renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Irak'ta Demokrasinin Uygulanabilirliği

İtalyan düşünür Antonio Gramsci'den bu yana sıkça yinelendiği gibi "Doğu'da devlet her şeydir." "Bir şey" değil, ama konuşmayan, her tarafı ve her şeyi kaplamış, ettikleriyle "mesut ve bahtiyar", suskun bir "her şey". Doğu'nun zihni bugünlerde kendisini sorguluyor, Irak'ı. Şüphesiz Irak yıllardır kültürel ve siyasal kuşatma altında bulunuyordu. Bir taraftan küresel sermayenin maniple merkezi ABD, diğer taraftan iyimser manada monarşi, biraz üslubumuzu sertleştirecek olursak diktatörlük rejiminin kontrolü altındaydı. Yani ABD'nin dıştan, Saddam'ın içten bir denetimi vardı. Geçtiğimiz aylarda ABD, Irak'ı işgal etti. Oysa ki Irak uluslararası dış politikada pivotal states (mihver/eksen ülke) sınıflandırması dışında kalıyordu. Irak'ı sınıflandırma içerisine almak için tek seçeneğimiz kalıyordu, rogue states (serseri devlet). Serseri devlet denmesinin sebebi ise büyük güçlerin küresel politika eğilimlerini gösterdiği kadar, gelişmekte olan ülkelerin ve özellikle petrolü olan bir ülkenin tercih ve davranışları ile ilgili endişelerini de yansıtmaktaydı.

ABD'nin savaşa giriş amacı ise kamuoyuna yansıtıldığı üzere -özellikle de Amerikan halkını ikna etmek için- önce Irak'ı ve ardından da tüm Orta Doğu'yu "özgürleştirmek" ve "demokratik bir rejim uygulamak" gibi bir misyona yönelikti. Çünkü demokrasi, bireysel hak ve özgürlükler, siyasal katılma, seçimler, anayasal rejim, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar günümüzde evrensel değerler olarak kabul edilmektedir. Oysa Orta Doğu ülkeleri ve özelde Irak olmak üzere monarşi yada otoriter rejimlerle (genelde tek parti) yönetiliyorlar. Hatta bunu Huntington'un sözüyle ifade edecek olursak "üçüncü küresel demokratikleşme dalgası"nın hiç uğramadığı yerlerdendir Irak coğrafyası. Saddam Hüseyin rejimi elinde bulundurduğu güçle Irak modernleşme ve demokratikleşmesini lehine çevirerek yönlendirmişti.

Huntington, Batı'yı Batı yapan değerler ve onun komple bir sistem olarak başkaları tarafından taklit edilmesinin altında dil, din, kanun hakimiyeti, sosyal çoğulculuk ve sivil toplum yattığını söylüyor.

Peki Irak neden demokratikleşemiyor?

1-) Din: Irak'ta din, toplumu yönlendiren ana etmendir ve yönetici seçkinlerin elinde kendi lehlerine çevrilmiş durumdadır. Bu da toplumsal muhalefeti büyük ölçüde önlemektedir.

2-) Petrol: Ekonomiyi ayakta tutan en önemli güçtür ve yönetici seçkinlerin toplumsal meşruluk aramadan iktidarı sürdürmelerini sağlar. Petrolün yönetiminin deletin elinde olması Irak'ta orta sınıfın oluşmamasına yol açmıştır ve bu da demokratikleşmeyi engellemiştir.

3-) Siyasal Kültür: Sivil toplum örgütlerinin hemen hemen hiç olmaması kamuoyu denetimini yetersizleştirmiş, yönetici seçkinleri denetleyecek bir kurumun olmaması keyfi tutumların devam etmesine bir katkı yapmıştır.

4-) Toplumsal Yapı: Irak'ta çok sert bir denetim var ve halk çok yakından kontrol ediliyor. Devlet açısından sistem kusursuz işliyor.

Çözüm nedir?

Tek bir çözüm yolunun olduğunu söylemek çok zordur. Eğitim, sivil toplum kuruluşlarının etkinleştirilmesi, yerel siyasetin oluşturulmasıyla demokrasinin demopedi işlevini yerine getirmes, özgür bir ortam sağlanması Irak'ın demokratikleştirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

terörün sonu yok

saddamın oğulları uday ve kusay da bir show(!) baskınla amerika tarafından öldürüldü. otoriteler yakında saddamın da öldürüleceğini söylüyorlar.
yani bulunması söz konusu değil, yerleri zaten belli de show amaçlı bir zaman belirleyip, öldürecekler.
bu olaylardan sonra Irak'da ciddi iç kargaşalar baş göstermeye başlayabilir. kürtler, şiiler, saddam yanlıları, cumhuriyet muhafızları, sağcılar, solcular, amerikan askerleri...
Irak'da terör bir zaman daha dinmez gibi...

Demokrasi hayali,

ırak'ta demokrasi hayal gibi bir şey bence. Hatta sadece Irak'ta değil bütün Arap yarımadasında böyle. Avrupa Birliği'nin eşiğine gelmiş, hukuksal düzenlemeler anlamında hemen hemen Avrupa standartlarına ulaşmış olan Türkiye'de bile "hukuk devleti" ve "demokrasi" kavramları hala yerli yerine oturmamış, muallakta duruyorken Irak gibi sosyo-kültürel bir yapı için demokrasiden bahsetmek güçlü bir hayal gücü gerektirir.