renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Haydi Gençler, Kalkın Allah Aşkına !

Bir gece yarısı eliniz dış kapının tokmağına uzanır aniden. Nedenini bilmediğiniz şeylerin çekim kuvvetiyle devrilirsiniz sokağa. Her tarafa yayılmış ıssızlığın içinde bulursunuz kendinizi. Dalından yeni kopmuş endişeli bir yaprak gibi düşersiniz kaldırımlara. Kimsenin umursamadığı göz yaşları gibi dökülürsünüz. Adımlarınız suzinak makamlı bir melodiye eşlik eder. Asırlık çınarların çatırdadığını işitirken irkilirsiniz. İhanet ikliminin hain nefesi ensenizde soluklanırken bir ürperti sarar bedeninizi. Bacaklarınız dolaşıp tökezlersiniz. Yorganın altında kıvrılmış küçük kız çocuklarının boğazına düğümlenen hıçkırıklara takılır ayaklarınız. Islak duvarların önünden geçerken hızlanan adımlarınızla, pencerelerden sızan göz yaşlarını sıçratırsınız kaldırımlara. Ayyaş babaların nefes kokusu değer burun deliklerinize, ve Magdelena Sığınma Evi'nden kalma bir hüzün ki yüreğinize.

Deniz kenarına akmak isteğine karanlıktan yana olan kaygılarınız gem vurur. Gözlerinizi kapattığınız anda kayalıklara meyleden dalgalar değer saçlarınıza. Yüzünüzü okşayan iyot kokulu rüzgarlar, özgürlüğü haykıran bir martının çığlığı ile ümit ve huzurun anlık kıpırtısını bırakır kulaklarınıza. Gökyüzünün yıldızlar korosu ayın yönetiminde Bethoven'in....... konçertosunu çalarken dans ettiğine şahit olursunuz bulutların. Deniz kenarındaki şarapçılarla beraber bir tek siz dinlersiniz bu konçertoyu. Silüetini zihninizde betimlediğiniz bir deniz kızının ıraktan gelen şarkısı susturur tüm sesleri. Ay, yıldızlar ve tüm şarapçılar kulak kesilir bu hüzünlü şarkıya. Deniz anaları ağlamaklıdır artık tüm sokak kadınları adına ve tüm çocuklar için kaygılıdır deniz yıldızları. Dalgalar dövmez de okşar kayalıkları, Kılıç balıkları palamutları kovalamaktan vazgeçmiştir artık ve balıkçılar ağlarını çekerken tereddüt etmektedir.

Derinden derine bütün şehrin bu şarkıyı dinlediğini hissedersiniz. Şahit olduklarından ötürü bulvarların yüzleri kırmızıya boyanır.. Deniz kızının şarkısı gezinir sokaklarda. Ümidi ve pişmanlığı taksim ederken tüm düğümler çözülür ve hıçkırıklar susar aniden. Pencerede beliren çocuk yüzlerinde göğeren umuda ve babaların utancına şahit olursunuz. Kucağına aldığı kediyi okşayan bir sokak adamına merhametle bakarken yine çocukluğunuzdan kalma bir tebessüm belirir yanaklarınızda.

Hayat; tam da intiharın eşiğine gelmişken, kiralık bir tetikçinin cinayetine ramak kala, ve gecenin gündüze kastettiği bir anda, bitmesini hiiç istemeyeceğiniz sabah makamlı ezan sesleri doluşur sokaklara. Gecenin mahmurluğu üzerine tasarlanan ihanet planları, ezana uyanan evlerin ışıklarıyla birlikte nihayetlenir. Ve maya tutar yeni doğan sabaha. Serpiştirilen sularla bezgin yüzüne can verilirken, her şeye rağmen hayat yine ihtiyar dedelerin bereketli dualarına tutunmaya devam eder. Ve ümit bahşeden gençlerin hatırına yüzümüze bir kez daha tebessüm eder.

Allah'ım, ne olur ! ezanlara yanan ışıklar bizim üzerimize sönmesin.
Haydi gençler kalkın Allah aşkına.
Kasım 2003

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Beytovın'ın dokuzuncu senfoni

Beytovın'ın dokuzuncu senfonisi galiba.
Ancak şu da bir gerçek ki bu gençlerden bir şey çıkmaz.
Eski jenerasyon yani 70'ler bence daha etkiliydiler.
Genç deyince ne bileyim işte 80'ler geliyor hep aklıma. Ama inanın seksenlerden birşey çıkacağı yok.

