renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

özel dosyalar

Türkiye'de İslâmî Ruhbanlık Sınıfı(*) İdeali'inin İflâsı; Müslümanlar 'Kişi'leşiyor

"Batı’nın kirli bilgisinde dağılıp eriyenler bile dönüp geldiler."

İncil, tahrif edilen Tevrat'ın aslını, Kur'an aynı gerekçeyle, hem muharref ve eklemeli Tevrat'ın(ve zebur’un) ve hem de muharref ve birden fazla nüshası bulunan İncil'in aslını doğrulayıcı ve dini tamamlayıcı olarak gönderildi. Bu gerçek, Allah'ın son ilahî bildirisi olan Kuran'da ayetlerle sabit olduğu için tartışılmaz bir kesinlikle ortadadır ve kuşku götürmemektedir. Allah'ın önceki peygamberler aracılığıyla gönderdiği mesajların tahrif edildiği apaçıkken, bu tahrifi yapanların mevcut olacağı da açıktır(Kendilerini bağımsız araştırmacı olarak tanıtan Yahudi ve Hıristiyan araştırmacılar bu tahrifleri bilimsel çalışmalarla da kesinleştirmiş durumdadırlar).

Başörtü Güncem

22 Haziran 1990
...Bir süredir içimde ki boşluk duygusunu, tatminsizliği çözümleyebilecek arayışlar içerisindeyim. Her zaman bana tad veren, mutlu edenler nedense artık doyurmuyor beni. Zevklerim, gayelerim basitleşiyor gözümde. Ne istediğimi bende bilmiyorum.

8 Temmuz 1990
... Bazı dergiler geçti elime... Dünyama yeni sayfalar açıldı sanki. Ne kadar boşmuşum, ne kadar uyuşturulmuşum... Gençlik, güzellik, eğlence, moda... Allahım, bizi nasıl bu kadar gerçekten uzaklaştırabildiler?

Teatral ve Suflörik Slogan: "Vatanı Satmak"

Hukukî ve siyâsî terminoloji'nin herhangi bir yerinde kırıntı düzeyinde de olsa "vatanı satmak" gibi bir tanım, terim yoktur. Vatana ihanet vardır; ancak vatana ihanetin içinde vatanı satmak gibi mâlâyani unsurlar sayılmamıştır. Zira böyle bir eylemin maddî boyutunun olamayacağı, böyle bir suçlama için gerekli olan hukuki sınırların belirlenemeyeceği ve terimleşme sürecinin hiçbir şekilde başlayamayacağı ve tamamlanamayacağı aşikârdır. Böyle bir "şey", hukukî ve siyâsî anlamda suç oluşturamaz ve kişi ya da kişiler bu neviden suçlamalarla zan altında bırakılamaz ve suçlanamazlar.

"Prangalar Sökülürken”

Türkiye'nin genel ve esas iki probleminden birincisi; kalitesiz meşhurlarının bolluğu ve bu meşhurların hak etmedikleri, ancak -bazen fevrî, bazen insiyâkî, bazen de farkında olarak- kullanmaktan çekinmedikleri gücüdür. İkincisi; meşhur olmayan, fakat verdikleri kararlar ve yaptıkları "öznel/subjektif tercihlerle" sebep oldukları olayların geometrik etkisine göre, meşhurlardan daha fazla derin etki bırakan kalitesiz kişilikler ve onların gizli gücüdür. Bu problemler almaşığı şu şekilde de görünür bir târif aralığına tesbit edilerek, iki büyük problem tek probleme indirgenebilir; "Türkiye'de herhangi bir kaydadeğer -nesnel/objektif ölçekli- emeğe isnâd edilmemiş kişilikler, asla olmamaları gereken yerlerdedirler."

Cumhuriyet'in Kazanımları Üzerine Simülasyon Denemeleri

"Cumhuriyet'in kazanımlarını korumak" tandanslı yorumların içeriğinde neler var? İlkel bir teknikle ve lineer(doğrusal) bir yaklaşımla Cumhuriyet'in kazanım elde etmesinin ne anlama geldiğini düşünelim. "Cumhuriyet'in Kazanımları" konulu simülasyonlar oluşturarak, soracağımız sorularla yorumları ve demeçleri anlayabilecek miyiz? Deneyelim;
...
İlk simülasyon denemesi; ”Cumhuriyet, kazanım elde edebilen bilinçli-canlı bir varlık mıdır?”

Bir yönetim şekli olan cumhuriyet'in "kazanım" ilkelerine göre "kazanım" elde etmesi mümkün müdür?

Fitne’nin Farkında Mısınız?

Fitne

"Tanrı’nın Doğum Günü"
Bu Kitap Bir Fitnedir

Hepinizin birer tanrısal veya tanrı olduğunuzu söyleyen birileri var ve kanıtları (!) da Kur’an ayetleri. Zeus’u, Afrodit’i de tanrısal olarak kabulleniyorlar. İslam’la akılları sıra dalga geçiyorlar ve kirletilmiş(!) İslam’ı aklayacaklar. Şeytan’ı seviyor ve sevdiriyorlar. Onun görevini yerine getirdiğini söylüyorlar. Dikkat edin çevrenizde veya çevrenizin dışında birileri şeytana melek demeye başladılar bile.

Ramazan Mektebi(!)

Ramazan

İslâmın dört temel ibadetinden ve beş esasından biri. Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş bir isimdir. Kelimenin aslı "Ruze"dir. Önceleri "Oruze" (günlük) olarak kullanılmış; daha sonra "Oruç" şeklinde telaffuz edilmeye başlanmış ve bu şekliyle yaygınlaşmıştır. Arapça karşılığı "savm" veya "sıyam"dır. Savm kelimesinin lügat manası; yeyip-içmekten kendini tutmak, imsak, hareketsiz kalmak ve herşeyden el, etek çekmek demektir.

Evet, ramazan ayı, biz mü’minler için bir eğitim ve öğretim ayıdır. Bu ay, ibâdetler ve hayırlar için özel ve verimli bir aydır. Kur’an’ın indirilmeye başlandığı bu aydaki bu hâtırayı ebedîleştiren İslâm Dini, inandıkları Kur’an’ın sunduğu hayat düzenini yaşayabilmeleri için, mü’minlerin muhtaç olduğu bedenî ve ruhî eğitimi bu feyizli aya tahsis etmiştir.

İçeriği paylaş