4.
gece kavganin rengi değil. masumluğun en muhteşem hikayesi. sigara yakarken dağılan sonra yine kendini bulan. tren sesleri arasında bazen. bazen bol yıldızlı bir hayatın o en mamur sayfası. zor geliyor bütün o sessizliğe rağmen yalnız kalamamak.
şimdi ben sana hangimiz daha çok ağlamıştık diye sorsam, ağlamadan cevaplayabilir misin? sanki ağlamak bir amaç hayatta. sebepler uyduruyoruz o'na varabilmek için. peki ya ben hiç ağlamadım dersem, seni aldatmış olur muyum? hep gece, ama hep yaklaşıyoruz sabaha. nerden bilebilirdim ki bütün o hayatım dediğin şeyin gecenin içinde sadece bir an olduğunu. kimliğimiz olmuşsa eğer gülüşlerimiz, gecenin bütün itliğini bilişimizden değil mi? sığındığımız tek yer mezar taşının soğukluğu artık. elma dersem çıkma!
ezan okundu, demek ki bitiyor gece. seni seviyorum demeliyim ölmeden önce. sıcak ekmek ve helvayı ilk kez yiyor gibi, ilk kez aşık oluyormuş gibi, yani delikanlı çağımızın ilk günlerinin bütün zevkleri gibi, büyük bir güç ve iştiyakla seni seviyorum demeliyim. sonra istersen git. ne de olsa sabah oldu artık.
"göçtü kervan kaldık dağlar başında"
5.
hep kalabalık. hiç yer yok. yorgunluk getiriyor boyle yaşamak. kalabalık...
"ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim" bütün hayal kahramanlarımı, bütün kırılmış oyuncaklarımı, kitaplarımı, şiirleri, ah şiirleri alıp kalabalık olmayan bir dünya bulacağım kapı önünde. tutanamayanlar'dan kurulmuş bir dünya. birbirimizin gözlerine bakıp -anlıyorum seni diyeceğiz. mutlu olacağız ilk kez anlaşılmış olmaktan.
"ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim" içimi yiyen o kurt olmayacak artık. her gün birini öldürmek zorunda kalmayacağım. adım anılmayacak fahişelerle birlikte.
"ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim" acı değilmiş ruhun fiyakası üstad, bilmemişiz balkondaki güneşli sabahların mutluluğunu. her gün ciğerimizi deşmekten fırsat bulamamışız yaşamaya. "arada bir çehremi dalgalandıran karaltı vurulmuş arkadaşlarımdan yansıyor olsa gerek"
"ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim" ne sen ne özlem, ne de çocuk çığlıkları olmayacak artık. artık benden bir can beklemek boşuna. "çocuklar acıları paylaşmaz demiştim omuz silkerek acılardır paylaşan çocukları gün geldi paylaşıldı acılar çocuklar paylaşıldı". bize kalan hayal yalnızca. kalabalık, hep kalabalık.
"ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim" açmak istemiyorum artık uçurum diplerinde. ne zaman bir insan yüzüne baksam ölümü görüyorum. kan, boğuyor. boğuluyor ilk yaz. sonbahar, hep sonbahar. hüzün, gölgeler gibi takipte. atsan, atılmıyor. satsan, talibi yok bizden başka. "kimin yüzünü çevirdiysem hüznü de sevinci kadar ıskarta..."
"ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim" doğduğum yerde öleceğim. doğduğum gibi. yalnız.
6.
eksildik. ey kardeşim! kardeşimden kıymetli haldaşım.
eskide kaldı ettiğimiz yeminlerin dudaklarımızda açtığı yaralar.
bileklerimizde çetele tutmak işten bile değilmiş. işten olduk içten değil.
elini göğsüme yasla şimdi. orda kapalı artık özgürlüğe vurgun kanatlar.
zelil olduk ey kardeşim. bütün sevinçlerimiz takılı hala kursağımızın en militan noktasında. yutkunuyoruz sadece. ekmek parası var işin ucunda. hele bir de o kızıl saçlı afet-i devran girmiyor mu düşlerimize; yangın olsak yakamayız kendimizi bile.
keşke kapı eşiğinden o ilk adımı atmaya korktuğumuz gün olduğumuz kadar cesur olsak şimdi. belki yeniden canlanır kendimizden uzak tutmaya çalıştığımız anılar.
7.
sigara ustune sigara. çile üstüne çile. yaşamaktan öte özrümüz yok. yakıyoruz kendimizi bizim olmayan her şeyle birlikte. yakıyoruz yaşayabilmek için. "umursamak" kelimesi düğümlüyor kendini her cümlenin sonuna. yazdığımız her cümle yeniden yakmak her şeyi. yanan her şey bir cümle olup diriltiyor kendini küllerinden. ellerimiz sanki hiç bir kadına dokunmamış gibi ağzımızdan çıkan her şeyi bir yangına dönüştürüyor. akıl, yangından arta kalanla kendine bir sığınak yapıyor her gece yeniden. her gece yangından yıkılan sığınaklarımız yine bir yangınla varoluyor.
sigara üstüne sigara yenilgi üstüne yenilgi demek aynı zamanda. biz ne zaman ucu açık cümleler kurmaya başlasak yeniliyoruz. yoksunluk getiriyor her yenilgi. gülümserlik getiriyor. yenilmiş olmaktan mutluyuz ve sigara yakıyoruz. intihara hazırlanıyoruz her gün. her gün en güzel elbiselerimizi giyip yani adamlığımızı -ki başka güzel elbisemiz yok- bütün bir hayatı yenilgiden kurtarmanın provalarını yapıyoruz.
ne kadar inkar etsek de, hayatı, yangınlar ve yenilgilerle birlikte seviyoruz. kendimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok.
Son yorumlar
3 sa. 33 dk. önce
3 sa. 59 dk. önce
8 sa. 37 dk. önce
11 sa. 17 dk. önce
21 sa. 14 dk. önce
22 sa. 34 dk. önce
1 gün 39 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 7 sa. önce