"Deniz kenarına akmak isteğine karanlıktan yana olan kaygılarınız gem vurur." gençlerin karanlıktan yana kaygılarının olduğunu da sanmıyorum. carpediem denilen uyduruk bir hayat biçimini kendilerine düstur edinmişler. maalesef!

kaldır kaldırabilirsen

ÇOK GÜZEL OLMUŞ..
ELİNE, YÜREĞİNE SAĞLIK...
VE YAZACAĞIM İŞTE:
kalkmaz bu gençlik kalkmıyor işte...
içlerine taa içlerine hücrelerine işletilmiş birilerinin bir şeylerin korkusu...
küçüklüklerinden beri ilmek ilmek yerleştirilmiş itaat etme olgusu..
her şeye itaat...
güç kimdeyse ona itaat.. ve ne acı ki GÜCü algılayışları tamamen bu dünyanın sınırları içinde..
ASIL GÜÇü bilmiyorlar işte tıpkı ASIL KORKULMASI GEREKENi bilmedikleri gibi...
daha uzatmayayım... "anarşist" diyecek okuyanlar... "müslüman" diyecekleri yerde...
anlayan anladığı kadarını anlar...
kısacası;
kaldır kaldırabilirsen sn Şevkioğlu..
çivilenmişler oldukları yerlere,birileri yavaş yavaş çakmış çivilerini...
benden bu kadar...
-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-

M.G.V ve şahlanma duygusu üzerine gel-git ler

sevgili hocam yazını okuduğumda kendimi birden mgv gençlik şöleninde buldum. buna uzun zamandır ihtiyacım vardı...
böyle yazılar hep galayana getirmiştir beni hep coşmuşumdur okurken şimdi aynı duyguları bir daha yaşamanın hazzını tadıyorum ama bende her zaman 70-80 ve akıncı kuşağına bir özlem duymuşumdur .AMA yinede sevgili darkred (darkred; bir mitolojik efsaneye göre cehennem çukurunun sönmüş rengidir) kardeşime katılmıyorum bu gençlik şahlanacak biliyorum .
saygılar...
2003/sonçeyrek iclalderginiz istanbul/sarıyer

nereden katılıyorsunuz? ben dünyadan!

nasıl yani ya? nasıl mgv, nasıl slogan, nasıl şahlanma?? S. Şevkioğlu yukarıda edebiyat yapmış,hoş da olmuş lakin siz nasıl deniz kızı muhabbetine şahlanabildiniz, wallahi aklım almıyor. hayır yani yazının öyle sloganist bir yanı da yok ki galeyana gelişinize mana verebileyim.

MGVli Gençlik

MGV dedinizde mgvciler İclal Aydın mı okurlar? gençlik şahlanacak mı? hiç sanmıyorum. şeytan ruhumuza işlemiş durumda. Mehmet Akif'in söylediği "bir gençlik bir gençlik"... Sadece üç noktası kalıyor günümüzde...

S. Şevkioğlu'un yazısına diyecek yok, gerçekten güzel olmuş ancak yoruma açıktır. yani uymak yada uymamak.

Cemil Meriç

Cemil Meriç ne demiş? "Slogan ilkelin ideolojisidir."

bir gençlik bir gençlik bir gençlik ustad fazıl ındır.bilg

arkadaş bir gençlik akifinmi ustad fazıl ınmı.

(iclal aydın ı bu işe karıştırmayın unutmayınki insanlar için endişelenlerin tümü aslında potansiyel bir mgv lidir. ablamda buna dahil)

!

evet nfk'nındır, gençliğe hitabesidir, şaşırmıştır sarsıntı.

lakin sizin şu parantez içerisinde kurduğunuz cümleye "oha" diyorum başka da birşey diyemiyorum.

F.Bilge nerdesin?

Prometciğim vallahi bak, bu senfoni mi konçerto mu her ne ise ismini sen koyasın istedim :) Yaşayan, hisseden, tahayyul eden, yazarak betimleyen ya da tasavvur eden benim ama ismini bilmiyorum işte.
Şöyle hem fırtınalı, hem hüzünlü, hem de acı olan bir şey olsun. Savurduktan sonra da dingin bir yerlere götürüp koysun ama. Kolayca yenip yutulur cinsten bir şey de olmasın. Yaprakları zorlarken bulutlara dans ettirsin. Zor bir şey mi istedim yoksa. Artık 9. Senfoni mi olur orasını bilmem. Vallahi, sınavlara ve bu tür miziğe alışık kardeşim doldurur diye boş bıraktım konçertonun/senfoninin ismini. Haydi bir zahmet. Dosyaladım yazıyı ama senfoninin ismi sizin doldurmanızı bekliyor. Sarsıntı söylemiş ama, bilmiyorum bu işlerle ne kadar ilgili.

