renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İslamî Düşüncenin Ana-Tommy'sine Kısa Bir Bakış

Eskilerin her işlerine besmeleyle başladıkları gibi ben de yazıma bir besmele ile başlayacak olsam maazallah(!) başkalarının başına gelen benim de başıma geliverir de kimsecikler beni kurtaramaz. Zira, her ne vakit, İslamî (insanî) olan bir şeyden bahsedecek olsak hemen tekmil verecek birilerini bulmamız gerekecek. Aslında bu hiç de zor olmayacak, meraklanmayın. İşte tam da bu sebepten, İslâmi Düşünce diye yazmaya davranacağım bir sırada silkinip kendime geldim ve fark ettim ki, bu yazının gereken tekmilini vermemişim. Sakın ha, yadırgamayın beni, başlıktaki Tommy nereden çıktı, diye. Tommy olmasa İslam dinlenmeyecek de ondandır, tüm bu birliktelik. Fakat buna karşın, Tommy’nin kimseleri bunun farkında olmamış olacak ki buna yol veriyor ve her nedense bundan razı oluyorlar. Neyse, sözü uzatmanın lüzumunda değil de aklım, lazım olanların söz edilmesi ile meşgul şimdi.

Teatral ve Suflörik Slogan: "Vatanı Satmak"

Hukukî ve siyâsî terminoloji'nin herhangi bir yerinde kırıntı düzeyinde de olsa "vatanı satmak" gibi bir tanım, terim yoktur. Vatana ihanet vardır; ancak vatana ihanetin içinde vatanı satmak gibi mâlâyani unsurlar sayılmamıştır. Zira böyle bir eylemin maddî boyutunun olamayacağı, böyle bir suçlama için gerekli olan hukuki sınırların belirlenemeyeceği ve terimleşme sürecinin hiçbir şekilde başlayamayacağı ve tamamlanamayacağı aşikârdır. Böyle bir "şey", hukukî ve siyâsî anlamda suç oluşturamaz ve kişi ya da kişiler bu neviden suçlamalarla zan altında bırakılamaz ve suçlanamazlar.

Beyoğlu'na

Biliyorum bekliyor
Tren raylarındaki bitmek bilmez soluyuş
Bir deniz yamacından yükselmekte ilkbahar
Yopyorgun bir devrimin ertesi mi lunapark
Tutkunun tonlarıyla bezenmiş bir silüet
Biliyorum resimde bir kadın var bekliyor

Millet İradesine Karşı Andımızı Söyle(t)mek

27 Mart 1994 Yerel seçimleri öncesi…Yer Kahramanmaraş. Zırhlı Tugay(hani şu Doğan Güreş kışlası adını alıp,28 Şubat sürecinde ismi değiştirilen askeri birlik)Kurmay Başkanı Kurmay Albay Süleyman Yılmaz(müteveffa) emrindeki tüm rütbeli personelin toplantı salonunda toplanmasını emreder.Toplantı konusu bilinmemektedir.Kurmay başkanı toplantıda personele irticai faaliyetlerin ve şeriatçıların güçlendiklerini ve bunun ülke geleceği ve laiklik açısından çok ciddi tehdit oluşturduğu ve bunların terör örgütünden daha tehlikeli olduğunu ve önlenmeleri için gerekli her türlü tedbirin alınması gerektiğinin elzem olduğunu vurgulayan giriş konuşmasından sonra sadede gelerek,asıl toplantı sebebini açıklar…

Sessiz Dünyaların Keşfi İçin; Bir İki Üç Tıp!

Konuşa biliyor olmanıza rağmen kaç hafta susabilirsiniz?
Ya da kaç gün hal dili ile konuşarak, susmayı başara bilirsiniz?

Etrafınızda herkes konuşuyorken ve her zaman yaptığınız şeyleri yapmaya devam ederek, dilinize kadar tırmanan kelimelerinize dur diye bilir misiniz?

