renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Manzum bir Muhasebe.

Kahpemsi gururdur beni alçaltan,
Ve düzenbazlık bir eroin gibidir.
Yalan kemirirken beni bir yandan,
Beni küçülten sinsi bir kindir...

Oysa insan sevmeli, bunu anladım.
Ruhuma dokunmalı artık insanlar.
Geç kalmış olsa da mutluluk feryâdım,
Hakkını helal etsin benden yananlar...

İstifamı kabul edecek tek merci benim,
Sevmeliyim, sevmeliyim, sevmeliyim...

Gitmeliyim... Gitmeli miyim?

Mâtemsiz ölüler olmalı bu şehirde,
Ve mezarlık istemiyorum asla.
En güzel olanı seçmeli insanlar bir de,
Yaşanmalı hayat bütün telâşıyla...

Kaçıp gitmek akıllıların işidir,
Bu ölümsüz şehirde kalanın ismi ise,
Ya delidir dostum; ya da derviştir...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

"Herkes insan kılığında çıkmış sahneye..."

"Bu ölümsüz şehirde kalanın ismi ise,
Ya dali'dir dostum; ya da derviştir..."

"bi' serzeniş" diyelim :

BEN-OMEN

Sevilmeye çok geç kalmış ellerim var,
Gittikçe kaybolan derin bakışlarım, kısılan gözlerim,
Her zevki, her tadı barındıran dudaklarım;
Cesaretsiz, esaretini kabullendi rahipliğin,
Yeni yetme aşklarda bulunamadım hiç.
Aşkın sadece hüzün olduğunu bilirdim,
Sevebilmek ödülü verilmişken bana,
Sadece "karşılıksız sevmek"le yetinirdim...
Artık tüm büyülerim, kör karanlık dualarım,
Geleceğe dair minyatür umutlarım kayboluyor.

Sanırım çok geç kaldım, yaşamaklara,
Göğsümdeki ince bıçak darbelerinin derin sızıları
Ölümün çekiciliğini arttırıyor sürekli,
Tommiks'im, Swing'im, Zagor'um, Teksas'ım;

Tanrım, bırakmayın, yaşatın beni...

Boynuma ağır veballer yükledim bile bile, oyun gibi,
Taşıyamıyorum, yaşayamıyorum boynum ağır, bükük,
Yasakçı bir şehrin tam dibinde hapsolmuş,
En kirli havaları, en büyük özlemleri solumaktayım,
"özentisiz yaşamak" kaygıları taşırken içten içe,
leş yiyen, sindiren, büyük kalabalığın nezaretinde,
bilinçsiz gibi davranışlarım; yada anlamasınlar diye bilinçsiz,
istediğim hiç bir şeye tercüme olamıyor bedenim,
bendeyim, ama, hastalıklı utancımla, ben gibi miyim bilmiyorum,
Kızılmaske'm, Zembla'm, Ken Parker'ım, Jacques'im;

Tanrı'm koruyun beni...

Nefes almak bile gurbetten sanki,
Korkusuzca saldırırken, hak yiyenlere, pisliklere,
Bedeninde yaralardan bir zırhla gezen benim,
Bir çocuğun bilinçsiz asiliğine benzeyen başkaldırışım,
Dürüstlüğü hep ön planda beklemekte.
Maceracı değilim severken, sevilirken bilemem,
Kurt kapanlarının arasından tek amacım,
Sevgiliye ulaşabilmem,
Superman'ım, Örümcek'im, Batman'im Wolverine'im;

Tanrı'm, ona götürün beni...

Henüz adını bilmediğim binlerce acı geliyor üstüme her gün,
Yaşadığım her yer maskeli balo,
Herkes insan kılığında çıkmış sahneye,
Sevdiklerimi, sevmek istediklerimi maskeli görmek üzüyor beni,
Kesintisiz kaçışlarım var, kaçtığım her yerden,
Ömrümü verip, platonik aşklar alıyorum karşılığında,
Yaşamak istediklerimle birlikte olduğum bir düş ülkesine bile
Umutlanamıyorum,
Yattığım yer buz-demir, bir ömür hücre cezası yemişim,
Karanlıkla, kuytuyla, kendi sesimle besleniyorum,
Geçmişimi çalmışlar, geleceğime dair tek bir sabit'im yok,
Şimdi yaşadığım an değil ki şimdiki zaman,
Kıyısından köşesinden yaşıyoruz, zorunluluk,
Katı cellatların, kanlı giyotinlerin önüne
Bir uzatıp bir çekiyorum, kafamı,
Conan'ım, Tunga'm, Tengiz'im, Thor'um;

Tanrı'm, kaçırın beni...

Henüz doğru düzgün terlememiş bıyıklarıma
Ağ germiş aksakallının büyülü, örümcekleri,
Damarlarımdaki kana habersiz karışmış,
Birkaç bulaşıcı hastalıktan bahsediyor bedenimin spikeri,
Yüzüme işlenmiş tarihlerden motif beğeniyor,
Gelinlik kızlar,
Yüz de[sen], yüz bin defa feda ederdim tüm anlamlarımı
İşime yarayıp yaramayacağını düşünmeden,
Ölesiye susturulmuş, acımasız sindirilmiş, fikirleri
Koymuşlar ayaklarımın önüne, ezemem, bakıp geçemem,
Onlar yalnız kalmasın diye kurban ederim kendi fikirlerimi de,
Savaş bende, kin bende, nefret bende,
Ben değilim ben'de, değilim bu beden de,
Değilim ben yaşanılacaklardan mahrum eden de,
Bana kızma, bana küsme, çek kuralcıları yanına neden de,
Çocukları şenlendiren bir ıslaklık usuldan çoğalmakta üstüme,
Akıyor saçlarımdan annemin ellerindeki deterjan kokusu,
Annemin okşayışları dökülüyor saçlarımdan, ezmesinler,
Sol elimi saklıyorum her hücreme saldıran ıslaklıktan;
Babam beni gezdirirken o elimden tutardı çünkü, dökmesin yere,
Babamın hırpalanmış elinden ömür çizgime bulanmış terini,
Ama koruyamadım ıslandı sol elim.

Son çare,
Gizlemek istiyorum, kardeşlerimle yaptığım yaramazlıkların izlerini,
Çocukluğumun eşsiz hatıralarını, en masum yaralarımı,
Üzerime hücum eden ıslaklık, tüm yaralarımı döküyor vücudumdan,
Annemin okşayışlarıyla, babamın terinin yanına,
Böyle azar azar yok olmaya dayanamıyorum...
Punisher'ım, Magneto'm, Kingpin'im, Orloff'um;

Tanrı'm...
Öldürün beni...

Umut Taydaş

/yoruldum mu?
daha yaşamaya başladım mı ki?/

muhasebe..

ölümsüz sehirle biten siirin girisi de bitirilisi kadar acik ifadelerle dolu. ve düzenli yaklasmissiniz sona :)
manzum ifade etmek icin sizi iten sebep ne idi bilemiyorum lakin,
cok net sekilde muhasebesini yapmissiniz yasaniliyor olanin..
akliniz ve yüreginiz dert görmesin..

"göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde.."