renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Arap Düşmanlığı

Bazı yargılar vardır nedeni bilinmez körü körüne oturmuş kalmıştır dimağımızda. Bedende kök salıp günden güne büyüyen kanser hücresi gibi mesela… Bu tip yargılardan biri de galiba Arap düşmanlığıdır.

Sebebi konusunda söz söyleyecek değiliz. Osmanlı'nın en sorunlu, en keşmekeş zamanında batılı devlet ajanlarının hilesine kandıkları ve bu yüzden Osmanlı'ya ihanet ettikleri yazılır tarih kitaplarında. Düşmanlığın nedeni olarak işte bu ihanet ya da arkadan vurma gösterilir. Ümmet bilincine erenlerin yapmaması gereken bir hareketti elbet bu. Ama maalesef bu olay kitaplara bir ayıp olarak geçmiştir.

Asıl değinmek istediğim bu hadisenin neden hâlâ aynı sıcaklıkla gündemde yerini koruduğu ve her fırsatta “Ama onlar bizi arkadan vurmuştu” cümlesinin sarf edilmesinin mantıksızlığı. Yıllar sonra dedeleri ya da babaları tarafından işlenen bir kabahatten dolayı ikinci ya da üçüncü nesli yargılamak insaflıca olmasa gerek. İnsanlar hata yapar muhakkak. Fakat bu hatayı nesiller boyu sürdürmek olaydan haberi olmayan masumlara zulümdür.

Bu olaya birkaç değişik mantık çerçevesi içinde bakmaya çalışalım. Bizce bu husumet tohumu içimize “kötü beyaz adamlar” tarafından birliğimizi bozmak amacıyla atılan pis bir tuzak gibi geliyor. Hatırlayın o “kötü beyaz adamı” ki ona göre kızılderiler vahşi idi, siyah derililer yani zenciler ise ikinci sınıf insandı! Hemen hemen her dönemde birilerini “tu kaka” ettiler, dünya insanları arasına nifak tohumu ektiler. Dünya genelinde yaptıkları bu kutuplaşma, güttükleri emperyalist politika sebebiyle farklı ülkelerde farklı kamplaşmalar şeklinde çirkin yüzünü gösterdi. Halkı tamamen zenci veya beyaz olan bir ülkede bile ya mezhep ya da kavim ayrışmasını körüklediler. Sonuç ise kutuplara ayırdıkları insanlar için hep kan ve gözyaşı oldu. Kendileri ise başta toprak olmak üzere pek çok dünya nimetini elde ettiler ve hâlâ da bu şekilde ‘sözde!’ kazanıyorlar.

Buna bağlı olarak eğer bizim gündemimizde de asıl tutulmak istenen gerçekten bir halkın Osmanlıya karşı yanlış hareketi olsaydı, Anadolu’nun içerisinde kadınlarımıza tecavüz eden, erkeklerimizi şehid eden, evlerimizi ekinlerimizi ateşe verip hayvanlarımızı öldüren Batılı ülkelere niye Araplar kadar kin duymamız istenmiyor acaba? Bırakın kin duymayı Batı sempatizanı olmayanı gericilikle suçladığımız dahi oluyor. Hâlbuki Batılılar hem arkadan sinsi planlarla çökertmeye çalıştılar Osmanlı ve ondan önceki İslam devlerini hem de cephelerde yüzbinlerce Müslüman kanı döktüler.

İşin bir garip tarafı da Araplara karşı bu husumeti körükleyen bazı çağdaş köşe yazarları her fırsatta Güneydoğu bölgemizdeki kan davalarının ilkelliğinden ve seviyesizliğinden bahsederler. Peki bir nevi kan davası gibi kinle anılan bu yıllar öncesinin hadisesinin hâlâ temcit pilavı gibi önümüze getirilmesi, ruhumuza kızgın demirlerle kazınması hatta aklı baliğ olan her Türk gencine bu duyguların aşılanması niye? Dostluk, kardeşlik onlar için galiba bir yere kadar! Sonrası cızzz…

Araplar Osmanlıya ihanet etti diyoruz. Tamam. Peki yine aynı Araplar Allah’ın Habibine (sav), peygamberlerin en üstününe iftiralar atmadı mı, O’na işkenceler etmeye kalkışmadı mı; O’nunla cedelleşmedi mi? Ya peki tüm bunlar olurken kutlu peygamberin yanında kim vardı? Yine Araplar… Yani sorun insanların tabiiyetinden ziyade insanlıklarında yanılmıyorsak. Ebu Bekr(ra) de bir Arap idi Ebu Cehil de… Böyleyken iki Araptan birisi Peygamber'in en sadık dostu olurken diğeri cahillerin babası unvanıyla anılacaktır kıyamete kadar.

Demek ki her Arap da kötü değilmiş. Ki zaten en başta peygamberimiz bir Arap idi. Araplara söylenen her söz önce O’na gider ve önce O’nu üzer. Allahü Teala bizlere “Üstünlük ancak takvadadır” buyuruyor. Yine peygamberimiz Veda Hutbesinde “Arabın aceme, acemin de Araba bir üstünlüğü yoktur; üstünlük ancak takvada (yani Allaha güzel kulluk yapmak, insanlarla güzel ahlakla geçinebilmekte)dır” buyururken bazı ırkları yerin dibine sokarken bazı ırkları da kutsamak bizi bir başka günaha belki isyana sürükler.

