renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

medine dogan yazıları

Annem...

Annem…

İki yıl önceydi. Ağabeyimin telefonu ile sarsılıyorum…”Annem ağırlaştı, gel” diyordu ahizedeki ses… Bir süre sonra acabalarla yola çıkıyorum... Yol boyunca hiçbir şeyin farkına varmıyorum. Ta ki yaşlı bir kadının benden yardım istemesi ile düşüncelerim biraz dağılıyor. Ve yol boyunca bu teyzeye yardım etmem gerekiyor. Ayrılırken teşekkür ediyor ve ben birden ellerinden tutuyorum. “Teyzeciğim dua et annemi bir kez daha göreyim” diyorum. Beni kendine doğru çekiyor ve “görürsün inşallah yavrum” diyor. Bu dua ile gönlüm öyle ferahlıyor ki… Geri kalan yolculuğumda annemin hatıraları bana eşlik ediyor…

Sizler Gerçek Değilsiniz

Derdi olan efkârlanırmış. En çok da bugünlerde efkârlanıyorum.

Efkâr kalbimi acıtıyor ve çocukluğuma sığınıyorum. 70’li yıllardaki Güneydoğu’nun bir Kürt köyünde, kasabasında ve ilinde gecen çocukluğuma...

Benim yaşadıklarım gerçekse eğer bugünlerde yaşadıklarımızın hepsinin yalan olduğunu söylemek istiyorum. Benim ‘Kürt dedemin’ böyle bir derdi yok idi. Onun derdi ‘gâvurları vatan dediğimiz bu topraklarda kovmaktı’ sadece.

Mekke

II

11-2-2002 Mekke
Kısa bir süre sonra Mikat sınırlarındayız, Efendimizin Mekke’ye giderken ihrama girdigi yer. Hafızamdaki başka bir hatırası Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed'in burada doğduğu... İhram için gerekli fıkhi meselelere burada başlıyoruz. Hiç bir heyecan buraya benzemez. Allah'a söz veriyoruz ve O'na gidiyoruz...

Medine

Medine

Aysunlar bizi yolcu ettikten sonraki bölümü onun kadar ustaca olmasa da anlatmaya çalışayım inşaallah.

Yolcu etmeye gelenleri, büyüklerimin mazlum bakışı, çocuklarımın annesiz kalma telaşı ve gözyaşlarıyla geride bırakarak, onları Allah’a emanet ederek...

Heyecanla “Lebbeyk!” nidaları ile yol arkadaşları ile yola çıkıyoruz. Akşam ile yatsıyı uçakta cem ediyoruz.

Urfa

renaud visage photographHurinur'a

Bu sabah ezanın bir başka okunduğunu hissediyorum, belki yolculuk heyecanı, belki ezana duyduğum hasretlik… Okula başlayacak bir oğrenci gibiyim.. çünkü yolumuz Urfa. Şehirler insanı yeniler, ruhunu ruhuna katar. İnsanda izler bırakır ve insandan izler edinir.

Çok istememize rağmen annemi sağlık problemlerinden dolayı götüremiyoruz.

Ramazan Her Yeri Isıtır

Gurbet, kimi için vatanından uzak, kimi için ailesinden uzak.. Kimi kalabalıklar içinde bile gurbeti yaşar. Gurbet benim için müminlerin olmadigi yerlerdir. Vatanından uzakta, minaresiz bir şehre Ramazan ancak bu kadar sıcak gelebilir. Rahmetini ve bereketini bize cömertçe ikram ediyor. Toplum olarak yaşanmasa bile, varlığı ile bizi sıcacık kuşatıyor, derneklerde(biz buna camii diyoruz), okullarda farklı renklerde farklı ırklarda müslümanlarla yeni aşıklar gibi coşkulu heyecanlı bir şekilde kucaklaşıyoruz.

Benim Şehirlerim

Şam ve HalepBuraya yazıp yazmama konusunda bayağı bir karasızlık yaşadım. Çünkü, genç kardeşlerimin güzel yazılarını okuduktan sonra anlatım ve dilbilgisi olarak doğrusu kendimde o kadar cesareti bulamadım. Fakat Şam İstanbul Köprüsü belgeselini gördüğümde kalbim aklıma engel oldu.

Şam, ilk bakışta kara, umursamaz, itici bir şehir, içine girdiğinizde yavaş yavaş sizi kendine çektiğinde farkına bile varmazsınız, her şeyinizle bu şehrin size ait olduğunu.

İçeriği paylaş