VEFAT HABERİ
" Şayet ölüm olmasaydı,
hepimiz hırs kanseri olurduk " (İbrahim Tenekeci)
Yapılacak çok işim olduğu düşüncesinin telaşı içerisinde olup da hararetle çalıştığım bir esnada, çalan telefonun işim ile arama girecek olmasına bir hayli içerliyorum. Onun bir suçu yok, biliyorum. Programlandığı üzere vazifesini yerine getiren bir alete küsmek yakışık almaz elbet. Arayan, ağabeyim.Eyüp ağabeyimizin, yani bol bol mukallitlik yapıp bizi eğlendiren kırk beşlik delikanlının vefat ettiğinin haberini veriyor alıştırarak. Ticaretini yaptığı mallar üzerine devrilip şah damarını kesivermiş. O an ölüm hiç aklımda yoktu benim oysa. " Allah rahmet eylesin " ile mukabele etmeme rağmen, hesabı tutan taraf olmamanın dezavantajı içerisinde anlık olarak afallayıp, hafif bir zihin karışıklığına maruz kalıyorum. " Belki de benim sattığım malların altında kalmıştır " gibi saçma sapan şeyler bile düşünüyorum.
Eyüp ağabeyimizin vefat haberine gözlerim, dolarak icabet ediyor. Mavi gözlü yakışıklıma.. güzel yüzlüme " ölüm gelmezden önce bırak şu kahveyi, oyunu artık.. namazını boşlama " diye defalarca söylediğimi hatırlayıveriyorum ". O'nun bana kızmadığı gibi ben de ona hiç kızmıyorum.. ancak bu duruma çok ama çok üzülüyorum.
Peki kendi yaptığıma ne demeli ya! . Eyüp ağabeyimiz orada vefat ederken, ben ise yapılacak çok işim olduğunu vehmediyorum. Üstüne üstlük bir de telaşa kapılıyorum.
Yarın! Yarın ne mi olacak? Cenaze namazını kıl ve devam et tırmalamaya. Ölenle ölünmez değil mi ya! Peh !
Yorumlar
Dostluk ölmemiş demek/Bir kel aynak kuşu daha
Per, 10/06/2004 - 07:55 — Selim SevkiogluHoca cenaze namazının ardından kalabalık olan cemaate dönerek helallik istiyor. Bu isteğe karşı dopdolu bir ses icabet ediyor " Helal olsun". Kahvede olmasa dahi ara sıra camide ve sair zamanda arkadaşlık ettiği, hem komşusu hem de yakın dostu olan bir zât, duyduğu endişeden dolayı cemaatin dağılmasına müsaade etmeden araya giriyor " Dükkanın yan komşusuyum ben. İyi insandı Eyüp, Müslüman adamdı. Sabah namazlarında göremeyince arardık birbirimizi - bu vesile ile sabah namazlarına gittiğini de öğreniyoruz-. Hakkı olup ta helal etmeyen varsa şayet bana gelsin de borcunu ödeyeyim". Euzubillahimineşşeytanirraciym.. düş yakamdan körolası şeytan. Böylesi insanların tükenmemiş olmasını müşahede etmek o kadar memnun ediyor ki beni anlatamam. Aradaki istinca nerden mi icap etti. Biraz alacağım vardı da rahmetliden.
İhtiyarlık ve ölüm
Per, 10/06/2004 - 17:17 — Şadan ErcanBir Arap şairi der ki: "Kış geldiği zaman beni sıcak tutun. Çünkü kış, ihtiyar bir hâneyi yıkar." Yıpranmış bedeni artık ihtiyarı taşımaz hâle gelmiştir ve her bir uzvu sanki bir yolculuk hazırlığındadır. Bir başka şairin de ölüm döşeğinde iken söylediği sözlere kulak verelim:
"Hastalıklar beni alttan-üstten kuşattı. Uzuv uzuv öldüğümü görüyorum. Gençliğim nefsime uymakla geçti, Allah'a itaatı ise ancak ihtiyarlığımda hatırladım. Oyun ve eğlence ile geçen gündüz ve gecelerimden dolayı nefsimi kınıyorum. Her türlü günahı işledik; Allahım bizlere rahmet et, bizleri affet, bağışla!"
