renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kainatın Başöğretmeni Allah’tır!

Allah Muhammed

Bir Cum’a’ya daha kavuştuk… Bir içtima ezanı daha okundu… Mescid denilen sınıfta toplandı talebeler saf saf, bir adayış binası’nın zemin katında… Kafalar düşünceli, kalpler saf… Talep: ilim ve dua, umut: istiğfar ve af…

Binanın değil de biadın ve insanın zeminine inilirdi orada zira… Akabe bir biat La’ya ve müslümandan başka bir şey olmamaya… Akabe her daim azra!

Ve işte muallim geldi, gözü yaşlı hurma kütüğünün varisine çıktı adım adım. Gürlüyor yine gürül gürül her zamanki gibi gürültüden münezzeh ve azade… Saate bakıp tekbir getirip uzun bulduğu hutbe, talebelerinin nazarında bir tadım.
Sevgi ve güven dolu sineler ilminin emrine amade…

“Kainatın Başöğretmeni Allah’tır!...” dedi...
“İnsanlığın Başöğretmeni ise Hazreti Muhammed Mustafa!....”

Dinledim ve düşündüm de…
Dayatılan tek gözü kör öğretmen tariflerini reddeden, sınıfın arka sıralarının mahzun ve sorgulayıcı suratlı Müslüman öğrencisi gibi hissettim kendimi bir an…
Mescidde en önde olmama rağmen masiyetimin yansımasını görerek sinemdeki maneviyat aynamda…

24 Kasım Öğretmenler günü… Öyle mi?
Bilgi okyanuslarından ve ilim hazinelerinden ancak O’nun izin verdiği kadarının öğrenilebileceği Alim Allah’ın kulluğuna ve “Hayat ilk nefesten son nefese kadar öğrenmedir” diyen Muallim Hazreti Muhammed’in eğitim ve öğretimine talib-e olmaya karar vererek kınayanın kınamasından korkmadan bu tahsili tamamlamaya azmetmiş insanlar için her gün öğretmenler günü değil midir zaten…

Rahmetli Cemil Meriç “herhalde iğrendirmek için Öğğğretmen dediler” demiş…
Sağlamasını, önemsiz olduğunu seneler sonra idrak edebileceği sınavdan geçmek için mahrem yerlerine kadar kopyalar yazan kız öğğğrencilere veya postmodern peygamber gibi seyredilen Polat’a bakarak takındıkları tavırlarıyla tiksindirici bir delikanlı tarifinin içini dolduran erkek öğğğrencilere bakarak yapabiliyoruz.

Sen misin cennete layık muallimden cehenneme dek laik öğretmene inkilab eden…
Öyle öğğretmene böyle öğğrenciler o zaman…
Çık şimdi işin içerisinden çıkabilirsen…

Halbuki adı muallimdi onların…Halbuki işi ilimdi onların…

Ne ki Allah değildir o Alem’dir yani alamettir yani Halık’ını işaret eden bir muallimdir.
İlim kelimesi dahi buradan gelir.
Ne ki Allah’ın yarattığı alem’in alametini idrak ve izah etmeye matuftur o ilim’dir.
İlim’in içinde işte bundan dolayı bilme lüksünün yanında anlama çabası da vardır ki bu da Hikmet’tir.Bilim’in öksüzlüğü hikmetsizliğindendir.
Ne ki alemin alametliğini anlamadan ve anlatamadan tek gözle bakarak bilgi-data-info üstüne kuruludur, işte o Deccalist bilimdir…
Hayatta en hakiki mürşidin ilim olması için önce ilim’in Hakk’ının verilmesi gerekir.
Üstünde ve içinde Hak olmayan bilimi Hakk’ın kullarına mürşit ilim olarak tanıtmaya kimsenin hakkı yok.
Hak’sız bilime dayanan ama Hak’lı insanlara dayatılan öğretim ise insana öğretim değil insanı öğütüm olur.
Bu durumdan cesaret alan eğitim, paradokslardan ve postulalardan beslenir ve eğittiği insanları, telafisi zor biçimde geçmekte olan zamana paralel hüsranın o ağır yükünün altında biraz daha eğmeye sebeb olmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Bu eğitim ve öğretim sistemi cahilin cehl’ini perçinlemekten başka bir şey yapamadı ve yapamaz…
Asrın muallimlerinden Mehmed Akif’in “bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olabilir!” vecizesi nasıl da pamuktan mamül gediğe atılmış ağır bir tesbit taşıdır…

Oysa Allah Rab’dir. Rabb’ül Alemin’dir. Alemlerin Rabbi’dir.
Ne ki Rab değildir, o Rabbini öğreten mürebbidir talebelere…

Alim’dir ve Rab’dir Allah, yani insanı ve döşeği olan kainatı ve bu yarattıklarından istifade yollarını Yaratan ve yaratmakla kalmayıp ilk insandan itibaren kullarına öğretendir O.