Bu tip şoven, ırkçı yaklaşımlar dünya tarihinde hep olagelmiştir. Almanya’nın Hitlerini hatırlayın. Üstün ırk anlayışını… Ya da bugün dünyanın neredeyse terör devleti olarak anılan İsrail’inin aynı şekilde ‘seçilmiş millet’ olma sapkınlığını düşünün. Bunlar gibi sapkın nice örnek var tarihte. Fakat biz inanan insanlar olarak biliyoruz ki üstünlük ancak ve ancak takvada yani Allah’a karşı görevlerimizi titizlikle yerine getirebilmektedir.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Hain Kim?

Bu konuyla ilgili güzel bir kitap tavsiye etmek istiyorum.

Belki, okumayan arkadaşlarımız vardır.

Hain Kim

''Kralın günlük programını ve masrafını öğrenmeden önce öğreneceğimiz bilgiler ve yorumlar olmalı. ‘Hain Kim’ kitabının yazarı Remzi Çavuş, imzalanacak milyarlarca dolarlık anlaşmalardan kesinlikle daha yararlı bir iş yapmış, Türklerle Arapların kardeşliğini hiçbir itiraza yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir.'' (Osman Toprak/09.08.2006/Milli Gazete)

Tarih Yalanlar Üzerine İnşa Edilmiştir

Napolyon, "Tarih yalanlar üzerine kurulmuştur." demişti. Bu söz bir çok kerreler hakikatini tarih sahnesinde gösterdi.

Bir keresinde Papa, Makyevel'i Vatikan'a çağırtarak, ondan bir dünya tarihi yazmasını istedi. Makyevel de yazdı. Osmanlı'nın en parlak dönemlerden birini yaşadığı bu periyodda, kitapta Osmanlı'nın hakim olduğu topraklarda Bizans ve Roma'lıların yaşadığı gösterildi.

Bu kitap hala Amerika ve Avrupa okullarında ders kitabı olarak okutulur.

Diyalektikçiler, "Tarih tekerrür etmez, tekâmül eder," der, bazen kendileri de bununla çelişir ama yine de derler bunu.

Evet toplumuzda, Müminlerin dışında olan bir karşı duruş, bir karşı mahalle var. Bu mahalle Makyevel tarzı okuduğu tarih kitaplarından, maziyi, ırkları, dinleri nasıl kafalarına empoze edildiyse öyle öğrenip, öyle algılıyor.

İmam Gazzali, "Bir müslüman ebeveynlerinden öğrendiği dini bilgiyi bir tabu sayıp, dini kendi başına araştırıp, detaylarıyla öğrenmedikçe hakiki iman etmiş olmaz." der.

Bizim mahallede de cühalanın gırla olduğu vakıa. Adam gavur, Allahsız, Yahudi, Budist, Hristiyan diye okumayan tonla adam var.
Asaf Halet Çelebi'yi kaç kişi okuyor? Şairi kaç kişi okudu. Ali Günvar, Goethe okumak için Almanca, Dante okumak için İtalyanca öğrenmiş adam. Akif Doğuyu ve Batıyı avcunun içine almış bir üstad. Batıyı bilmiş ama prim vermemiş bir münevver.

"Sol okumuyor, sağ anlamaya çalışmıyor" vs türünde sözler ortalıkta dolaşır. Hiçbir mahallenin adamı diğer mahalleye adamını atmaz. Biz adamları karalarız, onlar bizi. Çarklar döner.

Ortalıkta Makyavel tarzı tarih kitaplarında karalanmış, ince ayar çekilerek oryantalist hilelerle gözlerine mil çekilmiş bir İslam var. Bu tür kitaplar müfradatta gırla mevcut. Mümin ve bilinçli bir aileden neşet etmemiş birey bu kitapları okuduktan sonra Arap düşmanı oluyor, vs düşmanı oluyor.

Arap düşmanı artı İslam düşmanı olmak demek. Yazarın dediği gibi Peygamberi karalayanlarda, onun yanında olanlar da Araplardı.

Bugün Türkiye'de bir gruplaşma var. İki grup diyelim. İkisi de genelde Türk. İslamı bağrına basanlar ve İslam sancağına taarruz eden çarklar.

Sonra başka yerlerde de var bu. Amerika'da da var böyle çift çarklar.

Çarklar dönüyor. Akrep ve yelkovan dönüyor. Dünya dönüyor. Gezegenler semâ çıkarıyor. Semâzenler dönüyor. Ama hepsi sağdan sola doğru dönüyor. Bir tek Venüs vardır soldan sağa dönen. Onun da bir hikmeti vardır.

"There is no good or bad; its just a thought that makes things good or bad!"
-İyi yada kötü yoktur; şeyleri iyi veya kötü yapan düşüncedir.-
William Shakespeare

Düşmanlık

Arap düşmalığından...
Arapça düşmanlığına...
Ezan düşmalığına...
Kur'an düşmanlığına...

Zincir uzayıp gidiyor...

HafazanAllah!

_________________________
Umit Bey, Sevgiler/Sağolasınız
_________________________