renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Erdem Sadi Yargıcı yazıları

Beyoğlu'na

Biliyorum bekliyor
Tren raylarındaki bitmek bilmez soluyuş
Bir deniz yamacından yükselmekte ilkbahar
Yopyorgun bir devrimin ertesi mi lunapark
Tutkunun tonlarıyla bezenmiş bir silüet
Biliyorum resimde bir kadın var bekliyor

Tebliğ

Eleştirel bir akılla ulaşılan mutlak hakikatin vicdana mal olabilmesi için en temel düstur sıdktır. Sıdk, her türlü kemalatın madenidir. Zira bir insanda yalan, katıksız maslahatın zorunlu bir emri olmak dışında (masum bir insanı ölümden kurtarmak gibi) ve hatta arızî bir sıfat da olmanın ötesinde ayrılmaz bir nitelik olmuşsa o insanın imanı iman değildir. Dürüst olmayanın dininden bahsedilemez. Zira din, borçtur. Borcun mutlak butlan ile batıl olmaması için temel şart kişinin dürüstlüğü zatına mal etmesidir. Hatta masum bir insanın öldürülmesi ihtimali yüzde yüz seviyesine ulaşmamışsa, orada dahi yalana müracaat edilmemelidir. Zira bugünkü dünyanın ve bugünkü Türkiye’nin en temel sorunları güvensizlikten doğmaktadır.

AKP Savunması İçin Taslak Bir Öneri

Ak Parti

Ön Not: Davayı kazanmak derken Anayasa Mahkemesi’ndeki aklanmayı kastetmiyorum. Zira davanın açılmasına amil olan irade davanın sonucunu da belirlemiş durumdadır. Davayı kazanmaktan kastettiğim AKP demokratikleştirme misyonunun önünde salt bir stratejik adım olarak duran bu davanın bu misyon açısından amacına ulaşmasıdır.

1. Savcının ithamlarının tamamı, şimdiye kadarki devlet uygulamalarının desteklediği ve çok özel bir biçimde tanımlanmış laiklik ilkesinden doğmaktadır.

Kur'an Okumanın Mantığı ve Çağdaş Siyaset

Solun bugün için haklı olarak İslam’a mesafeli durmasının bir sebebi de İslam’ın sosyo-politik bilincinin, ya da şöyle diyeyim, Kuran’da temellense de belli bir İslam zihniyetin ürünü olan toplumsal hükümlerin arkaikliğidir. Bugün için İslam’ın toplumsal tezahürü olarak sunulan normlar ve hükümler sistemi son tahlilde Kuran’dan doğmuş olsa da, büyük oranda kristalize oldukları dönemin, yani 12. yüzyılın zihniyet izlerini taşırlar. Bugün sunulan bu mesaj Kuran’ın özel ve eksik ve dolayısıyla bugün için çarpık bir İslam okumasından ibarettir. Halbuki Kuran’ın potansiyeli bu okumaya indirgenemeyecek kadar dolu, derin ve çağdaştır. Problem Kuran’ı okumanın mantığındadır.

İslam ve Özgürlük

28 Şubat’ın yarattığı zihniyet kırılmasından sonra Müslüman bilincin ‘özgürlük’ mefhumunu samimiyetle sahiplenmesini teolojik ve sosyolojik bir bakış açısından nereye oturtmak gerekir? İslam ve özgürlük iki ilişkisiz değer midir ki, İslam ‘çağın gereği’ dolayımıyla ‘özgürlük’ü sahiplenmiştir? Yoksa Müslüman bilinç için özgürlük bizatihi dini söylemin bağrında yatan bir değer midir? Eğer böyle anlaşılıyorsa nasıl bir kavramsal şemayla karşı karşıyayızdır ki ‘Allah’a kulluk’ olarak formüle edilen İslam, çelişkili bir mefhumu, ‘özgürlük’ü doğurabilmiştir?

İslam'ın İlk Dönemince Egemenliğin Tezahürü Üzerine

Bu yazı sol ve İslam üzerine yapılan bir tartışma sürecinde yazılmıştı.

