renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bloglar

Eylül'de Yine ve Yeniden Ölebilmek!

Rüzgarın biraz asabi biraz hırçın darbeleri sessiz gecesine eşlik etmişti .Yüreğindeki savruluşlar gibi, savrulmuştu bahçesindeki her bir ağaç.Endişelenmişti kendisine endişelenişi kadar onlar adına. Hırpalanmışlar mıydı acaba? Bu vehminin yerini bir başka düşünce alıvermişti hemen.Sanmıyorum dedi..Sanmıyorum., her yaratılmışa bahşedilen acizlik kadar gücüde birlikte barındıran özellik geliverdi aklına.. Kendisini seyredişinde gördüklerinden yola çıkarak... Bir gün doğuşu ile batışı arasındaki anlarda ne çok iniş çıkışlar yaşardı.Ne çok umutsuzluğun ve karamsarlığın, içini yakışlarında dualarda felah bulup rahatlardı. Rahatlardı da hayata yeniden tutunuverirdi. Öylesi bir tutunuş ki; hüzünlerinin varlığından şekva etmemecesine...

Kaygımın Sevdiği Mevsim

Sancımın buzul çağı mekan tutmuş ensemi
Kör topal düşüyorum bir kuşun mevsimine

İki kişilik inan ilknur hayat güzeldir diye!
Yüzgörümlüğünü yırtan bir hırçın gelindir o.
Ama hırçın ama müsvedde, ama çok güzel…
Yamadır bir erkeğin diline değil dizine

"Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak" Sergisi

Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak

İnsan ve Medeniyet Hareketi, Eyüp'teki genel merkezinde Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa "Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak" sergisini düzenliyor.

Sergi, 2 Eylül-29 Eylül 2008 tarihleri arasında ziyaretçilere açık tutulacak.

İkinci Yılında Kurtuba Dergisi

Bir dergi çıkarmak bir dua etmektir. Hayata kayıtsız kalmak yerine hayata müdahil olmaktır. Varlığı sorgulamaktır. Ruhun dışa vurumu olan insan faktörüne yönelmektir. Muştulanmış bir dirilişin ardından yürümektir. Allah ile dost olabilmek için atılan bir adımdır. Kalp atışlarını kontrol altına almaktır. Öğrenmektir. Savaşmaktır. Ayakta kalmaktır. Dik durmaktır. Tarihe tanıklık etmektir. Alınıp verilen her soluğa bir şerh düşmektir. Yerdeki bir taşı kaldırıp kenara koymaktır. Sezai Karakoç’un işaret ettiği, “İnsanlık, tekrar bu medeniyetin muhasebesini yapmak ve peygamberlerin yolu olan hakikat medeniyetine dönerek yenilenmek, tazelenmek, yeni bir ruh ve hayat kazanmak, dirilmek zorundadır; insanlığın ruhu bu yeniden doğuşa gebedir” hakikatine can-ı gönülden bağlı olmaktır. Umudunu yitirmemektir. Umut aşılamaktır. Karamsar düşünceleri yok etmektir. Akideyi öncelemektir. Her ne şartta olursa olsun arkaya dönüp bakmamaktır.

Hazreti Ali Atatürk Olarak Dönmüş(!)

Alt Kültürün Tevil Götürmez Zırvaları!

Beşerin türlü dalaleti var/putunu kendi yapar kendi tapar, diyen şaire ne kadar gıpta etsek azdır! İşte yeni bir dalalet örneği ile karşı karşıyayız. Başlıktaki tüyler ürpertici anlayışın üzerinde durmak gerekiyor. Bu anlayış felsefi, insani, akli hiçbir gerekçeyle izah edilmeyecek alt kültürün bakışıdır ve bu bakış Türkiye’de laik faşizanların dayandığı toplumsal zemini göstermektedir.

İbni Haldun’dan bu güne bilinen bir gerçek şudur: İslamın medeni vasfı ehlisünnet anlayışını doğurmuş, bedevi vasfı ise Şii anlayışı doğurmuştur.

Ben Osman Paşa; Plevne’de Unutulan Kumandan

Merhum Ali Ulvi Kurucu şöyle başlar Bediüzzaman Said Nursi’nin “Tarihçe-i Hayat”ına yazdığı ön söze:

Tarihe şerefler veren erler anılırken
Yükselmede ruh en geniş âlemlere, yerden...
Bin rayihanın feyzi sarar ruhu derinden,
Geçmiş gibi, Cennetteki gül bahçelerinden...

Evet, tarihin derin ve belki de sonrakilerin okudukları hakikat zannedilen şeye en yakından bakan bizce tarih olmuş şahsiyetlerdir.

Euro ve Chopin; 2010'dan Sonra Euro Yok

"Euro Çatırdıyor; Avrupa'nın Ruhu Bileşenlerine Ayrılıyor"

Bir rüya bitiyor.1970 yılında Werner raporunda ele alınan, 26-27 Haziran 1989 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından onaylanan Delors raporu çerçevesinde Ekonomik ve Parasal Birliği(EPB) geçiş planına göre; 01 Temmuz 1990 tarihinde, sermaye hareketlerinin Avrupa Birliği bünyesinde serbest bırakılması ve üye devletlerin ekonomi politikaları arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi; 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması ile üye devletlerin, ekonomi ve para politikaları, dış politikaları, ortak güvenlik, adalet ve içişleri alanlarında koordinasyon sağlamaları;

Değirmen Dergisi 15. Sayı

HASBİHAL

1. Teknoloji, var oluş imkânımızı kayıt altına aldı. Oryantal muhalefet üslubuyla söylediğim bir şey değil bu. Bizden bağımsız bir şekilde var olan var oluş maceramız binlerce sistematik prosedüre bağlanmak suretiyle fact orijinalitesini yitirmiştir diyorum. Hayatımızı idame ettirmemiz için lüzum ihdas ettirilen her alet modern çağa dek bizim başparmağımıza bağlı bir atılım yetisi mesabesindeydi, artık değil. Tekno-hayat, bize bağlı olarak seyreden bir kader değil, bizi bağlayarak yol alan bir plana evirildi.

2. Yabancılaşma, tekniği yaratma alınyazısı alnına yazılmamışların, Şarklıların, bizlerin muhatap olmaması icab eden bir sosyo-sağaltım kavramı.

Türkiye’de Burjuvazi Var Mı?

Türkiye’de yaşanan değişimi anlamak için bazı kavramlar üzerinden yeni tanımlamalar yapmak gerekir. Bu değişimi yönlendiren batılı kavramlar şu anda hayatın her alanında etkisini göstermektedir. Demokrasi, laiklik, reform, ulusçuluk, insan hakları, anayasa ve hukuk gibi birçok kavramın Türkiye gibi bu geleneğin dışında olan ülkelerde tanımı ve izdüşümü farklı farklıdır. Geleceğini bu değişimde arayan Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük projelerinden biri olan Avrupa Birliği bu sürecin somutlaşmış ifadelerinden biridir. Batı kültür dinamiklerinin ortaya çıkardığı ve Türkiye’de de halen nerede ve nasıl durduğu tartışmalı olan belirgin kavramlarından biri de burjuvazidir.

"Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" Sergisi

"İbnu Abbas (r.a.) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin." (Tirmizi, Menakıb, (3792))

Topkapı Sarayı Müzesi ve Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) İstanbul Şubesi'nin ortaklaşa düzenledikleri "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" adlı sergi, Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Bölümü'nde açıldı.

İçeriği paylaş