renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gönül Metamorfozları

-3-
-sanrı-

bu sis kentten ülkemize kadar varan bu sis
bir ikindi üzeri vurdu bizi
iliğimize kadar kanımızı emdi bu sis
gözümüz nereye baksa
öksüren etimiz kemiğimizdi
üşüyen beynimiz kalbimizdi
senin ellerin üşürdü Lili
ne Kays ısıtabildi ellerini ne de ben
silik bir gölgeydi ellerini ısıtan
bu sis ısırdı
umutlarımızı kopardı taa kökünden
bir perdeyi kapayıp bir başka perde açtı
Kays ve ben haykırdık
haykırdık çölü saran bu sis içinden
olanca gücümüzle haykırdık
Lili daha çocuk
Lili cıvıl cıvıl
Lili’nin yüreği koşmak için çırpınır

Biz unuttuk düşler unuttu bu sisi
kuşlar unuttu
güneş kenti terk etmek üzereyken
morun tutsağı böcekler
sisin unutulacağını bilir gibiydiler
kuşlara savaş ilan ettiler
bir sis ilk kez unutuluyordu
denizin yer yer titrediği bir vakitte
denize küsen martılar eşliğinde
kentin çokça saldırılarından ilk unutulan
bu bilinen ilk sisti
Kays’ın ve benim unutmamamız
kuşların hiç unutmaması gerekendi
hep aklımızda tutmalıydık
Lili’yi çölde tutmalıydık
kent ötesi çölü duyurmalıydık
türevi alınan çay gibi saklamalıydık
artık sevinç gözyaşlarını unutup
mor giysili böceklere kanacaktır
serçeler için ağlamayacaktır
üveyikler için
çiçekler için
kaktüsler için bile ağlamayacak
bundan böyle oyun içinde olacak soluk alışları
göz kamaşması
kirpik kırılması
hep bir oyunun girizgahı olacak gülüşleri
gözyaşları
bir oyunun kastanyeti olacak inançları aşkları
ya gün gelecek ya zaman geçecek
Lili de oyuna katılıp oyuncu olacaktır
çölden insan avlayacaktır
çöl insanı avcıdır avcı olmasına
ama Lili için hep avdır
Lili’nin kentten olacağına inanmaz çöl insanı
Lili’yi yaşıyor belleyecektir
gördükçe soluk alışlarını

ben artıkçı değilim
kent artıkları tutamaz beni
dağlı bir bilgeden okudum yaşamı
dağların kutsanmış suları çağlar içimde
görkemli deli sevdalar besleyen
pişmanlık çığlıkları değil bu
özlem değil arzu değil bu
kemirilen umudun parmakları
sizi gün boyu sırtlayan
anne hep ağlıyor olacaktır dönekleştiyse düşler
ya da çağ aldatmasıysa düş
çığlıklara doğacaktır çocuklar
çocuklar yürek hafifliğinde kelebek avlayan
kuş böcek ve kelebek avlayan çiçekler
o kutlu çiçekler bir perdeye taşınıp
başka bir perdede solacaktır
bu bir sisten çok bir örümcek ağı
allı-morlu kanarya sarısı giysilerde örülen
bir ad sancıması mı bu
aşk bağıtlarından
sevda gömütlerine kadar
haykırılan sessizce haykırılan bir aşk şarkısı mı
kıyamet mi yaşanan
sur’un soluğumudur solunan
hayattan yoksun üretilmiş aşklarla at başı
daha çok bir sayıklama
ürkek bir korkunun saçlarına tutunan
bu sis kentten ülkemize kadar varan bu sis
bir ikindi üzeri vurdu bizi
Kays ve ben haykırdık can havliyle
Lili daha çocuktu
Lili cıvıl cıvıldı
Lili’nin yüreği koşmak için çırpınırdı
Lili yine çocuk
Lili yine cıvıl cıvıl
Lili’nin yüreği aldatmak için çırpınır

-4-
-yanılsama-

bir öğlen üzeri tam tepedeyken güneş
çölü tam kaplamışken
sarıp sarmalamışken
türküler söylendi şiirler okundu Lili’ye
Lili tam yolunu şaşırmışken sevildiğini öğrendi
Bir koşuş koştu ki kent için kentler için şölendi
Lili Lili kadar güzeldi
Afrodit kadar Belkıs kadar güzeldi
Meryem kadar saf
Züleyha kadar içliydi
Kays’taki Lili
Bendeki Lili
bir öğlen üzeri tam tepedeyken güneş
Lili sevildiğini öğrendi
yer yer sarsıldı kent ulumalarla
bir çiğnemlik tütünlerde
kederler acılar yenildi
bir kent için sevda anlaşılmaz bir şeydir
ve hatta bir tür bozgundur
çünkü kentlerde her şey sezonluktur
kentte yaşam mevsimlik insanlar içindir

bir öğlen üzeri tam tepedeyken güneş
sevgi yokladı bizi
bilindi sevginin ölümü öldürmek olduğu
zamanı aşmak olduğu bilindi
bu bir kent için değil olağan
olağanüstüden de öte bir şeydi

bir öğlen üzeri tam tepedeyken güneş
kentin büyücüleri toplanıp olanca güçleriyle
Lili’nin duyduğunu vurmayı kurdular
Her gün biraz daha soldu Lili
Ciğerlerinde kentin küflü soluğu
Lili küskün gözlerinden yüreğinden yana
Lili daha çocuktu
Lili cıvıl cıvıldı
Lili’nin yüreği aldatmak için çırpınırdı

