renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Murat Soyak yazıları

Diriliş Şairi Erdem Bayazıt

Erdem Bayazıt

İnsan, umut ile yaşar. Yürümek, umut ile…“Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı”. Karanlıklar dağılacak elbet. Kötü gidiş bir gün son bulacak. Fert fert varoluş sorgusu. Karşı duruş, bilenmiş bir bilinç ile…Yangınlardan, yıkımlardan geçip yeniden başlamak mümkün. Yaralarını sağaltan yiğitler yolda şimdi: “Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu”.

Hay Hay Hayat

Hay Hay Hayat

İbrahim Demirci’nin son dönemde yazdığı yazılar “Hay Hay Hayat” adıyla kitaplaştı. Hayata ve insana dair yalın, inceden denemeler.

“Yaban Ördekleri” isimli yazıdan: “…Ne çok kar vardı! Eskiden ne çok kar yağardı Konya’ya ! Dünyaya, evet, dünyaya, ne çok kar yağardı eskiden…” Daha çok çağrışımlarla ilerleyen bir yazı ve tetikte bir dikkat sürekli.

“Karlı Yazı”isimli yazının ilk cümleleri: “ Çocukluğumda kar, kış sabahının şaşırtısı olurdu. Beyaz ve büyük, beyaz ve güzel, beyaz ve serin, beyaz ve temiz…”

Bir Umut

-Yarın daha güzel olacak anne !..

Anne başını kaldırıp kızına baktı bir süre. Yüzünde acının, hüznün izleri çizgi çizgi sıralanmış. Yıllar var ki anne hep kırgın, küskün hayata.
-Kızım…

Sözün devamını getiremedi. Sustu. Söyleyecekleri vardı ama nedense kelimeler düğümleniverdi. Soba için için yanıyor. Küçük oda hemen ısınıvermiş. Odanın büyük penceresinden içeriye günün son ışıkları düşüyor. Radyo köşede sessiz. Hemen yanında duran televizyon açık. Ölüm haberleri dolduruyor odayı. Sanki her akşam ölüm boca ediliyor televizyondan. Haberler yine iç karartıcı. Bitmeyen bir tekerrür…

Bize Dair Bir Çözümleme: "Karpuz Kestim Yiyen Yok"

Bir hazinemiz var. Bizi anlatan, bizi duyuran hazinemiz… Bütünüyle söz varlığımız okunmayı, işlenmeyi bekliyor. Kilimdeki her nakış duyguların izleri, simgeleri idi. Bu topraklarda acı, sevinç, hasret nakış nakış sabır ile dokundu. Eskimeyen, solmayan yeniye ulaşmak için köklere ulaşmak için bir imkan arayışı.

“Karpuz Kestim Yiyen Yok” kitabının müellifi şair Şaban Abak, kitapta yer alan yazıların gayesi hakkında şu bilgileri veriyor: “Bu yazılar esasen, Müslüman gibi düşünme, insanı, dünyayı ve hayatı Müslüman gibi tasavvur ediş ve tanımlayış biçiminin ne idüğüne dair, kültürel unsurlara nasıl yansıyıp onları hangi yönde biçimlendirdiğine dair bir denemeler toplamıdır.

Ali Haydar Haksal ile Söyleşi

Ali Haydar Haksal

-“Yedi İklim” dergisinin misyonu ile başlayalım derim. “Yedi İklim”in yayın anlayışı, çizgisi hakkında neler söylersiniz?

Yedi iklim, nasıl ve niçin kuruldu buradan başlayalım önce. Mavera dergisinin son döneminde İstanbul’da bizler, Âlim Kahraman, Osman Bayraktar, Mustafa Çelik, Hasan Aycın, İlhan Kutluer, Ali Göçer ve ben katkıda bulunuyor dosyalar oluşturuyorduk. Derginin yeni yönetimi ile sorunlarımız oldu. O zaman hazırladığımız dosyalar yayımlanmadı.

Gözümüz ‘Aydın’ mı ?

Sorulardan kaçmayan, hakkıyla düşünen ve çözüm üreten kişidir aydın. Vazifesi ağırdır. Doğru bildiği yolda düşmeden yürüyebilme, düşüncenin bütün renklerini tanıyabilme, çözüm üretebilme ve karanlıkları aydınlatabilme belirgin vasıflarıdır.

Aydın, gerçek aydın… İşte meselemiz. Son devir fikir tarihimizde hep çatışmaya şahid oluyoruz. Bu çatışma halk ile aydın arasında olmaktadır.

Zulme Rıza Göstermeyen Şair: Mehmed Âkif

Mehmet Akif

Mehmed Âkif, “Safahat” ın “Âsım” bölümünde haksızlıklar karşısındaki duruşunu, tavrını açık ve çarpıcı mısralarla dile getirir. İşte üzerinde önemle durulması gereken şiir:

“…
Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…

Samanyolunda Ziyafet: Oruç Yazıları

Mütefekkir-şair Sezai Karakoç’un bir ömür boyunca daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazıları “Samanyolunda Ziyafet” adıyla kitaplaştı.Kitabın alt başlığı: “Oruç Yazıları”

Kitapta yer alan yazıların başlıkları bizlere çok şey söylemektedir: Betonları Kıran Oruç, Samanyolunda Ziyafet, Oruç ve Çocuk , Orucun 24 Saati, Orucun Ömrü, Aktüalite, Altın Gece,

Yaşayan Türkçe

“Resimlerle Uyarı” isimli yazısında Prof.Dr.Ahmet B.Ercilasun şu tespitte bulunur: “Bir zamanlar dergilerimizin adları Ülkü, Çığır, Varlık, Ağaç, Çınaraltı, Kopuz, Ses, Yıldız, Yelpaze idi; şimdi Aktüel, Life, Capital, Home ar, Focus…Demek ki bir zamanlar dergilerimize Türkçe adlar koymaktan utanmıyorduk; bugün ise Türkçe adlar bizi pek ilgilendirmiyor.” ( “Türk Dili” dergisi, Sayı:583 )

Erdem Bayazıt Şiiri

“Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında
Direnen insanlığın
Saçlarınız ıstırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana

İçeriği paylaş