Allah, gönderdiği dinleriyle ve izin verdiği ilimleriyle bir tahsil imkanı açmıştır kullarına.
Beslenme-Boşaltım-Üretim Sistemi üçgeninde sıkışmamış insanlar için bir mekteptir, bir okuldur bu alem ve bu dünya…

Bir tahsildir bu hayat, Başöğretmen Allah’ın himayesinde…
Kutsal ders kitaplarıyla techiz edilmiş kutlu muallimler yani peygamberler eşliğinde bir tahsildir hayat ta doğumdan varana dek ölüme…

İlahi müfredatın adı hep İslam’dı ve yine öyle…

İnsanların ve cinlerin son başöğretmeni Hazreti Muhammed Mustafa …

Alem’deki her zerreyi Allah’ın ayeti ve bunu anlamayı da Allah’ın ilminin inayeti olarak anlamakta ve anlatmakta olan kişinin adı Muallim…

Kıyamete kadar müfredatı güncel ve muhtevası hatadan münezzeh ders kitabı Kur’an…

Bu tahsilin talebelerinin adı Müslüman.

Hocasını sadece dinlemekle kalmayıp O’na güvenen, ilahi müfredata sadık ve ders kitabının muhtevasına tabi talebelerin adı Mümin…

Müfredatı hayatında uygulamalı tatbik edenlerin adı Muttaki…

Yalnız bir müfredata tabi ve yalnız bir okula müdavim talebelerin adı Muvahhid…

Bu okulunu eğitim ve öğretimden men etmeye çalışanlara karşı okulunun içinde veya önünde direnenlerin işi cihad ve adları Mücahid…
Alim olan Allah’ı için…Kara tahta hükmünde kainat için…Muallimi yani peygamberi için…
Ders kitabı Kur’an’ın üstünlüğü için mücadele ve mücahede verip hayatına yani tahsiline son verilenlerin adı Şehid!...

Hakiki hürriyetin Halık’a kullukta olduğunun öğrenen Adem a.s’dan bu yana fikri hür irfanı hür nesiller yetişmekte bu İslam okulunda…

Sınavların en büyüğü hayatın bizatihi kendisi.
Sınavı yapan Rahman olan Allah olunca prosedür de değişik haliyle...
Bu sınav devam ederken Furkan olan ders kitabı Kur’an açık ve Usvetün Hasenetün olan Öğretmen hala hadis ve sünnetiyle konuşmakta!
Ademoğlu, yanlış cevaplar vermek için çok aceleci ve nankör olmak zorunda…
İstediğini soran insan istemediğini duyduğunda okuldan kaçıyor ve sınavı terk ettiğini sanıyorsa bu vereceği en yanlış cevap oluyor.
Sınav devam ettiği yani talebenin kalbi attığı sürece soruları yinelemek ve cevabları yenilemek için Allah’a başvuru serbest.
Tevbe, geçerli ve yeterli silgi.
Tevbe mükemmelleştiriyor transkripti…
İşte tüm bunlardan dolayı Mahşer Meydanı’nda diploması solundan verilirken bir sınav hakkı daha istemekte haklı olamayacak insan…
Asrın bir diğer dev muallimi Said Nursi’nin “Cennet ucuz değil cehennem lüzumsuz değil” sözünü hatırlayacak belki…
Sayamayacağı kadar nimetlendirilmiş mazideki o mektebin sınavında ter dökenleri anımsayacak belki de terinde boğulacak bir strese girerken…
Kulak arkası ettiği “İman En Büyük İmkandır” kopyasını hatırlayacak belki de kim bilir…
Çok uzun sandığı sınavın bir kuşluk vakti kadar olduğunu öğrendiğinde ah edecek insan öğretmen diyerek dinlediği öğütmenlerine…
Kopya çekmek isteyenin kopya çekebileceği kadar bir süre de tanınmıştı oysa kendisine…

Çağdaş öğretmenler… Sekülerizm… Modernite… Laisizm…
İki hayata inananlar için çok sığ ve yabancı!...
Oysa İnsan… Muallim… İlim… Alem… Alim… Allah!...
Bu hayat, bu okul, bu sınav, bu dua bizim!...
Üstelik bu okul sıcacık ve bu dua çok kuşatıcı...