Bir bedeviye saçlarının ağarmasının sebebini sormuşlar. O da "Bu beyaz saçlar gençliğin köpüğüdür." demiş
Hâsılı; "Hayat geçip gidecek kısa bir süredir. Mal da ancak helâk oğlu helâktir." Ömrün saman alevi gibi yanıp geçiveren kısacık bir süre olduğunu en iyi idrak edenler ihtiyarlardır. Bu gerçeği henüz iş işten geçmemişken keşfeden ve ebediyete yatırım yapan gençler de en bahtiyar insanlardır.
-Halim Çalış-
Definden sonra
Cum, 11/06/2004 - 10:33 — Selim SevkiogluCenazenin defninden hemen sonra rahmetlinin dükkanında toplanıyoruz. Varlıklı sayılabilecek, yaşı başını almış hısımlarım yüklü miktarlarda mal alımı yapmak hususunda sohbet etmekteler..
Nisbeten yaşım epey küçük olduğu için, fazla alınmasınlar diye sözü latifeye telmih ederek araya giriyorum; Malları üst üste yığıp biriktirerek, istifleri fazla yükseltmeden dağıtmak lazım. Bunca malın altından nasıl kalkılır sonra ! Gülüyorlar.. gülüyorum yutkunarak ! Hep birlikte gülüyoruz ağlanası halimize.. estetik kaygılar ekiyoruz dudak tebessümlerimize.
Müsaade isteyerek, yanına vardığımda rahmetliyi çok sevdiğini ancak dükkanı kapayamama mazereti ile cenazeye gelemediğini ifade edecek olan bir müşterimden alacak tahsiline gidiyorum.. Ölenle ölünmez ya.. hadi bana eyvallah ! Alın birimizi vurun bir diğerimize. Tok.. tok.. tok ! Göründüğü gibi tok bir ses değil çıkardıklarımız. Doyurucu olmayan aç ve zayıf sufleler salıyoruz çevremize.
.
Cts, 12/06/2004 - 01:53 — E.Fatih BilgeAllah rahmet eylesin...
Selâ veriliyor !
Pzt, 14/06/2004 - 10:03 — Selim SevkiogluBir dostun dükkanına doğru yürürken kulağıma derin ve manalı bir ses değiyor. " Selâ veriliyor ". İki kelimelik müthiş bir aforizma diyorum.
O an, başı örtük olduğu halde açık olan belini örtmek! için iki de bir bluzunu çekiştiren şişmanca bir kız geçiyor yanımdan. Zaten manalı olan selâ daha da manalı bir hüvviyete bürünüyor. Meğer selâ bizim selâmızmış.
Ek (Konu ile alakasız olması hasebi ile); Sonra bir tane daha geliyor aklıma " Yağmur yağıyor ".
Güzel ve özlü söz denilen şey, çözmek için insanın zihnini uğraştıran mı olmalı illa. Bu durumun aforizmaya kattığı gizem neticesinde ayrı bir letafet oluştuyor olması bir gerçek olduğu kadar, aforizmaların istismara açık yanını da oluşturuyor değil mi. Manası sanıldığı kadar derin ve etkileyici olmayan bir çok sözü, anlaşılırlığını zorlaştırarak aforizma niyetine yutturabilirsiniz böylece. Özellikle, son zamanlarda sektör haline dönüşen " kişisel gelişim " alanında yazılmış kitapların çoğunda ziyadesi ile benzeri örneğe rastlayabilirsiniz mesela.
" Selâ veriliyor " yada " yağmur yağıyor " cümlelerinin hissettirdikleri ile yetinilmemesi, insanın (her hususta)doyumsuzluk temayülü içerisinde olduğuna işaret ettiği gibi, oluşan sentetik sektörü de üretime! teşfik ederek mürâil bir aforizma pazarının oluşmasına sebep olmakta.
RAHMET
Pzt, 14/06/2004 - 20:08 — Betul Sehrayinaklima geldi yagmur deyince:
Göklerin merhamet dolu olduguna inaniyorum.Bizse umaci korkusuyla yorgan altina yatmis cocuk misali , ruhumuzun beton catisini üstümüze cekmis yasami öldürüyoruz. Yagmurun yalniz suyunu aliyoruz ,ruhundan uzagiz.Halbuki ne güzel isim koymuslar ona; RAHMET...
Bu aralar sik sik yagan yagmurlara gitsin..