toptan reddetmek de maziden kalan bir alışkanlık galiba.

Muhafazakarlık böyle birşey olsa gerek..

yok ben almayayım siz "değişim"leniniz.

"....Her gelenin yenilik (acaiblik ya da) getirmesi âdetten sayılır. Yeniye göre eski kötüdür. Kötülüğün ilmî ve fikrî çalışmalarla aşağılanması, eski liderlerin hâin ilân edilmesi alışıla gelen, sıradan hadiselerden sayılır..." bu genel teamül. mesela yeni bir rejimin kaim edilebilmesi için eskinin bütün zerreleri ile bütün kurumlarıyla, bütün varlığı ile reddedilmesi gerekir. bu sebeple her yeniye göre eski kötüdür. lütfen bakınız demokrasi!lerde bile "enkaz" söylemine.

yorumunuzun İkinci paragrafında ele alış biçiminiz sanki "tiy" kokuyor. Bakın ben de yenilikçi olabiliriyorum aynı zamanda. kısa geçelim: yaşayan bilir. tabir caizse üzerimizden tren geçti, ayağa kalkıp "elhamdülillah ne güzel" oldu demenin anlamı bence yok.

elbette esas olan değişimin niteliği. yazıdan kendisini anladı iseniz hata yazana aittir. demek ki maksadını tam ifade edememiştir. mufafazakarlık iyi bir şeydir efendim. yemek üzerine daha iyi gider. şişkinlik de yapmaz mübarek. vesselam