rach3 diyorum ben

vazgeçsek bethovendan da rachmaninoffdan rach3. yapsak o boşluğu. nasıl da güzel oturur, harika olur hatta. ayrıca sarsıntı da en az F.Bilge kadar iyidir bu işlerde, belki de daha iyidir:)

On puanlık uzman sorusu :)

Ne bileyim işte, bu işlerden siz anlıyorsunuz. Dövüşmeden, kardeş kardeş aranızda anlaşıp uygun olan bir şey söylersiniz artık :) . Gerçi Promet'in bana sözü var, bir karışık ızgara yapacak senfonilerden, o zaman ben de seçebilirim. Aşşağı mı kalıcam sizden. Hani bir söz var ya " Bilmediği beş vakit namaz, onu da bilir de kılmaz diye " ben onu bile bilip kılıyorum :)

nfk

Pardon Üstad Necip Fazıl'ındı.

Kıyamadım seksenlilere :(

" Sözüm cemaatten dışarı " (Yahu bu deyim aynı " cuk yerine oturdu " deyimi gibi oldu ve iki deyim de cuk oturdu). Galiba haklısınız biraz. Bir süreden beri kafamı fazla dışarılara uzatmıyorum zira şu an gördüğüm, altmışlı ve yetmişli kuşağın daha iyi durumda olduğu, seksenli kuşağın " carpediem " olduğunu söyleyemem çünkü ne olduğunu bilmiyorum :) . Öyle şeyler bilmem, yaşlanıyorum artık.

Onları suçlamıyorum; değişimin ve çetrefilli bir dönemin tam ortasında yer aldılar. Kafaları çok karışık bir kere, daha doğrusu karıştırıldı. Hem altmış ve yetmiş kuşağı onlara pek sahip çıkmadı da diyebilirim. Büyük işlerle uğraşıyorlardı zira. Büyük işlerle uğraşanlar öyle adam yetiştirmek gibi küçük işlere bakmaz. Bazıları kızıyor biliyorum, yine 28 Şubat'ı günah keçisi yapacağım. Çünkü 28 Şubat bence en çok onları etkiledi. Hemen hemen tüm İslami faaliyetler dumura uğradı.
Uyduruk hayat biçimleri olabilir. Benim tanıdığım gençler de var. Hepsi iyi çocuklar aslında ama zor bir dönemden geçiyoruz dostum birbirimizin elinden tutmalıyız.
Bir de itiraf; Bu gençlerden bir şey çıkmaz demek için kendi gençlik kayıtlarımı silmem lazım. Bunu yapmak hem bana yakışmaz, hem mümkün de değil. Siz Bişr-i Hafi'nin kıssasını bilir misiniz " Demir çarıklarım tavanda asılı duruyor ".
Ya çıkarsa :) . Piyangocular da böyle mi kandırıyor milleti... Allah'dan umit kesilmez. Hem bize ne, çıkar yada çıkmaz. Bize düşen gayret etmek. Biz namaz kılıp oruç tutunca memleket mi kalkınıyor sanki. Emredileni yapmalıyız.
Bu arada unutmayalım, tiyoyu aldım ben. 9. Senfoni mi koyalım şunun ismini. Prometimin yine sınvları varmış. Bilmiyorum diye kandırmayın ama beni :)

Teşekkür.

Necip Fazıl mıydı bunu diyen " Beni bir sen anladın. Sen de yanlış anladın " diye.

Hüznü yazdım ve bazen acıyı ama bu güne kadar asla ümitsizliği yazmadım. (Bir kere istisna, onda da siyasete binaen)

Sözlerinizde haksız değilsiniz, hatta çok haklısınız. Ümide ve say'e (çalışmaya, gayrete) davet ediyorsunuz, ve biz de bunu paylaşıyoruz. Kalplerimiz sahibinin elinde evrilip çevrilirken kalem tutan parmaklarda o anki yürek kıblesine meyledip akıveriyor. Zira yaşlıların dualarına saygısızlık etmemek gerek. Sabahleyin camileri bir gezin ve seher vaktinde daha ziyade kimlerin ellerinin açık olduğunu görün. Say'ler dualarla bereketlenir. Kimbilir belki de say ancak duaları güzelleştirmek içindir !
Resulüllah'ın; ihtiyar bilge kişileri, sahabenin arasında bulunan kendisine nispet ettiği de rivayet edilir.
Hüzünlü olmak umutsiz/ümitsiz olmak değildir. Böyle anlaşılıyorsam şayet mazur görün. Yakında hüznü konu alan bir blog da gireceğim inşallah.
Eleştiriniz için teşekkür ederim :)