Okan Şahin'in 'İslam Devleti' yazısı beni heyecanlandırdı. Bu tartışmaya nüanslar olmakla beraber katkı olması amacıyla gönderiyorum. Bütün büyüklerimizin başına (Muaviye dahil) Hazret ibaresini ekleyip öyle okunması daha doğru olur. Solla bir yakınlaşma kurarken derdim İslam'ı sol bir din kılmak değil, solun içindeki bir hak nüveye ciddiyetle sahip çıkmak.

Tartışmanın bu aşamasında sol ve İslam ilişkisinin güncel boyutunu bir kenara bırakmak zorundayım.

İslam Sanatına Doğru Küçük Bir Çaba

İslam Sanatı

1.
Çabam şunları kapsıyor: (a) Rönesans sonrası Batı görsel sanatının hangi felsefi eksende geliştiğini irdelemek, (b) bunu yaparken olası ve meşru bir İslam görsel sanatının ne gibi bir felsefi ilkeye dayalı olabileceğini ortaya koymak, (c) dolayısıyla gelecek görsel sanatının İslami-fıkhi meşruiyetini sorgulamak istiyorum.

2.
Bir kırılma noktası olarak Rönesans’tan yine bir kopuş olarak Picasso’ya giden Batı resim ve heykelinin en kapsamlı tahlili modernite ekseninde yapılabilir.

Bir Helak Ayetleri Tevili

Bir gün bir dostum önemli olduğunu düşündüğü bir makale okutmuştu:
‘tefsir’ ve ‘tevil’ üzerine, sanıyorum Nasr Hamid Ebu Zeyd’di yazarın ismi. Hakikaten de önemli bir makaleydi. (Yazar da çok önemli ama ben her eserini okuyamadım, belki ismi bile yanlış aktarıyorum) Şunu savunuyordu yazar, selefin uygulamalarına ve etimolojilere inerek: ‘Tevil sanıldığı gibi ‘Batınî sufilerin Kuran okumalarında gaybden haber verme girişimi gibi, Ehl-i Sünnet alimlerin zemmettiği bir iş olmaktan öte, Sahabenin sık sık yaptığı ve vahyin somut dünyada tekabül ettiği gerçeklerin irdelenmesi faaliyetlerine verilen addır.

Kur'an'da Kıssalar Üzerine Bir Tecrübe

Geçen sene kafamı alabildiğine karıştıran bir süreçten sonra Kur’an’ı bizzat kendisinden okumak zorunda kaldım. Hatırladığım kadarıyla, beni bu mecburiyete iten temel entelektüel neden Muhammed Abid el-Cabiri’nin ‘Arap-İslam Aklının Yapısı’ kitabıydı. Kitap, benim ve sosyal bilim okuyan birçoklarının temelde kullandığı bir kavramsal silah setini bizzat İslami bilgi disiplinlerinin kendisine uyguluyordu: hançeri bizzat bizim sinemize batırıyordu. Dediği kısaca şuydu: ‘İslam’ın ürettiği iki temel disiplin: Beyan (fıkıh ve kelam) ve İrfan (tasavvuf) temelde ezeli ve ebedi olmanın çok uzağında ‘tarihsel birer söylem’dir. Ve paranteze alınmalıdır. Mezopotomya’da gelişen Bürhan (felsefe) ise evrenseldi.

Kadir misin?

Yeni bir insan yaratmaya kadir misin? Mana aramak için maddeden hicret etmeyen… Maddeyi bir hacer görüp, manayı hayale hapsetmeyen bir insan yaratmaya kadirsen konuş. Cenneti kapkara bir taşta bulabilirsen eğer, ancak o zaman sözün dinlenecek. Dinlenmezsen, insanları kasr-ı ala’ya çıkaramayan sen kusurlu olacaksın, başkası değil.

Yeni bir insan yaratmaya kadir misin? Denî’de ledünniyi hayal edebilen bir mantık inşa edebilir misin? Esfel-i safilin’e düştüğümüz bugün, bize a’la-yı illiyyini gösterecek işaret parmaklarına ihtiyacımız yok.

İçeriği paylaş