“(Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (1)
Allah insanları yaratmış, onlara doğruyu yanlıştan ayırt edebilmeleri için akıl, duyup hissedebilmeleri için kalp ve seçebilmeleri için irade vermiştir. Buna rağmen, hakkı hakikati kolayca bulsunlar, yanlış yapıp üzülmesinler diye insanların yaratıcısı olarak onlara acımış, engin rahmetiyle onlara sahip çıkmış; aralarından rehber insanlar seçmiştir: “Gerçekten biz, Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, her şeyi işitir ve bilir.” (2)
Peygamberlerin görevi; Allah’a çağırmak, yeryüzünde insani değerleri yerleştirmek, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkararak, onlara dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak yolları göstermektir. Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed (s.av.) de Allah’ın insanlara acıması, rahmeti ve merhametidir. Hz. Muhammed (s.av.) Allah’ın insanlara olan sevgi ve muhabbetinin bir tecellisidir. Bu nedenle Hz. Muhammed (s.av.) insanlara bir rahmettir.
Allah, Hz. Muhammed’e (s.av.) itaat etmelerinin karşılığı olarak insanları sevip bağışlayacağını, onları rahmet ve merhametine ulaştıracağını açıklamıştır: “Ve namaz konusunda devamlı ve duyarlı olun, arınmak için verilmesi gereken zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.” (3)
Allah’ın rahmet ve merhametinin sebebi olarak Hz. Muhammed (s.av.) bir rahmettir.
Hz. Muhammed, insanlığın gönül iklimine hayat verir. Getirdiği Kur’ani ilkeler, yağdığı yere hayat veren, orayı cıvıl cıvıl bir gülşen haline getiren bol ve bereketli yağmura benzer. İnançsızlık, bilgisizlik, iç sıkıntısı, belirsizlik, boşluk, tedirginlik, güvensizlik, hiçlik, karamsarlık, erdem fakirliği, kölelik ruhu, özenti, korkaklık, kin, nefret, içten pazarlılık, ikiyüzlülük, ihanet, kıskançlık, kabalık, acımazsızlık, hırçınlık, kendini beğenmişlik, bencillik gibi kirleri yıkayıp arındıran; onların yerine, doğru inanç (iman), bilim ve bilinç, kendi değerinin farkına varma, anlayış, iç huzuru, güven, saygı, saygınlık, alçak gönüllülük, olgunluk ve erdem, özgürlük, cesaret, aşk, sevgi, umut, anlam, yaşama heyecanı, sevinç, acıma, gibi insani değerlerin kalplere ekilip yeşermesini sağlayan öğretileriyle Hz. Muhammed (s.av.) gönüllere bir rahmettir.
Toplumlara getirdiği kardeşlik, başkasını kendisi gibi görme, eşitlik, hukukun üstünlüğü, adalet, entelektüel cesaret, sorumluluk ve görev bilinci, ilericilik, çalışkanlık, sosyal-siyasal ve iktisadî katılım, kolektif akıl bilinci, birlik ve beraberlik (biz bilinci), toplumsal dayanışma, ferdi farklılıkları gözetme, karşılıklı anlayış-saygı ve sevgi gibi ilkelerle de Hz. Muhammed (s.av.) toplumlara bir rahmettir.
Hayvanlara şefkat ve merhametle davranılmasını, onların da bir can taşıdığını ve güzelce bakılıp beslenilmesi gerektiğini, onlara çekemeyecekleri yükün vurulmamasını, hedef tahtası yapılmamasını, faydalanmak için keserken dahi bıçağın iyice bilenip onlara eziyet edilmemesini, bir serçeyi dahi haksız yere katletmenin bir hesabının olduğunu öğreten; ayrıca, bütün anlamlarıyla temizliği ve çevre temizliğini, doğayı korumayı, rasgele ağaçları kesip yok etmemeyi, kıyamet kopacağı an dahi olsa, yapabiliyorsak elimizdeki ağacı dikmeyi, doğa ile uyumlu bir hayat şamayı ve daha fazlasını öğreten Hz. Muhammed (s.av.), yalnızca insanlara değil, âlemlere; tüm evrene, bütün varlıklara bir rahmettir.
***
Âlemlere Rahmet Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allahın bana hidayet ve ilim vererek göndermesi şuna benzer: Sağanak bir yağmur ki yere yağmıştır, yerin bir kısmı verimli toprak olduğu için, o, yağmur suyunu kabul edip emmiştir. Otlar ve çimenler bitirmiştir.
Bir kısmı, çorak olduğu için suyu tutmuştur da, insanlar ondan yararlanıp içmişler, hayvanlarını ve tarlalarını sulamışlardır.
Bir cinsi de, ne suyu tutan, ne de ot bitiren düz yerlerdir.
Allah’ın dinini anlayan ve onu uygulayan ve uygulamaları için benim gönderildiğim ilmimi yayan kimse ile büyüklenip, Allahın benimle gönderdiği hidayeti bir türlü kabullenmeyen kimseler de tıpkı böyledir." (4)
Şimdi kendime sormalıyım:
Benim toprağıma/yüreğime/gönlüme İlahi Yağmur yağdı mı? Şayet yağmadı ise niçin yağmadı? Yağmadı ise şerha şerha çorak toprağıma İlahi/Nebevi Rahmetin yağması için ne yapmalıyım? Yağmışsa; yeteri kadar yağdı mı/yağıyor mu? Yağmışsa, ne/neler değişti ya da ne/neler değişmedi? Ben hangi toprağım?
Bu, Bereket Yüklü İlahi/Nebevi Rahmet Yağmuru benim yuvama/yurduma/vatanıma yağdı mı/yağıyor mu? Benim yuvam/yurdum/vatanım hangi tür toprak? Kucak açan/özümseyip yeşeren/taze emsalsiz yemişler veren Medine mi? Özümsemeyip tutan Habeşistan mı? Yoksa horlayan, reddeden, kovan Mekke mi?
Peki, bana düşen nedir?
Ne yapmalıyım?
...
Dipnot
1. Enbiya Suresi 21/107.
2. Duhan Suresi 44/6.
3. Nur Suresi 24/56.
4. Buhari, İlim 21; Müslim, Fedail 15; Ahmed, I, 399.
Son yorumlar
3 sa. 19 dk. önce
2 sa. 57 dk. önce
8 sa. 8 dk. önce
8 sa. 39 dk. önce
10 sa. 7 dk. önce
8 sa. 11 dk. önce
13 sa. 27 dk. önce
1 gün 10 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce