Durulmak ...
kendine gelmenin adıydı durulmak, belki de imtihanı başarmanın tek sırrı.
Sahi insan ne zaman durulur, durulmak için çağlamış olmak mı gerekir?
Öfkeli insanlar tanıyorum, yanardağı misali patlamaya hazır, dillerinin ucunda ateş taşıyan kırmızı bakışlı insanlar.
Biriktiren bir varlığız ya, iste insanların bir kısmı da öfke biriktirip öfke söyler.
Nedir öfke? Bastırılmış isteklerimizin kalbimizde volkana dönüşmesi mi, ya da yitirmişliğimizin geride bıraktığı kırık duygular mı?
İnsan en çok kendine öfkelenir, kendi kendini incitir en çok...
İbrahim! Allah´ın ahlakını övdüğü güzel insan, yumuşak huylu ve düşünen.
Öfkeyi ibrahim`e sorsak nasıl yanıtlardı acaba?
En çok ibrahim ile konuşmayı seviyorum ve en çok Hacer´i bıraktığı çölde yıldızları seyrederken bulmak sevindiriyor beni.
Oturuyorum yanına, hüzünle izliyor yıldızları.. rüzgarı dinliyorum.
Yüzümüze ince tütsüsünü üfleyen rüzgar yaramaz bir çocuk gibi saçlarımızla oynuyor.
Rüzgar! Seni de en çok gürültü çıkarmadan koştuğunda seviyorum.
Derin bir sesizlik kaplıyor her yanı, ibrahim sırt üstü uzandığı kumlardan yıldızları seyretmeye devam ediyor.
Bir derdi mi var acaba, sorsam ayıp olur mu?
Yok...Sessizliğin huzurlu eteğine oturmuş birini rahatsız etmek büyük düşüncesizlik olur.
En iyisi susmak.
Suskunluk, çok konuşanlara sunmak istediğim tek hediye.
İbrahim! Sen konuş, sen konuşmalısın ki sözler anlam bulsun, sen konuşmalısın ki geveze anlamsızlık utansın.
Allah´ın nuru, "inciden bir yıldız" gibidir diyerek başlıyor söze.
Seviniyorum, ibrahim konuşmaya başlayınca gece, yıldızlar, çöl ve rüzgar çok güzel görünüyor gözlerime.
Hacer nasıl diye soruyorum?
Elhamdülillah, iyi.
Kahtanilerle iyi anlaşıyor, ismail´in de bir sürü arkadaşı oldu, ikisi de iyi çok şükür.
Buna sevindim.
Sana bir sorum var ey ibrahim!
Gözlerini yıldızlardan ayırıp kafasını bana doğru çeviriyor.
Buyur sor, seni dinliyorum.
Öfke nedir?
Öfke kabenin içindeki sanemdir, çöldeki kumları ordan oraya savuran rüzgardır.
Öfke hızla akan suyun ardına takılan köpüktür, su ne kadar hızlanırsa köpük o kadar çoğalır.
Seldir bir yerde...özene bezene yetiştirdiğin ağaçları emeğine aldırmadan bir anda kökünden söküp başı boş akıntılara süreklüyendir.
Öfke aklın ahmak düşmanıdır.
Peki bu düşman nasıl yenilir?
Gülümsüyor birden. Yıldızları işaret ediyor.. onları herkesin görmesini istersen yenersin.
Etrafa bakıyorum, sabah yakın ,vakit dar, şafak sökmek üzere.
Sağol ey ibrahim, müsadenle yola koyulmalıyım.
Müsade senin, Allah´ın selamı üzerine olsun.
Eyvallah, selam senin üzerine.
Kalkıp ağır usul yola koyuluyorum.
İbrahim ardımdan sesleniyor;
Unutma insan bir damla su´dur ve "ancak durgun sular yıldız gösterir".
Bilmeyi bilmeden önce şimşeğin çakmasıyla etrafın aydınlandığını düşünen ve o geçici aydınlıkla yürümeye çalışan bir varlıktı insan. Karanlık çöktüğünde ise olduğu yerde ışıksız kalırdı. İnsan azar, insan haddini aşardı.
insan kötülüğe en az iyilik kadar meyilliydi.
Sonra bildi "oku" emriyle durulmayı öğrendi, semadaki yıldızları yeniden keşfetti.
İbrahim haklıydı ; Allah´ın nuru " inciden bir yıldızdı" ve ancak durgun sularda görülürdü yıldızlar.
İbrahim! Gözlerinde yıldızları görmek ne kadar güzel...
Derya Akel
Yorumlar
İstiğnâ.
Pzt, 28/03/2005 - 14:43 — celalmirzaO yıldızlar ki, onlarda istiğnânın sırrı mahfuzdur. Gökyüzüne asılmış kandiller sanırız onları, duruyor sanırız öylece; oysaki aklımızın almadığı bir hızla ilerler onlar evrenin her yerinde. İşte müstağniler de öyledir; bildiğimiz bütün bilgilerden istiğna edip de, ilmin ve aşkın son noktasında mevzilenip her gece aklımızın almadığı menfezleri katederler bizlerden habersizce..
En Ulu Müstağni'ye çevrilmiştir üstelik İbrahimin gözleri de. Hele ki "Unutma insan bir damla su´dur ve "ancak durgun sular yıldız gösterir"." cümlesinde gizlidir İbrahimin istiğnâdan aldığı feyzin ta kendisi..
Güzel ve etkileyici bir anlatımla, çok güzel şeyleri anlatmışınız sevgili derya.
Umutla ve muhabbetle.
Eyvallah...
Salı, 29/03/2005 - 16:51 — Derya Akelicten yorumlariniza tesekkür ederim...
kelimeler...
Çar, 30/03/2005 - 05:23 — Derya AkelNadir Bey,yorumunuzdan ötürü tesekkür ederim...
Zahmet etmis emek vermissiniz,Allah razi olsun.
Selam ve dua ile...
vitrine dalmışız meğer..!
Çar, 30/03/2005 - 17:13 — Emre UğurDerya Akel: yazınız gerçekten çok güzel ve akıcı, insan mühim bir olayı dinler yahut izler gibi oluyor. emeğinize hürmeten, tebrik ederim şahsınızı.
Bu arada Nadir Marmara'ya da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. üsluplarının yanısıra tespitleri de çok olgun ve keskin bir zekanın ürünü.yorumlarının akabinde düşündüm de, aslında hemen hepimiz vitrinlere dalıp gidiyormuşuz. bu nedenle yorumlar da eksik ve olması gerekli eleştiriden uzak kalıyormuş. Üye olmadan önce de blog ve yorumları takip ediyordum. Teşekkürler nadir marmara ve gerek dizayn, gerekse blog ve yorum giren tüm arkadaşlara şahsım adına aldığım faydalardan dolayı da teşekkür ederim.
Allah yar ve yardımcınız olsun arkadaşlar
dualarla kalalım