
Haber 7 Televizyonu'nda hafta içi her gün 15:00-16:00 saatleri arasnda yayınlanan Kırkambar programı bu haftayı Sezai Karakoç haftası olarak belirledi. Bir hafta boyunca, bütün yönleriyle Sezai Karakoç'un ele alınacağı programların salı günkü bölümünde İsmail Kılıçarslan ve Tarık Tufan, Selahattin Yusuf’un konuğuydular. Usta şairlerimizden Süreyya Berfe’nin telefonla katıldığı programda Kılıçarslan ve Tufan Sezai Karakoç'un şiir ve düşünce dünyasının kapılarını aralamaya çalıştılar.
Selahattin Yusuf'un çarşamba günü canlı yayın konukları ise Mevlana İdris ve Hamit Can. Perşembe günü Mustafa Miyasoğlu’nun cuma günü Haydar Ergülen ve Sadık Yalsızuçanlar’ın konuk olarak katılacağı Kırkambar'a ayrıca Ayşe Şasa, Rasim Özdenören, Ülkü Tamer, Ebubekir Eroğlu, Enis Batur, Ahmet Oktay, Tahir Yücel, Doğan Hızlan, Şaban Abak, Hakan Albayrak, Ömer Erdem telefonla konuk olacaklar.
Cemaat.com ailesi olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü layık gördüğü üstadımız Sezai Karakoç’un Haber 7 ekranlarından Türkiye gündemine sunulmasından dolayı memnun olduğumuzu ifade ediyor, Selahattin Yusuf nezdinde katkıda bulunan tüm ekibe şükranlarımızı sunuyoruz.
Yorumlar
Kırk Ambar ne güzel bir icraat eyledi...
Çar, 10/01/2007 - 17:06 — Halid AslanTarık Tufan ve İsmail Kılıçarslan'ın katıldığı ilk programı seyreden birisi olarak şunu memnuniyetle ifade edebilirim ki Süreyya Berfe'nin de yaptığı değerlendirmelerle birlikte Sezai Karakoç gibi bazılarınca inadına görmezden gelinen bir üstadı tanımaktan, kitaplarını defalarca okumaktan bir kez daha şeref duydum. Haber7 ve S. Yusuf'a, Sezai Karakoç'u tekrar gündemimize almamıza sebep olan Kültür Bakanlığı'na, şiir bakışı kadar nefis şiir okuyuşu ile İsmail Kılıçarslan'a, ufkumuzu farklı noktalara çeken Tarık Tufan'a... teşekkürlerimi sunuyorum. Nasip olursa şimdi de izlemeye çalıştığım gibi diğer günlerdeki programları da izlemek için sabırsızlanıyorum.
Akşam, programın da etkisiyle sanırım, üstadın şiirlerine bir kez daha baktım. Çıkış Yolumuz'u da bu akşam elime almayı düşünüyorum. Ey Cemaat çok muazzam bir düşünürle çağdaş olmanın bahtiyarlığını hissedin. Dirilişi hissedin.
SEZAİ KARAKOÇ haftası
Çar, 10/01/2007 - 19:00 — Abdullah BirokurBu ne güzel eylem !.. Emek verenlere teşekkürler. Üstad Sezai Karakoç'u anmak, anlamak noktasında yapılan çalışmalar bizleri sevindiriyor. Üstadı hakkıyla okuyan, anlayan nesilllere ihtiyacımız var. Onun ufku sınır taşlarını aşıyor. "Diriliş"in bir ömür boyunca işlendiği yazıları tekrar okumalıyız diye düşünüyorum. Selâm ile...
Haber7'de Sezai Karakoç programları...
Çar, 10/01/2007 - 21:51 — Ali DüzHaber7'den güzel bir hareket. Programlar istifadeli olucaktır eminim.
Yalnız programları canlı izleme fırsatı olmayan benim gibileri için de bir şeyler düşünülmüş müdür acaba? İnternete filan kaydetmek gibi. Böyle bir çalışma var mı?
Büyük üstat Sezai Karakoç'u daha çok kavramak, özümlemek için böyle programların katkısı olacaktır inşaallah. Kitaplarını okuyanlar için yeniden yeniden okumaya sebep olacaktır.
Bu aralar üstat daha çok konuşuluyor. Kültür Bakanlığı'nın verdiği ödül nedeniyle. Bu ödül üstadın umrunda olur mu bilmiyorum ama. Eğer böyle bir ödül vardıysa, bu ödül Türkiye'de ilk önce Sezai Karakoç üstada verilmeliydi bence. Yani bu ödülün bende pek bir anlamı yok. Üstat da kendisine daha önce verilen ödülleri almamıştı. Aslında ben şuna daha çok şaşırdım, uzun bahsetmeyeceğim böyle güzel bir haberin altında olumsuzluk olmasın diye, ödül sonrası Erdem Beyazıt diyor ki, aslında bu ödülden önce Sezai Karakoç'a Nobel verilmesini bekliyorduk biz. Orhan Pamuk'tan evvel üstadın hakkıymış Nobel. Ben bu görüşü doğru bulmuyorum. Yani Nobel'in ne olduğu nasıl verildiği belli. 20 yıl önce de belliydi bu. İsmet Özel'in 1970'te yazdığı bir yazı var mesela Nobel hakkında. Yani bence üstada Nobel verilse de, o bunu reddederdi.