24.11.2007 Çamlıca
fatihtezcan@hotmail.com

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

öyle ya!

selam ve dua ile;
hasbel kader 1 yıl -1994-1995- kadar "öğretmen"lik yaptım sinop'un şirin küçük kasabası ayancık'da. güzel olan malum günü kutlayan öğrencilerimin hiç biri "öğretmen" diye hitap etmedi.. "hocam!" derlerdi. "hoca camide hoca camide!" diye ünlenen o kişiye inat hoşuma gider "hocalık nerde bizde biz daha talabeyiz!" derdik.. eğer: "Mahşer Meydanı’nda diploması solundan verilirken bir sınav hakkı daha istemekte haklı olamayacak insan…"

ikazını duyumsayacak bir kaç talebe yetiştirdiysem ne mutlu bana.. evet bunun için övünebilirim.. yalnızca bunun için.. teşekkürler Fatih usta.. hürmetler..
c.ç

teşekkürler fatih bey

selam
"Sen misin cennete layık muallimden cehenneme dek laik öğretmene inkilab eden…
Öyle öğğretmene böyle öğğrenciler o zaman…
Çık şimdi işin içerisinden çıkabilirsen..."

ne öğretmenlere böyle bakmıştım şimdiye kadar ne de ilme...çok güzel bir anlatım olmuş bence.
O gün gelememiştim vakfa ama şimdi gelmiş kadar oldum.
Allah, Mustafa İslamoğlu hocadan da razı olsun sizden de.
Buradan Mustafa hocayı mualliminiz olarak belirlediğinizi çıkarabilir miyiz acaba Fatih bey ?
üslub benzerliğiniz inanılmaz da...
teşekkür ederiz size.

Yazı İthaf, Akabe önemli.

ve aleykumselam
ve dahi esselamualeykum

iyi yorum ama ilginç soru.
soru ama sorunlu soru.

Bir defa zaten bu yazı Yevmid Muallim vesilesiyle Mustafa İslamoğlu Hoca'ya ithaftı.
Hiçbir yazımın herhangi bir yerinde spesifik bir mekanın övgüsünü göremezsiniz.Ama bu yazı Akabe'yi yani Akabe Vakfı'nı işaret eder.Çünkü orası günahıyla sevabıyla çalışmakta ve "müslümandan başka herhangi bir isimlendirmeyi etrafında toplanılacak isimlendirme olarak kabul etmemesiyle" ve " ilkeli ve istikrarlı ilim faaliyetleri" ile farklılık ve önem arz ediyor.
Mustafa İslamoğlu bir muallimdir zaten.
Bana göre Türkiye Milleti'nin kadrini kıymetini bilmesi gereken çok da sıkı takip etmesi gereken bir fikir adamıdır aynı zamanda.
Onunla beraber sıkı takip edilmesi gereken fikir ve düşünce adamlarını yazmaya kalksam bence yirmiyi gecmez zaten...
Benim muallimim midir?
Ben ilim talibiyim. O da zaten alimdir. Yani bunu demeye gerek bile yok, tabiki muallimimdir.
Allah almaya calıstıgımız ilmin hakkını vermeyi nasib etsin.Ben cumhurbaşkanı olsam dahi yine mutevazı ve gayretli bir talib olmak için dua ediyorum ve inşaallah devam edeceğim.
Değişmez ve eskimez ders kitabımız Kur'an iken ve Başöğretmen Hazreti Muhammed sav iken ne gam!...
"Müjdecim, Kurtaricim, Efendim, Peygamberim !...
Sana uymayan ölcü hayat olsa teperim."
N. F. Kisakürek
Tabi teperim...
Sünnet diye uydurulup din diye dayatılan hurafe yığınlarını esef ve ibretle seyrettiğim bu gidişat içerisinde Mustafa İslamoğlu gibi alimlerin konuştuğu her kelimeyi not da alır idrak ve tatbik için fırsat da kollarım.
Üslup benzerliğinin farkında oldugum oluyor olmadıgım oluyor.İlkokulda çözdüğü 30'da30 testleri vefakat ortaokulda yazdığı kompozisyonları o mektebi gezen birisiydim.
Yani ne yazmam yeni ne üslubum.
Benzerlik mi...Kişi sevdiği ile berabermiş...Ona yorunuz :)
Haddim olmayarak size tavsiye de edecektim ama sanırım zaten Akabe Vakfı'nın yolunu çoktan öğrenmişsiniz...
Fiemanillah
vesselam veddua
"Camilerde cemaat yerinde hep cemadat;
Siner de köşelerde Hak'tan beklerler imdat! .."

Necip Fazıl Kısakürek