Lili’nin gözü vitrin gezintilerinde
ilkel gezgin merakıyla
Lili daha çocuk
Lili yorgun mu yorgun
kentin kapkara sokak izleri
çölde iz bırakan o narin ayaklarında
firengili veremli sokak izleri
sesim uğuldar arada bir Lili’nin kulaklarında
“sen ağlama dayanamam!”

bir akşamüzeri tam batmışken güneş
Lili hıçkıra hıçkıra çölü terk eden ay ışığında
Gözyaşlarını saydı kentin ayazıyla çatlayan
İncecik parmaklarıyla
Lili yağmura kırgın
Lili daha çocuktu
Lili cıvıl cıvıldı
Lili’nin yüreği sevmek için çırpınırdı

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Lili

"Yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı.
Ne acelemiz vardı? Kime kavuşacaktık?
Yokuşu göze almak mı? Niçin?
Bir geçit
nereye açılmak için gerekli bize?
Susmak bilmiyordu tepemizde ses, saklı ve açık:
Tamamla çabuk! Çabuk bitir! Hadisene!
Sese bühtan etmedi aramızdan hiçbiri
değil mi ki hepimiz
işaretli ve yarım
dünyaya sarkık."

Lili'yle, bu imgeyle benim aramda bir bağ var. O yüzden daha merakla bekledim ben bu şiiri, ilkinden sonra, ilkinden önce..
Lili'nin kentte kalışı, Lili'nin kentten gidişi, çöldeki Lili.. Lili'nin kalbi, Lili'nin cıvıl cıvıl rengi, hüznü.. tüm bu olup bitenleri özetleyen bazı dizeler.. Lili Lili demenin, "sevgili sevgili" demeyi hatırlattığını yazmıştım ilk yorumda. Lili hâlâ öyle.
"Sevdikçe söylerim, söyledikçe severim."

Lili daha güzel, daha alımlı olsun. Derinleşsin Lili.

Lili'ye herşey yakışıyor, güzel çirkin. Ne verseler yakıştırıyor üzerine, işte böyle bir güzellik var Lili'de. Lili'nin bedenindeki ışık elbisesini aşıyor. İşte böyle bir güzellik var Lili'de.
İşte Lili sisli.

Dıştan içe, "iliğimize kadar kanımızı emdi bu sis". Bu sis bu yalnız bırakan, göstermeyen en yakını bile.. bana kendimi gösteren yalnızca kendimi, ancak öyle yürüten beni, bu sis göstermeyen en yakını bile.. "yalnızlık yanılsamalarında"..

"Gel çabuk
Beni üzüntünün koynunda beklet
Orada tohum serpecek kadar
Bana zaman tanı."

Bekle bekle bekle.. sabır bu aşkın ışığı bekle, önünü aydınlatan arkanı aydınlatan. Gözlerden geç insanlardan geç bekle, hep yeni bekleyişler bekle, işte sabır bu aşkın ışığı. Işığı parlatan ışık!
Bir kalbin zarı dokunuyor hüzünden bir kalbin zarı..

Lili döner ya geriye dönüş o dönüş, bir aşk en kötü ânında iyiye döner ya, her yöne sonsuzlukta bir şey geriye döner ya. İşte öyle güzel Lili..

"bir öğlen üzeri tam tepedeyken güneş
çölü tam kaplamışken
sarıp sarmalamışken
türküler söylendi şiirler okundu Lili'ye
Lili tam yolunu şaşırmışken sevildiğini öğrendi
Bir koşuş koştu ki kent için kentler için şölendi
Lili Lili kadar güzeldi
Afrodit kadar Belkıs kadar güzeldi
Meryem kadar saf
Züleyha kadar içliydi
Kays'taki Lili
Bendeki Lili
bir öğlen üzeri tam tepedeyken güneş
Lili sevildiğini öğrendi"

Lili

leslie caron'un lili karakterini oynadığı 1953 yapımı bir film vardı.
sezai karakoç'un bu filmden esinlenerek "lili" şiirini yazdığı söylenirdi..

lili

henüz çocukken Lili denir -Leyli daha meşhurdur- Leyla'ya. Liliyar şiirine Juliet'in dünyasından bir film ilham kaynağı olmuş da olabilir Sezai beye. Ancak Sezai Bey'in Leyla vü Mecnun'u yazdığını da hatırlamalı bu arada.
cemal çalık