Ve Yalnızlık Monna Rosa kadar Yalnızlık
Çar, 10/01/2007 - 23:07 — Serkan TekinBir efsaneydi o. En güzel türküyü bir kurşun söylerdi. Selçuk Küpçük onu söylerdi. Yavuz Bülent Bakiler böyle daha da güzel yazmıştı İstanbul'u.. En çok okuduğumuz şiirlerdendi ...MonnaRosa...
"...şimdi tûfan başladı..."
üstada verilen ödül
Per, 11/01/2007 - 00:08 — halid erkamüstada verilen ödül nedeniyle gündeme gelmesini örtbas etmeye çalışanların olduğunu görüyüorum bazı mecralarda..üstadı sadece mona rosa şiirinin şairi olarak görüp onun diriliş düşüncesini görmezden gelmeye çalışanlar var böyle bir dönemde inadına sabırla üstadın diriliş düşüncesini gündeme tekrar tekrar getirmeli.. islam aleminin dirilişi için hepimiz birer diriliş işçisi olmalıyız haber7 televizyonunu da kutlarım üstad üzerinde bu kadar detaylı gözlemleri sundukları ve sunacakları için..
selametle...
bir-not
Per, 11/01/2007 - 02:19 — Serkan TekinDüşüncenizin temelinde haklısınız belki ama hemen "örtbas etmeye çalışmak" ile nitelendirilmemeliyiz değil mi? Şimdi www.karakutu.com adresinde MonnaRosa-Sezai Karakoç aşkına dair çok yeni bilgiler var. Bugünkü hürriyette'de Ahmet Hakan bu konuyu çok güzel yazmış. Üstadla ilgili geniş bir açılımda, bu ve benzeri güzellikleri yazmayalım mı? Yazmasınlar mı?
Bunlar DİRİLİŞ sürecini engelleyemez...
"...şimdi tûfan başladı..."
önemli olan diriliş ancak...
Per, 11/01/2007 - 15:11 — halid erkamdiriliş sürecini engelleyemeyeceği konusunda haklısınız ne de olsa bizler hakikatın bir güneş olduğuna ve onun balçıkla sıvanamayacağına iman etmişiz baştan... mona rosa konusunun aydınlanması ne kadar güzeldir bilemiyorum o şiir bir efsanedir üstadın 19 yaşında yazdığı gerçek bir efsane ancak üstad şu anda o şiiri ilk haliyle kabullenmemekte bana kalırsa bu konu o kadar deşilmemeliydi ahmet hakanın bundan birkaç ay evvel yine mona rosa üzerine yazdığı yazı gerçekten de hoştu hele de üstadın ping pong masası adlı şiiri hakkında olan ancak ahmet hakanın dün yazmış olduğu yazı konusunda tamamen farklı düşünüyorum sizden...
"Ve kendini şiire vurur Sezai.
Böylece Türk edebiyatının en dokunaklı aşk şiirleri ortaya çıkar.
Hem de kuşaklar boyu nice taşralı genci acayip hırpalayan damardan şiirler."
sizce bu yazı iyi bir tahlil ürünü mü? sanki üstadın binlerce aşk şiiri varmış ve bu aşk şiirleri "damardan" arabesk bir hava taşıyormuşcasına bir anlatım bence hiç hoş değil hele ki ahmet hakanın birçok afedersiniz ama pisliğinin ayyuka çıktığı bir dönemde..
tabi bu tür konularda fikirlerde ayrılık olabilir bunlar benim düşüncelerim önemli olan diriliş fikrinde bir olmak allah hepimizi kendi yolunda bir diriliş işçisi eylesin... amin...
selametle...
Isıt Çorbayı Aşcı Başı
Per, 11/01/2007 - 19:38 — Mustafa Burak SezerA. Hakan'ın işi bu; ısıtıp ısıtıp Monna Rosa'yı anlatmak. Aylar öncesi yazdığı yazı ile bu yazı arasında iki cümlelik fark var. Üstadı, Aşk şairi, Rosa şairi yapıp çıkardılar. Solcular bile "vay be büyük adammış, böyle aşklar kaldı mı bu zamanda" dedi. Üstadın başka şiirleri yok mu? Sezai Karakoç sadece Monna Rosa'yı mı yazmış? Başka para edecek şiiri yok mu? Bu kadarcık mı?
Sağcılar (Ki bu kelimeyi sevmiyorum) Monna Rosa diye diye, karşı mahalle ha Monna Rosa varmış, tamam güzel, okuduk , bitti diyor. Onları da kendinize benzettiniz.