İşte Türkçe öğretmeni ve yazar Niyazi Sanlı, duyduğu halde konuşamayan fakat huzurla gülümseyen öğrencisi Hümeyra’nın sessiz dünyasını keşfetmek için tam 17 gün susuyor.

Beden ve İktidar

Beden olgusu insan zihninin algılama, düşünme ve sonuca varma sürecinin temel arkhesini oluşturur. Filozofların temel neden olarak var saydıkları kavramlar da beden olgu/algısına dayanır.Doğanın kontrol edilmesi gereken tek varlık şekillenişi olan insan, insan/doğa, insan/insan ilişkisinde en acımasız olabilecek tek varlıktır; biriktirme, hırs, tamahkarlık, iktidar gibi baskın özellikleri durdurulamaz çatışmalara neden olur.

İnsanın beden tasavvuru ya da algısı ontolojik olarak kontrol edilemez duygusallıkları barındırdığından ve beden acı duygusunu çok iyi bildiğinden bütün yaşam şekillendirici kurgulamalar ona baskıda bulunur ve yön vermeye çalışır.

Annem...

Annem…

İki yıl önceydi. Ağabeyimin telefonu ile sarsılıyorum…”Annem ağırlaştı, gel” diyordu ahizedeki ses… Bir süre sonra acabalarla yola çıkıyorum... Yol boyunca hiçbir şeyin farkına varmıyorum. Ta ki yaşlı bir kadının benden yardım istemesi ile düşüncelerim biraz dağılıyor. Ve yol boyunca bu teyzeye yardım etmem gerekiyor. Ayrılırken teşekkür ediyor ve ben birden ellerinden tutuyorum. “Teyzeciğim dua et annemi bir kez daha göreyim” diyorum. Beni kendine doğru çekiyor ve “görürsün inşallah yavrum” diyor. Bu dua ile gönlüm öyle ferahlıyor ki… Geri kalan yolculuğumda annemin hatıraları bana eşlik ediyor…

Mülhidler ve Zındıklar

Tarih okumak sıkıcı birşey; ne de olsa ayet okumağa benzemez. Eğer bir parça H. White tanımışlığınız varsa, geçmiş kafanıza dökülmüş sıcak su gibi kavurur sizi. Biz de yüzmüzü, hafifçe bizi kavuran geçmişe çevirip, yaralarımızın kaynağını sorgulayalım dedik.

IX-XI. Yüzyıllar “Arab”ın – bu isimlendirme benim değil – ilim nabzının attığı yüzyıllar. Süryanisi, Berberisi, İranlısı, Yahudisi mevalinin koynuna taht kurmuş, ilim irfanla haşir neşir. Abbasîler sırtını Türk askerlerine vermiş, her sayfasına bir altın harcayarak yeni uygarlık kurma telaşındalar.

Yansın İçim, Yansın Alev Alev

‘Cami avlusuna bırakılmadım ama orada büyüdüm denebilir’ diyor kendisini tanımlarken bir kasetinin kapağında. Bu tarifini okuduğum zaman ben de henüz cami avlusundaki sürecimi bitirmemiştim ve bunu bir latife mesabesinde idrak edip, gülerek es geçmiştim. Ama o potadan çıktıktan sonra sözün mana-i asliyesini dünya hayatının kesretleriyle çarpışırken yavaş yavaş anlamaya başladım. Ev-cami-okul üçgenini her ne kadar çeşitkenar bir hale çevirmiş olsam da, hak eden köşeye hak ettiği değeri vermemiş olsam da, olaylardan hep de bihaber büyümemiştik elhamdülillah. Bir kere mekânın suyunu yudumlamak huyunu da ziyadesiyle kazandırıyordu.

Ak Sakallı Kardeşim Celaleddin

Mösyö beni biraz dinleyin
Yemyeşil gözlerinizi parlatarak
Hani övüne övüne söylüyorsunuz
Hani âlim dedelerimizin eskidiğini
Onların tarih mezarına gömüldüğünü
Diyorsunuz ya filozoflarınızın
Filozoflarımız olduğunu utanmadan

İçeriği paylaş