Bir yokmuş, bir yokmuş. Evvel zaman dışında, kalbur saman dışında aynalar kendi boyutlarında zamanın çarklarını durdurmayı başarmış. Bakanını ondan bağımsız; hep genç ve güzel gösterirmiş. Ne var ki bu sırlarını kendilerinde saklayıp hiç kimseyle paylaşmama kararlarını, insanın akıl almaz kurnazlıklarına ve çeşit çeşit hilelerine daha fazla dayanamayıp onunla paylaşmışlar. Aslında insanın artık onları hiç kullanmayıp tamamen yok etmekle tehdit etmesi karşısında başka da seçenekleri yokmuş. Zamandan kurtulma düşüne insanlar böylece kavuşmuşlar. Onun bütün zincirleri üzerlerinden çözülmüş ve artık ondan bağımsız yaşamaya başlamışlar. Fakat aynalar bunun bir şartı olduğunu belirtmiş, aksi halde kendileri dahil insanların da eskisi gibi zamanın esaretine gireceklerini, her şeyin bozulacağını söylemişler.
Ne var ki zaman da boş durmayıp geleceği için sürekli çalışıyormuş. En son avı savunmasız fotoğraflar olmuş ve onları kalın kalın zincirleriyle esir alıp kendisine bağımlı hale getirmiş. Hayat fotoğraflar için çekilmez hale gelmeye başlamış. Artık sundukları yüzler ilk hallerindeki gibi kalmayıp zamana mahkum bir şekilde gelişip büyüyorlar ve sonunda ölüyorlarmış. Nihayet sadece siyahi boşluktan ibaret bir kağıt parçasına dönüşüyormuş.
Fotoğraflar ayrılmazlarmış kapısından aynaların, bize de söyleyin bu sırrı, zaman gelip bizi mahkum etti, yansıttığımız güzellikleri bir bir çürütüyor. Sunduklarımız ilk haliyle kalmayıp, sararıp soluyorlar. N'olur bize de anlatın nasıl başardığınızı, geri kazanalım hayatımızı, biz de evlerin en güzel yerlerinde duralım eskisi gibi, biz de hatırlanalım insanlar tarafından. Dillerinden anlayan sadece aynalar olduğu için onlara yalvarıyorlarmış. Fakat aynalar zaten insanlara açıkladıkları bu sırrı, daha fazla yayarlarsa kendilerinin de kaybetme ihtimalinden korktukları için isteklerini kesinlikle geri çeviriyorlarmış.
Hiç değişmeyen , sürekli genç ve güzel olan insanlar, aynı boyutta yaşadıkları aynalarla çok iyi anlaştıklarından, çok değer vermiş ve evlerinin her bir köşesini onlarla kaplamışlar. Buna karşın zamana mahkum fotoğraflarda, değişen ve artık kendileri olmaktan çıkan figürleri görmeyi pek hazzetmediklerinden, daha ömürleri bitmeden (siyahi kağıttan ibaret olmadan) onları çöpe atıyorlarmış.
Ama fotoğrafların eski hallerinide özlemiyor değillermiş. Hatırlanılası anlarını çektikleri fotoğraflarda kendilerinin bir bir yok olması pek de hoş bir durum değilmiş. Güzelliklerinin fotoğraflarda geçerli olmaması, onların ardı gelmez hırslarını harekete geçirmiş.
Zamanın mahkumiyetinden kurtulmasına rağmen, hâlâ hırslarının esiri olduğunun farkında olmayan insan; aynaların tembihini hatırlatanların, kendilerinin de eski hayata dönecekleri uyarısında bulunanların hepsini öldürmüş. Bakanını hep güzel gösteren aynalar gibi fotoğrafı da zamanın mahkumu olmaktan çıkarmak için çalışmaya başlamışlar. Artık hakimiyetinin gittikçe azaldığını gören zaman buna çok sinirlenmiş ve o da boş durmayıp eski güçlü haline yeniden kavuşmak için planlar yapmaya başlamış.
İnsan, bildiği sırları bir şekilde fotoğrafa anlatmayı başarmış. Fotoğraf ise eski günlerine kavuşacak olmanın mutluluğu içinde, hiç beklemeden zamanın zincirlerini bir bir çözmeye başlamış. Fakat onun çözdüğü her bir zincir, insanın etrafına dolanıyormuş. Olanlar karşısında şaşkınlığa uğrayan insan, bütün uğraşısına rağmen ne fotoğrafı durdurabilmiş ne de bir bir sarılan zincirlerden kurtulabilmiş.
Zaman tekrar eski hakimiyetine kavuşmuş; önce insanı esir almış daha sonra aynaları kendisine mahkum etmiş. Gücüne tekrar kavuşmasına sebep olan fotoğrafları ise ödüllendirip serbest bırakmış. Artık fotoğraflar eskisi gibi mutlu bir şekilde yaşamaya devam etmişler. Sundukları hep ilk anki gibi kalıyormuş sonsuza kadar değişmeden. Yine eski haline dönen insan mahkumiyetin izlerini yaşamaya, aynalar da bunu göstermeye başlamış.
Masal bu ya gökten de hiç elma düşmemiş.
Yorumlar
Masalın Yorumuymuş
Per, 07/12/2006 - 22:41 — aysun yollardagezerZamanı durdurma hayalleri, zaman makinesi ile geçmişi düzeltme ve bugünü düzenleme... İnsan bunları hayal etmekten asla vazgeçmez!
Dorian Gray'in Portresi'nde, bir ressam genç ve yakışıklı Dorian'a gençliğini yaşaması için uzunca bir süre biçer. -Tıpkı bu masaldaki gibi-O yaşar, resim yaşlanır, o suç işler, izleri tablodaki yüzde belirir.
Burada mesele aslında zamana meydan okuma ve biraz da şekilciliktir!
Hep genç, hep güzel, hep aynı kalayım, der insan. Yaşaması gereken şey gençlik değil öldürerek yok etmeye çalıştığı ZAMANdır, anlayamaz!
"...Yine eski haline dönen insan mahkumiyetin izlerini yaşamaya, aynalar da bunu göstermeye başlamış..."
Sonu güzel bir masal. Olması gereken oldu; Zaman yendi.
Gökten düşmeyen elmalar için bulutları silkeleme zamanı! Ezilirlerse de problem değil: Elmalı Pasta yaparız, cevizli tarçınlı:) Çaylar şirketten.
Elinize sağlık...
Masal için teşekkürler:)
göğü silkelemeli hakikaten
Cum, 08/12/2006 - 21:41 — Zeyd GÜLESİNtakip edilecek bu kadar çok polemik ve altına yorum eklenecek bu kadar çok popüler yorum(!) varken kalkıp ta masala yorum yazdığınız için teşekkür ederim . )
yorumuzunuzu okuduktan sonra anımsadım dorian gray'in portresi kitabını. zamanı saatten, fotoğrafı da kağıttan ibaret görecek kadar küçüktüm okuduğum zamanlar.)
yeniden okuyacağım inş.
silkelemeli göğü hakikaten. öyle görünüyor ki hem başına elma düşmesi ihtiyacını hisseden hem de elmalı pasta için bekleyen bir çok insan var.
eyvallah.