"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-
Çirkinlik!
Per, 11/01/2007 - 17:22 — Ali DüzAhmet Hakan adlı şahsın yazdığı yazılar ve yazılarında kullandığı mesela yukarıdaki bir yorumda da alıntılanan yaklaşımlar tek kelimeyle çirkinliktir. Doğruları ortaya çıkarmak adına yapılan bir çirkinliktir bence. Doğrular bahanesiyle magazin yapmaktır bu! Terbiyesizliktir. Terbiyesizliğin göbeğidir.
Karakutu.com'un dosyası da aynı çirkinlikten nasibini almış ve hiç yakışık almamıştır! İnşaallah oradan kaldırılacaktır.
Üstadın mahremiyetine ve hassasiyetine yapılan bir saygısızlıktır bunlar. Efsaneleri yıkmak doğruları açığa çıkarmak bahanesi ya da iyi niyeti filan çok saçma ve safçadır. Üstadı seven onun hakiki okurları onu efsanelerden dolayı tek bir şiirden dolayı değil, onu her yönüyle bir bütün olan Diriliş davasından dolayı sevmektedir.
Bu haberler doğruluğa hizmet etmez. Üstadın da bunlardan rahatsız olacağından eminim.
Kaç zamandır Ahmet Hakan'a...
Per, 11/01/2007 - 18:26 — ahmet ciritKaç zamandır Ahmet Hakan'a böyle bir dokunduran olmamıştı teşekkür ediyorum size. :))) ŞU "TERBİYESİZLİĞİN GÖBEĞİ" LAFI DA HOŞ OLMUŞ.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
bir teklif!
Cum, 12/01/2007 - 02:17 — cemalcalikselam ve dua ile;
arkadaşlar, kardeşlerim bir teklifim var; gelin ahmet hakan ve benzerlerini "ademe mahkum!" edelim. adlarını anmayalım. yazdıklarını okumayalım. İsmet beyin güzel bir deyişi vardı: yaklaşık şöyle bir şeydi: "Müslüman bazı şeylerin cahili olmalıdır." bu sözün "kerih"lerden kaçınma bağlamında yerine oturduğu tartışmasızdır.
teklifim, üstad necip fazıl'ın bir makalesinin adıdır: "Ademe Mahkum Etmek". şimdi sık sık üstad necip fazıl'ın adını ananlar seksen öncesi yok gibi davranırlardı. öyle ki, kimi şiir antolojilerinde sanki "kaldırımlar" dahi yazılmamıştı. öylesine kapılarını kapatmışlardı. onu ve şiirini "ademe mahkum" ederek üstaddan kurtulacaklarını, onu yok edeceklerini sanmışlardı. güneşe sırt dönmenin dönenedir zararı. ya kazurata sırt dönen! ya yaşamı, anlayışı ve algılayışı karikatür olanlara sırt dönenin kaybı ne olur? ahmet hakan ve benzerlerinin cahili olmak bize ne kaybettirir? kime ne kaybettirir? muhteşem bir türkçeye mi sahip? çok derin analizlerle ufkumuzu genişletecek bir birikime mi sahip? sıradan bir spikerdi şimdi de sıradan bir köşe yazarı? onun ve benzerlerinin yazıp çizdiklerini kendi dünyamıza taşıyarak onların varlıklarını sürdürmelerine yardımcı olmuyor muyuz? bu sitede kaçtır adı zikrediliyor.. ne için? bazen isabetli şeyler söylediğine ilişkin (meşhur töre cinayetleri üzerine üfürükten çiziktirdiklerinde isabetli olduğuna ilişkin yorumlar vardı, malum duran saat bile günde iki kez isabetlidir) yorumlarla gündeme geliyor, bazen ne denli zırvaladığına ilişkin.. ve o ve benzerleri böylece kendilerini burada var etmiş oluyorlar..
gelin "ademe mahkum" edelim. her ne sebepten olursa olsun yadetmeyelim. bu çok mu zor? ve kaybımız ne olur? burada marx anılsın tartışılsın, burada sartre anılsın tartışılsın, nietzschie anılsın tartışılsın daha niceleri anılsın tartışılsın bir şeyler öğrenilir, ufku genişler insanın, peki mezkur kişinin anılarak tartışılması ne kazandırır? zaman kaybından başka ne geçer ele?
cemal çalık
cnntürk 5n 1k sezai karakoç dosyası
Cum, 12/01/2007 - 22:26 — halid erkamAz önce biten programda gerçekten güzel sözler söylendi özellikle Doğan Hızlan gibi bir insandan o sözleri duymak beni gerçekten çok şaşırttı aynen bizler gibi düşünüyordu çünkü mona rosa konusunda... üstadın bir düşünce insanı olmasıyla gündeme gelmesinin gerekliliğine değindi hazırlayanların eline konuşanların diline sağlık ...
selametle